13 MART TERÖR EYLEMİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ.

13 Mart 2016 Tarihi, ‘’Ankara son 5 ayda patlayan 3. Bomba, resmi açıklamalara göre 166 ölen yurttaşımızın yanında, açıklanmayan ve hiçbir zaman açıklanmayacak olan sakat kalacak, muhtaç kalacak insan sayımız…’’
Neler oluyor?
Acaba, ‘’Güneydoğu’da 5 Haziran’da Diyarbakır’da başlatılan, 20 Temmuz’da Suruç’ta ikinci aşamasına girilen, patlatılan bomba faillerini bırakın ülkemizin Güneydoğusunda başlatılan operasyonlarla birlikte ülkemize kan gölüne çeviren güvenlikli’’ siyaset olarak adlandırılan, aslında ‘’Türkiye Cumhuriyet’inin parçalanmasına yönelik olduğu açık, ‘’resmi siyasetin de Türkiye Cumhuriyet’ini ortadan kaldıracak, ne olduğu belli olmayan ve Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluş ilkelerini ortadan kaldırmaya yönelik başkanlık, yeni Anayasa siyasetinin topluma dayatılmasına yönelik siyasi uygulamalarının da’’ izlerini gördüğümüz dayatmacı, resmi siyasetin ısrarcı oyunlarının oynandığını görüyoruz.
Resmi siyaset, ‘’yeni Anayasa, başkanlık ısrarını’’ her patlama sonrası ‘’ kamuoyu araştırmaları yaptırdığını, bunu kamuoyu ile paylaşılmadığı, ama parti örgütleri ile paylaştıklarını’’ ve çalışmalarını buna yönelik yaptıklarını anlayabiliyoruz.
Terörizm masum insanlığa vurmaya başlayınca? Siyasi geleceğimiz için ülkenin içine sokulduğu durum? Aklımızdan çıkmıyor nedense.
Ve nedense ki, ‘’seçimler sonrası başlatılan ve siyasi cinnete dönüştürülen operasyonlar, şehirlerin yakılıp yıkılması’’ şehirlerden teröristlerin temizlenmesi olarak açıklanabilir mi?
Gazeteci Levent Gültekin’den duyduğum ‘’en az 150 insanın yakılması ve sosyal medyadan duyuran genç bir kızın da yakılarak öldürülmesi’’ hangi ruh haliyle açıklanabilir.?
Ülkemiz ekonomi, sosyal ve sanatsal faaliyetler, spor kısacası insanların yaşamı unutularak, yalnız ülkede dinsel bir yaşamın topluma dayatılmasının izlerini taşıyan gelişmeler…..
Bir ülke cinnet geçirmiyor.
‘’Bu ülke siyasi cinnet geçiren siyasi bir yapıya kurban edilmek üzere.’’
Ve yeni oluşan ‘’burjuva sınıfına.’’
Ülkemizdeki ‘’güvenlik, hukuk, ekonomi’’ yalnız bir siyasi düşüncenin ve o siyasi yapıya liderlik yapanlar kurban edilmek üzere.
Cumhuriyet düşüncesi, ‘’toplumsal dinamizm tehdit edilerek dinamitleniyor.’’
Ve nedense üst akıl, topluma dayatılan ve yarattığı terörizm ile, başka bir ülke kurabileceklerini düşünüyor…..
Bir ülkeyi başka türlü yok edemezsiniz.
‘’Ekonomisi özelleştirmeler ile çökertilen, toplumsal yaşamının askeri bir operasyonlarla yok edilemesinin siyasi izlerinin günlerini yaşadığımız, hukuk sisteminin yeni kurulacak sisteme göre dizayn edilmesi anlamında mesafe kat edilmiş, toplumu kutuplaştıran, inançlar üzerinden ayrışmayı arttıran, bürokrasiyi toplumdan koprtarak siyasilere biat ettirildiği, üretim toplumunun yarattığı çarpık kentleşme ile tüketim toplumu haline getirildiği, tarımsal üretimin bitirilmesi noktasına getirildiği, tarımsal alanların yapılaşmaya açarak güvensiz kent yaşamını hızlandırıldığı, ekonomik ve siyasi iflasla birlikte ülkemizde kurulu olan Cumhuriyet’in kazanımlarını ayaklar altına alındığı, Osmanlıcılık adı altında parçalanmaya doğru gidişi hızlandırıldığı, resmi siyasetin bırakın önlemeyi, kutuplaşmayı arttıracak uygulamalar ile ayrışan toplumsal zeminden siyasi rant elde etmeye çalıştığı,’’ güvensiz, istikrarsız ülkeye dönüştürüldük…
‘’Toplumsal güvenlikten ziyade, ülkeyi bu kaos ortamına getiren siyasilerin güvenliğine dönüştürülen bir ülkeden bahsediyoruz…’’
Resmi siyasetin oluşturduğu siyasi zeminden faydalanmak için oluşturduğu güvenlikli politika olarak anladığı, ‘’kendilerine yapılan eleştirilere ve güvenliklerine yönelik uygulamalar olduğunu da’’ görüyoruz.
Oysa, siyasetin görevi, toplumun ekonomik, siyasi ve can güvenliğine yönelik önlemlerin alınması değil mi?
İnsanlarımız ölüyor, siyasilerimiz izliyor, polis ve istihbaratımız izliyor, askerimiz izliyor, izliyor de, izliyor.
Peki sizlerin asıl amacı, Türkiye Cumhuriyet’ini oluşturan tüm toplumu parçalatılmasının siyasal koşullarını yaratmak mı?
Yönetemiyorsunuz, yönetemiyorsunuz, ya da işinize öyle geliyor!
Çekin gidin o zaman…
 
YORUM EKLE