AĞANIN ÇOCUKLARI - ADALARDAN BODRUM’A

Yunanlı    Yannis   Manglis, ülkemizde  pek   tanınmayan   bir  yazar  olmasına   karşın   çevirmeninde  değerli   katkıları  ve   bu  güzel   romanın   kurgusu   sayesinde   tanınacağını   umuyorum.
Ege  Denizinde    iç  içe  girmiş  Türk ve  Yunan  adalarında  birçok   gayri   menkule  sahip  Mandakas  Ailesinin öyküsüdür  anlatılan. Babaları  Iraklis  Mandakas   sağken  adaların ve  Anadolu’nun    en  büyük  ağası  idi. Tüccar  olarak   şöhreti  yukarıda   İzmir’e   ve  aşağıda  Antalya’ya   ve  daha  da   ötelere   uzanıyordu. Adanın  çoğu  insanları  ve   Anadolu’dan   daha   başkaları  onun   yanında   çalışıyorlardı. Onun  çiftliklerinde  ve  işyerlerinde  yine  başkaları  ona  sünger   getirmek  için  denizlerde, tarlalarında  ve  bahçelerinde  çalışıyordu. Ölmüştü   ama  insanların   ruhunda  ağalığı   hala  sürüyor  ve  onları  korkutuyordu. Bir  yıl  önce  onu  tabut  içinde, sadık  adamı  Theodois’in   kayığı  ile  Halikarnassos’tan  (Bodrum’dan) getirdiklerinde   böyle, hatta  daha  fazlası  olmuştu. Sanki  Kutsal  Cuma  imiş  gibi  şehrin  ve  bütün adanın  kampanaları  acı  acı  çalmıştı. O gün, adaların   valisi  Abidin  Paşa  da  yanında  yaverleri   ve  subayları  ile  gelmişti.
Yukarıda  okuduğunuz   bölüm, kitabın  tanıtımı  için  yazılmış  arka  kapak  yazısıdır. Belge  Yayınları  tarafından   basımı   yapılan  bu  güzel   eseri   severek  okudum. Sizde  alıp  okuyunuz. Özellikle   roman  türü  kitapları   okumayı  seven   okurlarıma   tavsiyemdir; mutlaka  okuyunuz. Yanı  başımızdaki  Yunan  Uygarlığının  biz  Türklere  yansımasını  ve  kültürel olarak   birçok  ortak  noktamızın  benzer   olduğunu  göreceksiniz. Ailenin   yaşam  öyküsü,   on iki  adalardan   biri   olan  Turgutreis’in  karşısındaki   Kalimnos  Adasında  geçer. Ama   Bodrum  ve  civarı da  bu  eserde  sıkça  yer  almaktadır. Hatta  bizim   Yatağan’ın  ismi  bile  geçiyor. Ayrıca  Muğlalı  dünyaca  ünlü  büyük  silah  kaçakçısı   Zaharof  ve   o  yıllarda   Menteşe  Bölgesinin   en  meşhur  efesi   Kerimoğlu’nun  adı da  bu  kitapta  yer  almaktadır.
Benim   bu  kitaptan  edindiğim  özet  şu: Anadolulu  bir  Tüccar ve  onun  ailesinin  çevresinde  genişleyen  tarihsel   bir   burjuva   öyküsü. Yazar  öyküyü  ele  alırken  tarihsel  ve  toplumsal  dokuyu  mümkün  mertebe  olduğu  gibi  yansıtmış. Iraklis  Mandakas  Ağanın   üç  oğlu  ve  bir  kızı  vardır. Mirto  adındaki  kızını  Ağa  çok  sever. Nikolas, evin  en  büyük  oğludur. Avrupa’da  eğitim  görmüştür. Alkilyadis, tembeldir  ve  bundan  son  derece  memnundur. İşi  gücü  babasının  servetini  harcamaktır. Aris, evin  en  küçük  oğludur. Çok  çalışkan ve  üretkendir. Aile  beş  parasız   kalınca  hepsi   Aris’e  sığınırlar.
Haziran   ayında  sekiz  gün  boyunca  sekiz  Yunan  Adasını   gezip  görmüştüm. Yunanlılar   bizim  gibi  sıcak  ve  samimi  insanlar. Akdeniz  iklimin  bir  özelliği  olsa  gerek . Aslında   tabanda   bir  sorunumuz   yok. Siyasi  nedenlerden   dolayı  gerginlikler  yaşanıyor. Yeme  içme, zeybek , düğün  ve daha  birçok   adetleri  tıpkı  bizimle  aynı. Yalnız   bir  şey  çok  dikkatimi  çekti: Bizden  daha  çok  ulusalcılar. Milliyetçiler. Gezi  esnasında  birçok  olaya  şahit  olduk. Mesela  işyerleri  ve  dükkan  tabelaları   hep  yunanca  olup  İngilizce  bir  levhaya  rastlayamıyorsunuz. Ülkemizde ise  durum farklı olup bu  yabancı  özentiliği  neye  ve  kime   yarıyor  acaba? Ayrıca   gezi  transferi  nedeniyle  bindiğimiz  ulaşım  araçları  otobüsler, taksiler, gemiler, tekneler  ve  botlarda  her  daim  yunan  müziği  çalıyor. Mikis  Theodorakis’in   bestelediği   Zorba, her  yerde  karşımıza  çıkıyordu. Bundan  çok  hoşlanıyordum. Yunan  müziğini   çok  severim. Zorba, aynı  zamanda  aşk  ve  dans  tutkusunu  anlatan  Yunan folklorik  bir  bale  eseridir. 1946  yılında  Yunanlı  yazar  Nikos  Kazancakis, Zorba  romanını  yazmıştır  ve  dünyada  büyük  ilgi  görmüştür. Daha  sonraları  filmi  bile  yapıldı. Ulusal  değerlere  önem  veren  Yunanlı  kardeşlerimizi   kutluyorum. Darısı  başımıza  diyelim. Arap  ve arabesk  kültürüyle  alt  üst  edilen  Türk  kültürümüz  umarım  gelecekte  ayağa  kalkar.
Ağanın  Çocuklarını   okuyunuz. İyi  okumalar  efendim.
YORUM EKLE

banner68