AKİL ADAMLAR

 Ülkemiz karanlık bir dönemden geçiyor. Her şey birbirine karıştı. Özellikle karıştırılıyor. Bilinçli yapılan projedir. Egemen güçler, senaryosunu yazdıkları filmin oyununu halkımızı uyutarak gözümüzün içine baka baka yönetmeni kendilerine uygun ve biraz da yorgun olduğu düşünerekten ‘akillere’ devrederek çekimlerine devam ettiriyorlar yük hükümetten akillere geçti. Yandaş ve Candaş akiller vilayet vilayet gezerek halkı ikna edecekler. Sözde rapor hazırlayıp, hükümete sunacaklar ve halkın düşüncelerine tercüman olacaklarmış(!) Siz kimi kandırıyorsunuz? Halkı bu kadar güzel uyutan iktidar varken siz akillere neden ihtiyaç duyulduğunu bizler bilmiyor muyuz sanki? Emperyalismin kuklası olduğunuzu, oynanan oyunun Abd projesi olduğunu bizler biliyoruz. Barış, Demokrasi ve ılımlı İslam açılımı adına halkı ikna edebilirsiniz ama gelecek nesillere bu vatanın bölünmesini hizmet ettiğinizi unutmayınız. Hepsi yutturmaca, kandırmaca…
Halkların kavgası yok bu ülkede. Akan kan pkk terörünü finanse edenlerin vebaline..
Sevgili okurlar, sizlere akil adamların geçmiş dönemde de kullanıldığını tarihi bir olayı anlatarak aydınlatmak isterim.
30 Ekim 1918 günü ağır şartların dayatıldığı Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. 13 Kasım günü de İngilizler müttefikleriyle İstanbul’a asker çıkardı. Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit, İttihatçı ve millici avına çıktı. Anadolu’da da rahatsızlık hat safhaya vardı. İşte bu ortamda İngilizlere de danışarak Damat Ferit ‘Heyeti Nasiha’ denilen bugünkü karşılığı ‘Akil Adamlar’ heyetini kurdu. Heyetin amacı, Anadolu’yu karış karış gezerek, halk önderlerini İstanbul’a mutlak itaat etmelerini sağlamaktı. Buna da ‘barış süreci’ denildi. Tıpkı bugünkü gibi! İtilaf devletleri ‘azınlıklara baskı var’ gerekçesiyle de işgal hazırlıklarına başlamıştı. Antalya’yı İtalya işgal etmiş, Yunanistan da İzmir’e çıkmak için gün sayıyordu. ‘Heyeti Nasiha’nın amacı da sözde bunun önüne geçmekti. İki gruptan oluşan Heyet, gittiği yerlerde şaşâlı törenlerle karşılandı. Ancak gezinin hiçbir katkısı olmadı. Heyet Aydın’da “Aklınıza ihtiyaç yok” denilerek kovuldu. 
Baskın Oran, İzmir’de aynı olayı günümüzde yaşadığı için çok sinirli. Ulusalcılar, vatanseverler, anlaşılan hocanın sinirini bozmakla kalmayıp sözde ‘Barış’ adına gidilecek yollarını tıkamışlar. Barışı herkes ister. Kim kan dökülsün der? Ama bu barış, emperyal güçlerin projesinin aldatmacası olan sanal bir barış sürecidir. Büyük Ortadoğu projesinin tıkır tıkır işlediği bir oyundur. Gerçek barış halkların istediği bir barış olmalıdır. Akil adamlar kullanılıyor. Belki içlerinde kullanıldıklarını bilenler vardır ama niye, ne adına hizmet ettiklerini bir daha düşünmelerinde yarar var diye de uyarıyoruz. Türk halkına bu zokayı yutturamazsınız. Gün ola devran döne… Heyet-i Nasiha kulağınıza küpe olsun..
YORUM EKLE

banner68