ARAMIZDAN AYRILIŞININ 59. YILDÖNÜMÜNDE İSMAİL HAKKI TONGUÇ’U YENİDEN ANLAMAK

“Otlar böcekler gibiydik bozkırda /Acılarda gökyüzü kadardık /Birden geçerdi zamanın karanlığı /Yorgun öküzler kara sabanlarla /Unutulmuş unutulmuş unutulmuş köylerdik /Adın bir destan şafağı işte /Umudu sevinci büyütüyor okullar /Halk babası köyler babası /Ha desen horona kalkar milyonlar /Sen Anadolu’sun halksın köylersin”

Kepirtepe Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı şair, yazar Mehmet Başaran Öğretmen Köy Enstitülerinin kuramcısı, uygulayıcısı, eğitim devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç’u Tonguç Baba şiiriyle selamlıyor. 1893 yılında Bulgaristan’ın Tataratmaca köyünde dünyaya gelen İsmail Hakkı Tonguç, ve 23 Haziran 1960 tarihinde Ankara’da 67 yaşında aramızdan ayrılır. İsmail Hakkı Tonguç, aramızdan ayrılışının 59. yılında Köy Enstitülerinin kuramcısı olarak iş ve emekle dünya pedagoji zenginliğine armağan ettiği Köy Enstitüleri eğitim sistemi günümüzde “eğitim hakkı, nitelikli eğitim ve insanlaşma, özgürleşme, toplumsallaşma ” penceresinden esin kaynağı olmaya devam ediyor.

Tonguç’un Milli Eğitim Bakanı Hasan-Ali Yücel ile birlikte hayata geçirdikleri Köy Enstitüleri nitelikli eğitimin, laik, demokratik bilimsel eğitimin, nitelikli öğretmen yetiştirmenin, eğitimde adalet düşüncesinin, kız öğrenciler ve kır yoksulları için pozitif ayrımcı bir eğitim sisteminin adıydı. İsmail Hakkı Tonguç’u konuşmak demek “eğitimi ve eğitim hakkını” konuşmak demektir. Eğitimin niteliğini kaybettiği, eğitimin tarikatlara, cemaatlara bırakıldığı, adaletsizlikler, eşitsizlikler ürettiği, piyasalaştığı, eğitimin insan hakkı olmaktan çıktığı ülke koşullarında Tonguç’u yeniden anlamak tarihsel bir öneme sahiptir. Özellikle günümüzde eğitim politikalarına yön verenlerin Köy Enstitülerini ve Tonguç’u anlamaya çalışmaları önemli.

Yücel ve Tonguç 1926-1929 Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati döneminde bakanlık teşkilatında beraber olurlar. Yücel ve Tonguç’u daha sonra sırasıyla Gazi Eğitim Enstitüsü müdürlüklerinde görüyoruz. Tonguç, ayrıca Gazi’de Resim Bölümü kurucusu olarak yer alıyor. 1925’li yıllardan itibaren Tonguç tüm emeğini ülkenin Orta Çağ koşullarında yaşayan ve sessiz çoğunluğu olan köylülerin sorunlarının analizine ve çözümüne adamış ve “Deneysel Pedagoji”ye çok değerli katkılar yapmıştır. İsmail Hakkı Tonguç, Milli Eğitim Bakanlığı bürokrasisinde emek, başarı ve birikimiyle İlköğretim Genel Müdürlüğüne gelmiş, Eğitmen Kursları, Köy Öğretmen Okulu ve Köy Enstitülerinin bir sanatçı bakışıyla tasarımını yapmıştır. Köy Enstitüleri sürecini bu birikim ile yönetmiştir. Tonguç’un dünya pedagoji literatürünü çok iyi irdelemesi, çağın düşünce akımlarını ve Mustafa Kemal’i çok iyi anlaması başarısının temel dinamiğidir.

  1. Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç Cumhuriyetin birinci kuşak aydınlarının ilerici, hümanist anlayışının temsilcileridir. Milli Eğitim Bakanı Yücel’in ifade ettiği “Türk Vatanının dağlarında bayırlarında ve kırlarında, hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız” ifadesi ve İsmail Hakkı Tonguç’un “ Kurtuluş Savaşı’nda kanlarını verenlerin hakları ödenecekti. Yeteneklilere, çalışanlara hakları verilecekti. İmparatorluk döneminde olduğu gibi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen sınıflar bulunmayacaktı. Cumhuriyet bu demekti. Devrim, en uygun koşulları bularak yeni insan tipleri yaratmak zorundaydı” sözleri Cumhuriyet devrimcilerinin inanç, tutku ve heyecanlarını yansıtması anlamında önemli saptamalardır. Tonguç, enstitülere giden süreçte ülkedeki yoksulluğu ve yoksunluğu, yaşanan Orta Çağ koşullarını değerlendirerek “İlköğretim meselesinde sıra, yoksul ve toplumun en ağır yükünü taşıyan halkın çocuklarını okula kavuşturmayı gelmiştir. Bunun icap ettireceği her türlü fedakarlığı göze almaya mecburuz.” sözleriyle eğitimdeki önceliğini ifade eder. Hedef kendi çocuklarıyla “Canlandırılacak Köy” dür. Toplumun en yoksullarını eğitimle buluşturarak onların yaşamlarını değiştirmek günümüzde de barış, adalet kültürü anlamında önemini koruyan bir anlayıştır.

İsmail Hakkı Tonguç, “Eğitim çocukları yaşamdan söküp duvarlar arasında yetiştirme yerine, gerçek yaşamın içinde, yetişkinlik yetki ve sorumluluklarıyla, gerçek yaşamın işlerini öğretim aracı olarak kullanarak, iş aracılığı ile iş için, meslek için yetiştirmek gerekir” diyordu. Köy Enstitülerinin kuramcısı İsmail Hakkı Tonguç "Uygulanmayan bilgi boş ve gereksiz bilgidir. Bir şeyi yapabiliyorsak, aynı zamanda biliyoruz demektir" diyerek enstitülerdeki iş eğitimini özetliyor. Köy Enstitüleri bize özgü iş okullarıydı, çok boyutlu doğasıyla da doğuştan gelen yetenekleri öne çıkaran, insanlaştıran, dönüştüren, el-beyin ilişkisini kuran ve üretim yapan eğitim kurumlarıydı. Günümüzün sınav merkezli, ezberci, niteliksiz eğitim anlayışına karşın enstitü deneyimi önemli aydınlık bir referans olma özelliğini hala korumaktadır.

Tonguç nasıl bir enstitü eğitimi sorusuna da enstitülerde uygulanacak eğitim sistemi için “Türk çocuğunun yaratıcı kudreti meydana çıkarılmış, gelenekçi okulun çocukları ezen, yıpratan sakat usulleri yerine yeni metotlar geliştirilmiştir” ifadeleriyle yanıt verir. Çocuğun doğuştan getirdiği yetileri, yaratıcı kudreti ortaya çıkarmak çağdaş eğitimin en önemli gündemidir. Köy Enstitüleri eğitim ve demokrasi gibi iki evrensel kavramı buluşturan kurumlardı. Günümüzde hiçbir eğitim kurumunda demokrasi ve katılım kültüründen söz etmek olası değildir. Günümüz okulları, üniversitelerimiz, öğrencilerin yönetime katılma düşüncesine çok uzaktırlar. Köy Enstitüleri orta öğretim sisteminde ilk yatılı karma eğitim yapan kurumlardı. Tonguç karma eğitimi evrensel pedagojinin gereği olarak içselleştirmiş bir eğitimcidir. “…Kurumlarımızdaki kız öğrenci işi pek çok emeğimizi harcamamız gereken çok ciddi, önemli bir davadır. Kızları bir yana, erkekleri bir yana ayırarak kurumu kafes haline getirmek asla doğru değildir…” ifadeleriyle de karma eğitime verilmesi gereken öneme vurgu yapar. Köy Enstitüleri kitap okuma ve tartışma saatleriyle eğitim tarihimizde çığır açan eğitim kurumlarıydı. Bu nedenle bütün Köy Enstitülüler yazmışlardır ve enstitülerden bu kazanım nedeniyle çok sayıda yazar, sanatçı çıkmıştır. Tonguç’un müdürlere yazdığı bir başka mektupta “Şartlar ne olursa olsun, mevsim hangi mevsim bulunursa bulunsun, öğrencilere her gün serbest okuma yaptırılacak ve onlara kitap okuma alışkanlığı mutlak surette kazandırılacaktır” ifadeleriyle de enstitülerdeki kitap okuma ve tartışma saatlerinin önemine işaret eder. Yine bir mektubunda “Her tür müzik faaliyeti müessesenin her tarafında serbest olmalıdır” diyerek de enstitülerdeki estetik ve sanat eğitimine verdiği önemi dile getirir.

Köy Enstitüleri Hasan-Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç ortak emeği ile şekillenmiştir. Yücel, CHP ve TBMM’nde gerekli uğraşı verirken, Tonguç ülkenin her köşesinde emekle enstitüleri şekillendiriyordu. Tonguç’un 23 Haziran 1960 tarihinde vefatı sonrası Yücel Cumhuriyet gazetesinde “Çilekeş Tonguç” başlıklı “ Bu satırları gözyaşlarımla yazıyorum. Kırk yıllık dostum ve uzun yıllar çalışma arkadaşım İsmail Hakkı’yı Cebeci’nin susmuşlar diyarına bırakıp döndüğüm şu anda, mezarının başında yüreğimden gelenleri dökerek konuştuğum gibi derin bir acı içinde kalemimi kalbimden taşan duyguların akışına bırakıyorum” yazısıyla Tonguç’a veda eder, emeğini selamlar.

Eğitim devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç’u aramızdan ayrılışının 59. Yılında sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Son söz edebiyatımızın çınarı Yaşar Kemal’de : “Bir karanlık devir geldi. Baba Tonguç’u, onun çocuklarını, hepimizi yendiler. Baba Tonguç’u Köy Enstitülerinden atıp, onun çocuklarının elceğizleriyle yaptıkları eseri yıktılar. Baba Tonguç bir şey biliyordu: İnsanların en büyük haklarından biri, birincisi okuma haklarıdır. Karanlıklardan kurtulma haklarıdır. Bunun için çarpıştı. Ve bunun için öldü. Hem de bahtiyar öldü. Tonguç, tarihimizin büyük adamlarından biriydi. Aydınlıklarımız onlardan gelir, öyle adamlardan.”

YORUM EKLE