Atatürk ve İslamiyet

Atatürk, gerçek İslamiyet’in insanlara ve ülkelere iyilik, dürüstlük kazandıracağını, ahlaklı yağacağını hep belirtmiş ama İslamiyet’in iyi bilinmesi ve buna göre uygulanmasını önermiş durmuş. İşte bunun için yurdumuzda Diyanet İşleri Teşkilatı’nı kurmuş, böylece halkın dini yanlışlardan kurtulmasını, bunun içinde gerçek İslam dinini iyi öğrenmesini ve uygulamasını istemiştir. Bunun için İslam dininin tek bilgi kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini, halkın kullandığı dilde yazılması talebiyle Elmalılı Hamdi Efendi’ye görev vermiş ve yazdırmış, ücretini de kendisi vermiştir.

Kurduğu teşkilatla halkın İslamiyet’i iyi bilmesini ve uygulamasını beklemiştir. Ama isteği yeterli oluşmamıştır. Ülkemizde cumhuriyet hükümetini idaresini yıkmaya kalkışan tarikat olmuş ama Türk ordusunun engellemesiyle bu girişim bastırılmıştır.

Başka tarikat, cemaat, şıh ve şeyhler milletimizde oluşmuş, halkı yanlışlıklara götürmeleri, sömürmeleri yaşanmıştır. Hala aynı yanlışlarla kuruluşlarını sömürenler var. Ama Atatürk “Bu ülke şıhlar, dervişler ülkesi olmayacak” demişken, olanlar var. Bunun için de ülkede eğitime önem vermiş ve eğitimin gayesini şöyle belirtmiştir:

“Milli eğitimin amacı, yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek, kabiliyetli, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta karşılaşacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi gençler yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.

Bir yandan bilgisizliği ortadan kaldırmaya uğraşırken bir yandan da memleket evlatlarını toplumsal ve ekonomik hayatta aktif şekilde etkili ve verimli kılacaklarını sağlayacak bilgileri, uygulamalı bir biçimde vermek metodu eğitimin temelini oluşturmalıdır.

Medeni ve çağdaş bir toplumun bilim ve kültür yolunda yalnız bu kadarla yetinmeyeceği şüphesizdir.

Milletimizin dehasının gelişmesi ve bu sayede layık olduğu medeniyet düzeyine ulaşması ancak yüksek bilim ve teknik elemanlarının yetiştirilmesi ve milli kültürümüzün yüceltilmesi ile mümkündür.

Hükümetin en feyizli ve mühim vazifesi milli eğitimdir. Bunda muvaffak olmak için öyle bir program takip etmeye mecburuz ki, o program milletimizin bugünkü haliyle, içtimai hayati ihtiyaçlarıyla, muhiti şartlarıyla ve asrın icaplarıyla tamamen mütenasip ve muvafık olsun. Bunun için muazzam ve fakat hayali, muğlak mütalaalardan tecerrüt ederek, hakikate nâfiz nazarlarla bakmak ve el ile temas etmek lâzımdır.” Mustafa Kemal Atatürk

Mehmet Sarı

YORUM EKLE