"Bayan" değil.. KADIN....

Kadın zeki yaratılmıştı aslında. Aklına koyduğu bir şeyi gerçekleştirmek kolaydı kadın için. Destek verilirse dünyayı çok kısa bir zaman içinde değiştirebilirdi. Kadın, baskılandı kendini güçlü gören erkek tarafından. Çünkü erkek, korktu toplumdaki konumunun sallanmasından. Ve kadın, dokunuşunu katmaya çalıştığı her noktada barikatlar buldu karşısında.
O barikatların gerisinde "Kadın" isminin yıllardır verdiği bir savaş var. Varlığını, hürlüğünü anlatmaya; hakkı olanı almaya çalıştığı bir savaş. Bu savaşta kadın, ona bu hakkı vermek istemeyenler tarafından bölündü. Kendi hakkı için verdiği savaş şöyle dursun, kendi içine düşman edildi kadın. Toplum tarafından sınıflandırıldı. Bir kısım eğer bakımsız ise ona "kadın gibi kadın değil" dedi. Bir kısım ise ona çok bakımlı olduğu için başka sıfatlarla seslendi. Eteğinin boyu neredeyse o kadar ömür verdiler kadına. Yaptığı işe göre de sınıflandırıldı kadın. Bazı işler kadınlara göre değil, herhangi bir işi "ADAM" gibi yapamaz dediler. Başörtüsü de etken oldu kadının hayattaki rolüne. İnancı ona engel olur, bazı hareketler o zaman ona yakışmaz dediler. Tüm bu bölünmelerin arkasındaki kadın panikledi.
Sahi neydi kadın? Şimdi bakımlı olmak, giydiğine dikkat etmek, ona adam gibi yapamayacağını söyledikleri tüm işlerden uzak mı durmalıydı? Bu muydu onun kaderi? Hayır, değildi. Kadın tüm bu sınıflandırılmalara uymayandı. Kendi hür iradesiyle aldığı kararlardaydı asıl kadın. Size bir can veren, sizi bu hayata tüm o sıfatlardan sıyrılıp hazırlayandır. Yani kadın anadır, yardır. Kıymeti kıymetsizleştirenlerin karşısında dimdik duran candan öte candır.
Kadınlar sizlere verilen bir şanstır. O şansı nasıl değerlendirdiğiniz size, sizlere bağlıdır. Kadın cennettir. Sizi cennete götürebilendir. Kadınlar sevilmek için varlar yobaz zihniyetlerinizde kullanılmak için değil. Bozuk fıtratlarda ölüme sürüklenen değil, sevgi ile yaklaşmanızda size tüm ömrü sevgi ile yaşatandır. Tüm bu koşullarda bıkmadan, korkmadan ilerlemeyi seçmeli şimdi kadın. Kirli zihinlere, tüm asaletini şifreleyene kadar savaşmalı bu yolda. Her yaralı kadında görmeli kendi kadınlığını ve bir bütün olmalı diğer tüm kadınlarla. Bir başkasının komutlarıyla yaşamaktansa, özgürlüğüne kanat açmalı kadın. Yıllarca bastırılmış tüm kadınlar, ona biçilen her kılıf için haykırmalı gerçekliğini. Elinden alınmak istenilenleri sımsıkı kavramalı ve bırakmamalı asla.
Kadın olduğu için, her suçun sebebi görmemeli kendini. Ortak yaşamanın değerini anlatmalı her fırsatta.
Bayan denirse ne olur erkek denirse ne olur demeyin. Bize bu algıyı yaratan tutucu zihniyet konuşma dilimize lanse edilerek bu kullanım normalleştirmeye çalışılıyor. Ve bunun karşısında durup, algılarımızla oynanmasına izin vermemek hem kadınların hem de erkeklerin en önemli sorumluluklarından biri olmalı. Kadın olmanın da kadın demenin de utanılacak bir tarafı yoktur ve bunun ayrımını yapmak kimseye düşmez.
Kendi gücünü keşfetmeli ve karşısında duran hasta ruhlara, şifasını zerk etmeli kadın.
Genlerine şifrelenen iyileştirici yönünü bilmeli kadın.
Eğitilmeli, eğitmeli kadın. Çünkü bir kadının eğittiği beyin, hasta bir ruha ev sahipliği yapmaz asla…
Ne yazık ki Kadın her 8 Mart'ta adına istatistikler tutulan, 9 Mart'ta da unutulandır... Hayatım da ki tüm kadınlar hepiniz çok değerlisiniz iyi ki her gün varız. Ve yine yeniden küllerimizden doğuyoruz. 
YORUM EKLE