Ben, 'illet' - 'zillet' değilim!

Cumhurbaşkanlığı makamı, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını kucaklaması gereken bir makamdır. Makamın tarifi ve tanımı, budur... Cumhurbaşkanlığı makamı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkesi kapsar ve kucaklar. Bu makam, devleti temsil eder, devlet te ülke sınırları içinde yaşayan, siyasi görüş ve etnik kimliği ne olursa olsun herkesi koruyan-kollayan bir yapıdır.

Bu makamda oturan Sayın Erdoğan, AK PARTİ-MHP ittifakının oluşturduğu Cumhur ittifakının karşısında yer alan CHP-İYİ Partinin MİLLET ittifakına “ZİLLET-İLLET” diyerek aşağılıyor, ötekileştiriyor ve düşmanlaştırıyor. Cumhur ittifakının karşısında olan herkese; terörist, vatan haini suçlamasını yapıyor. Türkiye Cumhuriyetinin yarısını oluşturan ve Cumhur İttifakı mensubu olmayan; siyasi konumları itibarıyla bu siyasi oluşumun karşısında olan herkes bu hakaretleri, aşağılayıcı, suçlayıcı, ötekileştirici ifadeleri hak etmiyorlar. Ayrıca karşınızda yer alanlar için kullandığınız, ‘Kandil ve Okyanus ötesindeki zattan talimat alıyorlar’ şeklindeki ifadeleriniz de yerini bulmayan ifadeler…

xxx

İLLET VE ZİLLET NE DEMEK?

Bu sözcüklerin anlamı nedir? Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlükte (Ankara, 2005, 10. Baskı) bu sözcüklerin anlamları şu şekilde açıklanıyor:

İLLET: 1- Hastalık, 2- Hastalık derecesine varan alışkanlık, 3-Bozukluk, 4- Kızdıran, sinirlendiren şey veya kimse, 5- Sebep.

ZİLLET: Hor görülme, alçalma.

Bir sözcük, olumlu ve olumsuz olarak birçok anlama gelebiliyor. Sözcük cümle içindeki yer alışına ve söyleniş şekline göre o cümlede anlamını buluyor. Sayın Cumhurbaşkanı, vermek istediği mesajlar doğrultusunda, yaptığı konuşmalarda; İllet’i, ‘Bozukluk’, Zilleti ise ‘Alçalma’ anlamında kullandığı belli oluyor.

xxx

Ben bir CHP üyesi ve ülkesini seven TC vatandaşı olarak, bu aşağılayıcı, salt siyasi çıkar uğruna söylenen, ‘çamur at izi kalsın’ şeklindeki ifadeleri kabul etmiyorum ve kendime yapılmış bir hakaret sayıyorum. Bu sözler bana çok ağır geliyor, kanıma dokunuyor. Bu ifadelerin çok yanlış olduğunu, her görüşten insanı kucaklayıcı olması gereken bir makam sahibinin ağzından, bu tür sözcüklerin çıkmaması gerektiğini düşünüyorum...

Sayın Cumhurbaşkanı, sizin kullandığınız ifadeler, ülke bekasını tehlikeye atıyor, toplumda bölünme, kutuplaşma yaratıyor. Sade bir vatandaş olarak, bu tür ifadelerin toplumda yarattığı psiko-sosyal tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Seçim kazanmak uğruna her şey mubah/meşru olmamalı, kendinize oy vermeyecek herkes, terörist ilan edilmemeli…

Bana göre terörist, eline silah alıp eylem yapan, insan öldüren, sağı-solu tarayan kişidir... Millet ittifakı, Saadet mensupları vd. insanlar, böyle insanlar mıdır sizce, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan?

SEÇİMLER GELİP GEÇİCİDİR!

Seçimler gelip geçicidir ama kalıcı olan ülkenin bütünlüğü ve farklı görüşlere rağmen birlikte yaşama tavrı ve bilincinin yok olmamasıdır. Bu duygular yok olursa, o zaman ülkenin bekası gerçekten tehlikeye girer ve bu güzel ülke, karpuz gibi işte o zaman ortasından ikiye ayrılır. Asıl tehlike o zaman başlar ve milli birlik-beraberlik-bütünlük işte o zaman tehlikeye girer. Bu şekilde de Batılı emperyalistlerin ekmeğine yağ sürülmüş olur! Siyasi emel ve ikballer için buna meydan verilmemelidir.

Bir tek Türkiye var ve başka Türkiye yok. Türkiye’nin ülke olarak, varlık ve bütünlüğü; her türlü siyasi çıkar ve emelin üstünde tutulmadır. Siyasi beka ve emeller uğruna, bu güzel ülkeye yazık edilmemelidir…

YORUM EKLE

banner69

banner68