BİR SENDİKACIYA MEKTUP - CEVDET POLAT

 Sevgili ALİ GÜN'e
Kardeşim Ali.
Vedanı doğmamış güne hasretini oğlunun rüyasına yatırıp gidişinin yetmiş ikinci günü hasretle özlemle kucaklarım. 
Sen gideli yetmiş iki gün oldu yine yağmurlar yağdı. Sular ıslattı sokakları… Dizi filmlere ağladık… Ekmek sırasına girdik ve hala tıkış tıkıştı akşam dolmuşları. Sen orda mahpusken biz maçların dedikodusunu marketlerin ucuzluk günlerini kovaladık. Mevsim değişti ilkbahar oldu bir sabah penceremden papatyalara günaydın dedim. Yani sevgili dostum her şey bildiğin gibiydi bilemediğin tek şey sensizlik onu da biz yaşadık. Sıcak ekmek kanarını koparır gibi her şeyin bir kenarını sensizliğe kopardık taa yüreğimizden hissettik yokluğunu bizim için yarattığın yokluğunu…
Bir başka ülkede bir başka coğrafya da doğsaydık nasıl yaşardık bilmiyorum ama bildiğim bu coğrafyada doğup büyüyüp yaşamak ve insan gibi yaşamak bir bedele bağlıdır ki sen de bunu ödüyorsun. 
Kardeşim, tam yetmiş iki gündür sensiz bu kent. Kavgamızda avazın, yanımızda ayak seslerin yok. Tam yetmiş iki gündür sen orda o kocaman yüreğinle bizden daha özgür daha dik duruyorsundur bundan eminim.
Yarın 1 Mayıs. Uğruna kavgasını verdiğin emekçi halkların bayramı. Ama gel gör ki biz bayram etmeyi bile beceremeyeceğiz. Sistemin bilinçli tarumar ettiği sınıf bilincimiz o kadar silik ki artık emek örgütlerimizi siyasi partilerin emrine vermekten zerre sakınca görmüyoruz. Kızacaksın ama yarın 1 Mayıs alanı için akşama kadar hangi parti çağırırsa oraya gideceğiz. Her şey oluyoruz da bu ülkede sadece emekçi olamıyoruz. Beceremiyoruz emekçi olmayı emekçi gibi yaşamayı. Şimdi bütün emek örgütlerimiz tutanın elinde kalıyor yetim malı gibiyiz anlayacağın kim ne kadar tırtıklarsa o kadarına sahip çıkıyor. 
Yarın 1 MAYIS yarın kim isterse onların adına bağıracağız yalanda da olsa yumruk sıkacağız ve haykıracağız “İŞ EKMEK ÖZGÜRLÜK” diye ya da bizi toplayanlar ne diyeceğimizi söyleyecek bize.
Yarın 1 MAYIS işçinin emekçinin bayramı. Bu günlerde bir reklam dönüyor TV'lerde. İnşaatçı Ali AĞAOĞLU eline malayı çekici almadan 24 ayda İstanbul'un göbeğine bir kent dikmiş. Önde Sinan çetine anlatıyor nasıl yaptığını ve bombayı patlatıyor “Sinacığım yaparım dedim yaptım satarım dedim sattım şimdi son 300 daireyi satışa çıkarıyorum” diyor ve arkada bekleyen işçiler şapkalarını havaya fırlatıyorlar sanki onlar alacak sanki o evlerin değeri onların 1000 aylığına denk gelmiyormuş gibi şapka fırlatıyorlar havaya. Yarın 1 MAYIS Ali kardeşim. Emekçinin yabancılaşmayı köküne kadar yaşadığı bir ülkede patronlarını kutsayan işçilerle kutlayacağız o büyük bayramı…
Geçenlerde sendikaya gittim. Kapıdan girmeden koca bir afiş karşıladı beni bu ülke üzerinde doğacağına inandığımız sarı sıcak güneş ambleminin hemen altın da kocaman yazmışlar  “SEN YOKSAN BİR EKSİĞİZ” diye. Sen yoktun biz çok eksik kaldık. Şimdi sayı versem “ yoldaşlarıma söz söyleme” der kızarsın biliyorum. Ama uzun zamandır her sabah birer birer eksik uyanınca insan umutsuz oluyor işte.
Şimdi sen buraları da merak etmişsindir. Senin söylediklerinle seni suçlayanlar şimdi senin söylemlerinle barış satıyorlar. Yıllarca bu ülkede kardeşliği savunanları taşlayanlar o gün “haklar kardeştir” diyenlere terörist diyenler şimdi bu kelimeleri ilk defa kendileri söylemiş gibi meydan meydan gezip kahramanlık satıyorlar. Ne bir özür ne de bir mahcubiyetleri var. Bilmem duydun mu? Sizi fikirlerinizden dolayı zindanlara atanlar arkasın da binlerce kayıp binlerce faili meçhul bırakan Yenipazar'ın meşhur dük ünü dün serbest bıraktılar. Ve bir kez daha haykırdılar ki bu ülkede düşünmek insan öldürmekten, işkence etmekten ve dağ gibi bedenleri faili meçhul etmekten daha tehlikeli  
Kardeşim Ali. Yetmiş iki gün önce veda nın doğmamış güneş e resmini oğlunun rüyasına ve umudunu arkandan sevgili eşinin döktüğü iki damla yaşa bırakıp gittiğinden beri kavgan da bize emanet. Umarım ve dilerim seni utandırmayız. Sevgi ve hasretle kucaklıyorum.
Kardeşin yoldaşın Cevdet Polat…
YORUM EKLE

banner69

banner68