Bize “BALON” Gibi Gelen Haberler !?

Dünyanın her yerinde bilim insanları yıllardan beri uyarıyorlar;

--“Ozon tabakasını deldik, yıldan yıla delik büyüyor, şu ‘spreylerin’ üretimini ve kullanımını durduralım artık!” diyorlar…

--“Yıllarca toprakta erimeyen plâstik üretimini ve kullanımını bırakalım, Okyanusların-Denizlerin ve Göllerin ölümüne sebep olacağız!” diyorlar…

--“Madenlerden para kazanma uğruna çevreyi ve ormanları yok etmeyelim, bir gün gelecek yiyecek bulamaz hale gelip, bu yüzden birbirimizi yiyeceğiz!” diyorlar…

--“Havamızı zehirleyen petrol ve bireysel araç kullanımını bırakalım, temiz enerji ile çalışan toplu ulaşım araçlarını kullanalım, bir gün nefes alamaz hale geleceğiz!” diyorlar…

Ve daha buna benzer nice uyarılarda bulunuyorlar!.. Ya biz ne yapıyoruz!? Günlük kısır döngü içinde, bu uyarılara hiç kulak asmadan, geleceğimizi aklımızın kenarına getirmeden, kısa yoldan ticari kazancımız dışında hiçbir şey düşünmeden, bunca sorunun içinde debelenip duruyoruz!.. Yahu bir defa başınızı kaldırın, şu hayati “Çevre Haberlerine” bir kez olsun kulak kabartın, bilim insanlarını bir kere olsun dinleyin gari be!..

Duymuş veya görmüşsünüzdür herhalde; güzelim Akdeniz, Ege ve Marmara denizlerimiz, zehirli ve vahşi ‘Balon Balıkları’ tarafından istilâ edilmek üzere!.. Geçenlerde Fethiyeli balıkçılar tarafından tutulan bu zehirli ve saldırgan balıklardan biri, kola tenekesini ‘Kıtır Kıtır’ yiyordu!.. Aşırı üreyen bu balıklar, maazallah daha da çoğalırlarsa, zaten denizlerimizde tutacak ve yiyecek balık bulamayacağımız gibi; o dişler onlardayken, hiçbir insan sahilde yüzmeye gidemeyecek, yakında koca gemileri bile o dişleyerek yiyecekler, deniz ulaşımının başına da belâ olacaklar gibi görünüyor!?

Hilkat Garibesi’ türündeki bu canavarların da, denizlerimizdeki çevre kirliliği nedeniyle türedikleri söyleniyor!.. Yani, kendi ellerimizle bu canavarları da bizler yaratmışız, eserimizle övünelim de, ‘gurur gibi bir şey’ mi duyalım şimdi!?

Bir avuç altın” madeni uğruna koca koca ormanlarımızı yok edip, çevremizin ekolojik dengelerini altüst ediyoruz!.. Atamız Fatih Sultan Mehmet, bundan ‘570 Yıl Evvel’ bu ağaçlar için; “Benim ormanımdan bir dal koparanın kafasını kopartırım!..” diyordu değil mi? Bırakın bugünlerde ‘bir dal koparmayı’ da, ormanı kökünden dümdüz eder hale geldik, yazık!..

İnsanoğlunun bu gözü doymaz talanını ilk fark eden Kızılderili Reislerinden biri; “Son nehir kuruduğunda, son balık tutulduğunda, son ağaç kesildiğinde; beyaz adam ‘Paranın’ yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!” demişti… Ne kadar anlamlı bir söz değil mi? Yani, o devasa para yığını ve zenginliğin üzerinde, yiyecek bir şey bulamayarak, acımızdan gebereceğimizi imâ ediyordu!..

Evet sayın okuyucularım; teknolojide ve tüketimde o kadar aşırıya gittik ki, ‘dünü ve geleceği’ hiç düşünmeden, ayaklarımız yerden kesilmiş olarak yaşamaya başladık!.. Oturup da biraz düşünün bakalım; “Çok lüks, çok modern” diye övünerek oturduğumuz beton ve cam yığını evlerimizde, bir Kış ortasında çok değil, üç gün elektriklerin kesildiğini bir düşününüz!? Ocak, soba, baca, tüp, tüplü ısıtıcı ve tüplü lâmba filân bırakmadığımız bu konutlarda, biz neyle ısınıp, neyle yemek yapıp, neyle aydınlanacağız acaba? Sular akmaz, ne banyoya girer, ne de tuvalete girip hacetimizi giderebiliriz!.. Elektrikler kesilince doğalgaz, klima, elektrikli battaniye falan da çalışmayacağına göre, bizler ne halt ederiz, bunca elektrik bağımlılığının sonuçlarını hiç düşündünüz mü?

Sahi, doğalgaz nereden geliyor? Rusya, İran ve Azerbaycan’dan değil mi? 10 yıl kadar önce Ukrayna’nın doğalgazını kesen Rusya, onları Kış ortasında rezil etmişti, bunun bizim başımıza gelmeyeceği ne malûm!? Hani bu ihtimale karşı bizim tedbirlerimiz!? Bilim insanlarımızın söyledikleri bize hep ‘Balon’ gibi geliyor, onları dinlemiyorduk!.. ‘Balon Balığı’ sonrasında bakalım başımıza hangi musibetler gelecek, onu da yakında görürüz!?

YORUM EKLE