Bizim Tarihten Bir Yaprak !?


Osmanlı Devletinin ilk Şeyhülislâmı, ‘Molla Fenarî’ idi… Padişah Yıldırım Bayezid zamanında ‘Başkent Bursa Kadısı’ yapılan Molla Fenarî, zamanında en iyi eğitimi almış Osmanlı ulemalarından biriydi!.. Kendine güveni sonsuz, son derece adaletli, haktan ve hukuktan asla taviz vermeyen bir kişiliğe sahipti… Zaten bu sebeple, daha Medreselerde öğrenci olarak okurken, oraların en ünlü Hocalarıyla bazı ilmi konularda sıkça kavga edip, bazen de o Medreseleri bırakıp, başka okullara gidebilen, sağlam karakterli bir insandı!..

Örneğin; 1389’da Padişah olan Yıldırım Bayezid kendisini ‘Bursa Kadısı’ olarak atamıştır ama, bir gün önüne gelen zamanın çok hatırlı kişilerine ait bir davada, bu aile Padişah Yıldırım Bayezid’i şahit olarak göstermiş, ama Bursa Kadısı Molla Fenarî; bu şahit gösterilen kişinin Padişah olması nedeniyle, davadaki karşı tarafa haksızlık edilebileceği şüphesiyle, Padişah Yıldırım Bayezid’in tanıklığını reddetmişti!.. Bunu duyan hatırlı aile mensupları, Kadı Molla Fenarî’yi hemen Padişaha şikâyet edip, görevinden alınmasını sağlamaya çalışmışlar; ama Yıldırım Bayezid ise, Bursa Kadısının bu dürüstçe davranışı karşısında çok gururlanmış, yaptığı itirazı da olumlu bulmuş, o günden sonra ona olan saygısı ve güveni daha da artmıştı… Bugünlerde hangi ülkenin en başındaki biri, böyle olgun bir davranışı gösterebilir ki?

Yine Bursa Kadısı iken, şehre gelen bir çiftlik sahibi, burada asil ve pahalı bir at satın alır… Atı çiftliğine götürürken, bu atın hasta olduğunu fark eder, hemen geri dönüp, satın aldığı adama atını geri vermek ister, adam bu isteğini reddeder… O da dava açmak için Bursa Kadısına koşar, ama Kadıyı yerinde bulamaz… O gece Handa kalan adam, sabah bu atının ölüsünü bulur… Ama yine de Kadıya gidip, bu olanı-biteni anlatır, ne yapması gerektiğini Kadıya sorar? Kadı Molla Fenarî hiç düşünmeden; “Bu zararı ben cebimden karşılayacağım, çünkü bu işte tek kabahatli benim!.. Eğer sen geldiğinde, ben görevimin başında olsaydım, senin paranı o adamdan alır, hasta atını da geri verirdim!.. Sen bana ödediğin parayı söyle!” deyip, adamın parasını kendi cebinden hemen öder…

1402 Ankara Savaşı sonrası Osmanlıları yenen Moğol Hükümdarı Timur, Bursa’yı da işgal edince şehirden ayrılan, Hacca ve Mısır’a giden Molla Fenarî, 1421 yılında Padişah olan II. Murat zamanında, 1425 yılında “Osmanlının İlk Şeyhülislâmı” olarak atanmıştı… Hayatı boyunca hep haksızlık ve adaletsizliklerle mücadele eden bu insan, 1431 yılında ölmüştü…

Şimdi bizler Molla Fenarî’den tam ‘591 Yıl’ sonra, yani 2022 yılındayız!.. Böyle bir olay şimdi olsa, o zamanın Kadıları yerine bugün ‘Yargıçları’ görev yapıyorlar değil mi? Siz bir Yargı Mensubuna gidip de bunu söyleyebilir misiniz? Yerinde bulamadığınız veya ulaşamadığınız hangi Yargı Mensubu sizin zararınızı cebinden öder? Israrcı olursanız eğer; “Yargı mensubuna hakaretten” hapis ve tazminat cezalarına bile çarptırılabilirsiniz? Ya da onlardan biri de, belki Molla Fenarî gibi davranıverir, kim bilebilir ki?

Arapça bir sözcük olan TARİH nedir: “Bir olayın gününü, ayını, yılını bildiren söz, gün… Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilime Tarih denir!..

Zaman zaman yazılarımda bunlardan örnekler sunmamın nedeni de; dünümüzü unutmayalım, tarihi değeri olan kişileri ve yaptıklarını hep aklımızda tutup, geleceğimize bu yaşananlar ışığında yön verelim diye bunları yazıyorum!.. Biz Türkler her yerde gelenek ve göreneklerimize çok düşkün olmakla biliniriz çünkü!.. Geçmişi sevmeyip de, sadece bugünü yaşayanların başlarını şişirdiysem eğer, tarafınızdan affola…          Sakin KOŞAR…                    

YORUM EKLE

banner68