CEVDET POLAT - KÜL OLAYIM KALEM TUTAN ELLERLE.

 Temmuz düşüyor yüreğime… Ağlıyorum.
Madımak kokusunu bastırıyor yanık insan kokusu. Ve milyonlarca gözyaşı damlası söndüremiyor 33 ateş parçasını.
Temmuz düşüyor yüreğime… Utanıyorum.
“ On milyon lira borç alarak gelmişti Nesimi Baba” diyordu anlatırken gözyaşlarını gizleyemeyen kır saçlı adam.
“Silahlar sussun
İnsanlar gülsün
Barış güvercini uçsun dünyada”…
    Diyen adam, yeni bir türkü yakacaktı Anadolu’nun orta yerinde, eğer kendi insanlığın orta yerinde yakılmamış olsaydı.
    Bir otel odasında sıkışıp kalmak, çaresiz ölümü beklemek anlaşılır, kabul edilir değil. Ama bir otel dolusu insanı yakmak, yakarken de kuduz köpek sevinci ile alkışlamak en anlamsızıdır, en utanç verenidir.
    Bu bir mezhep kıyımı değildir.
Bu bir din savaşı da değildir. Bakmayın siz kalabalığın dinsel sloganlarına, aldanmayın “Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak” sözüne. Bu bir aydın katliamıdır. Bu okuyan, yazan, soran, sorgulayan, aldatılmayan güdülemeyen topluluklar karşısında kaderci cahil yenik ve ezik insanların utancının isyanıdır. 
Bu yıllardır bu ülkede ilerici aydın ve devrimci insanların katledilmesine eklenen yeni bir halkadır. Bu Maraş tır, bu Çorum’dur, bu Bahçelievler katliamı, bu Balgat kıyımıdır.
Bu semah dönen kızların kardeşliğe ve barışa açılan ellerinin içine kor ateşler koymanın insafsızlığıdır. Bu yüzyıllardır asılıp,asılıp dirilen pir sultanın,şeyh Bedrettin’in eğdirilemeyen başlarına duyulan kindir. Darağacındaki ipi bir kez daha çekmektir dirileceklerini bilerek, titreyerek, terleyerek korkakça…
Bu Anadolu’nun misafirperverliğinin, hoşgörüsünün, mertliğinin üç otuz paraya haraç mezat satılması ve bizi biz eden bütün değerlerin bir kahbelik masumiyeti ile suratımıza çarpılmasıdır.
Bu cellât yürekli adamların, çocuk düşlerine tecavüz etmesidir. Barışa dönen semahlara kan emici yarasanın itirazıdır.
Temmuz düşüyor yüreğime… Ağlıyorum.
Şimdi her yanım ateş, her yanım ölüm ve her yerim duman göz gözü görmüyor, el yordamı ile dokunuyorum hayata; nereye dokunsam yüreğim yanıyor, nereye dokunsam bir anne ağlıyor.
Oysaki solingen e gözyaşı dökerken yanı başımızdaki diş gıcırtılarını duymamışız. Başkalarının cinnetini, caniliğini taşlarken kendi iç canavarlarımızı çiğ etle beslemişiz. Solingen deki insanlık ayıbını afişe ederken sokaklara düşmüş namusumuzu gözümüzü kaplayan kan tabakasından görememişiz.
Elin “gâvuru” solingen de utandı. Ve bu utancı hiç unutmamak için oraya bir anıt dikti. İnsanlığın küllerinden. Yangın evini müzeye çevirdi ve göstermek istedi yeni kuşaklara.istedi ki gelecek kuşaklar utansın ve bir kara daha çalmasın yüzlerine.
Sivas ta 2 Temmuz 1993 de 33 aydın yakılarak öldürüldü. Otelin korlaşmış ateşleri 33 aydını yaktı. Ve o otelin yerinde daha düne kadar bir “KEBABCI” dükkânı vardı. Beklide bütün bu olup bitenlerden çıkarılan ders burada iyi et pişiyor olmuştur. İnsanların yakılarak öldürüldüğü yerde ne bir anıt ne bir müze var. Ama bir et pişirme dükkanı vardı orada. Kim bilir belki de bu ayıp, 2 Temmuz ayıbını örter diye düşünmüştür Sivaslılar.
“Kalem tutan ellere” türkü yakılan yerde şimdi sadece kalem tutanlar yakılıyor. Ve koruyamıyor kendisine verilen emaneti koca Sivas. Ve pir sultanın köpekleri daha sadık çıkıyor yanarak ölmeyi alkışlayan kalabalıklardan.
Temmuz düşüyor yüreğime… Gözlerim yanıyor… Madımak kokusu bastırıyor yanmış insan kokusu… Utanıyorum.
Temmuz düşüyor yüreğime
Başaklar başlarını eğiyor
Bir serçe yavrusu boğuluyor dumandan… Utanıyorum. 
YORUM EKLE

banner69

banner68