DERİN İZLER

Sami Gökmen,1935 yılında Fethiye’nin Arpacık köyünde doğdu. Antalya Aksu  Köy  Enstitüsünü bitirdi. Daha sonra Marmara, Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinde eğitim alarak, diplomalarını çoğalttı. Kısa süre lise edebiyat öğretmenliği ve müdürlüğü görevlerinde bulundu. TRT de beş yüzün üzerinde ‘Halk Ozanları’ programı yaptı. Yayıncılık hayatı renkli geçti.16. Yasama Döneminde CHP’den Muğla Milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. Resim öğretmeni Yüksel Gökmen ile evli ve iki çocuk babasıdır. Fethiye yöresinde örgütlü bir turizm hareketinin gelişmesine öncülük etmiştir. Turizm işletmeciliği ve yöneticiliği yaptı. Köy kökenli olduğu için halkın sıkıntısını bilen birisidir. Milletvekili olduğu dönemde evinin kapısı tüm Muğlalılara açıktı. Onunla birçok anımız vardır. Aday adaylığı ve sonrası adaylığı kesinleşince ilçemizin köylerini beraber dolaşmıştık.6 Haziran 1977 seçim döneminde CHP Gençlik Kolları Yönetim Kurulunda yöneticiydim. Başkanımız Şakir Can ve yönetim kurulundaki diğer arkadaşlarla beraber çok çalıştık. İlçe Başkanı Hamdi Önal ve yönetimi hep beraber Sami Bey’i liste başı yaptık. Neşeli, mütevazı duruşu, cana yakınlığı ve çalışkanlığı bizi etkilemişti. Üstelik siyasi deneyimi olmadığı halde Genel Merkezin veto korkusu ve İl Yönetiminin baskısı onu yıldırmıyordu.
Üç gün önce Sami Bey’in anılarını yazdığı Gürer Yayınevi basımı ‘Derin İzler’ adlı kitabını okudum. Kütüphanemin üst bölümünde sıranın kendisine gelmesini bekleyen, diğer okunacak listedeki kitapların arasından çekip aldım. Of! Eski günleri özlemişim. O günleri hatırlattığı için de okudukça zevk aldım. Sağol Sami Gökmen. Anılar… anılar, siyaset bile o günlerde seviyeliydi. Şimdiki gibi ayağa düşmemişti. Biliyorsunuz, bu ülkede ayaklar baş, başlar ayak oldu.12 Eylül solcuları tarumar etti. Meydan din bezirgânlarına kaldı. Kökükün dibine kibrit suyu dökülesi herifler,sanki kendi çalışmaları,çabalarıymış gibi şişiniyorlar.Yatsınlar,kalksınlar 12 Eylül darbesine ve darbecilerine dua etsinler.Neyse elbet bugünlerde geçecektir.Umudumuzu kaybetmeyelim.
Derin İzlerin içersinde bir bölüm çok ilgimi çekti. Sizinle paylaşayım.1934 yılında ‘Soyadı  Kanunu’ çıkmıştır. Herkes kendi aile soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün aşağılık duyguları da ortaya çıkıyordu. Kimileri kendinde olmayan üstün özellikleri kendilerinde varmış gibi gösteren sözcükleri soyadı olarak seçiyor ve yazdırıyorlardı. Cimriler,’eliaçık’,en korkaklar,’cesur’,en tembeller,’çalışkan’ gibi sözcükleri yazdırıyorlardı. Irkçılığın yayıldığı o günlerde özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anımsatan soyadlarını kapışıyorlardı. İçinde Türk olan soyadını seçiyorlardı.
O dönemde Nazım Hikmet tutukludur. Yasanın tanıdığı süre de bitmektedir. Yoğunluk nedeniyle nüfus idareleri ile birlikte karakollarda da soyadı yazma işi yapılıyor. Nazım’ı bir karakola götürürler. Önünde gençler sıra olmuş, ırkçılığı anımsatan soyadları yazdırıyorlar. Kurtkan, Sukan, Kan, Kan, Kan! Sıra Nazım’a geliyor. Söven bir ırkçılığın karşısında olan Nazım, bunlara tepki olsun diye! ‘Ran’diyor. Komiser başını kaldırıyor: ’Ne manaya geliyor bu?’
‘Hiçbir anlamı yok’ diyor Nazım, ‘soyadı seçilen bir sözcüğün bir anlamı olması koşulu da yok.’
Komiser, Nazım adının karşısındaki soyadı boşluğuna ‘Ran’sözcüğünü yazıyor.
Sami Gökmen’le uzun süredir görüşemedik, umarım bir gün bir yerde karşılaşırız. Canlı canlı eski anıları konuşmak isterim. Eline ve beynine sağlık. Derin izler, gelecek kuşaklara ışık tutacak anılarla dolu.Köy yaşamından şehre ulaşan yürekli çağdaş adamın hikayesinin anlatıldığı bu anı kitabını sizlerde okuyun.Başta kendine,ailesine ve tüm sevenlerine Yatağan’dan selamlar…
Not: Hâlet Çambel Hanım’ın ölüm haberini aldık. Üzüldük. Işıklar içerisinde uyusun. Ülkemizin başı sağ olsun. 
YORUM EKLE

banner68