DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE SÜRMEKTE OLAN ÇATIŞMALI SÜREÇ ASLINDA BİR EMEK-SERMAYE ÇATIŞMASI MI?

Dünyanın gündemi, ‘’kapitalist sistemin içinde bulunduğu durum.’’
Nedir bu?
‘’Kapitalist sistem, finansal eşitsizliği üretim stokları biriktirerek sermayenin önüne serdiği ekonomik sömürünün devamından yarattığı artı-değer (emek sömürüsü)üzerinde geliştirdiği sistemin sonuna geldiğini gördü.’’
Emperyalist ülkelerde kapitalist sistem eleştirilerinin artması, ‘’sermayenin hem ortadoğu, hem de Dünya üzerinde artırarak (askeri tehditlerin artması) eşitsizliği sürdürmek istediğini’’ görmekteyiz.
İşte burada marksizmin ‘’emek-sermaye sarmalında sürmekte olan eşitsizliğin, kapitalist sistemin gerçek yüzünün ortaya çıkardığını da’’ görmekteyiz.
‘’Marksist literatür Dünya’yı insanlar arasında ekonomik sistem, doğal yaşam, kültürel ve sanatsal olarak ortak paylaşım’’ üzerine planlarken, ‘’kapitalizmin insanların ürettiği değerlerin, polisiye yöntemlerle el konulmasının devamından yana bir siyasal sistem dayattığını ve dayattığı sistemin herşeye rağmen sürdürülmesinde ısrarcı olduğunun askeri operasyonlarını da…..
Türkiye gerçeği;
Ülkemizde yapılan askeri, polisiye olayları Dünyadaki gelişmelerin dışında görebilir miyiz?
İşte asıl üzerinde durmamız gereken olay tamda burası….
Ülkemizin 12 Eylül 1980 darbesi sonrası içine sokulduğu ekonomik sarmalın siyasal operasyonları olarak değerlendirebilir miyiz?
Sorunun cevabı evet değil mi?
Neden evet diye sorabiliriz?
12 Eylül 1980 askeri darbesinde ekonomiden sorumlu olan Turgut Özal’lar ile içine giridiğimiz siyasal sistem, 1983 yılında Anap’la ve 1990’lı yıllarda da DYP, Refah Partisi, DSP, MHP ile devam ettirilmedi mi?
İçine sokulduğumuz ekonomik sarmalın siyasal oyunları 1990’lı yıllarda ekonominin mafya-gladyo-siyaset ile yapılan operasyonlarla devam ettirilmedi mi?
Yine aynı dönemde ‘’İstanbul belediyesinde ihalecilik ile içine sokulduğu durumdan siyasetin dinsel ayağının temelleri atılmadı mı?
İstanbul belediyesinde yapılan operasyonlar ile 2002 sonrasının siyasal operasyonlarının önü açılmış olmadı mı?
Dünyada önemli bir yerde bulunan ‘’Türkiye üzerine devam eden operasyonların aslında devam ettirildiği ve arap baharı adı altında sürmekte olan ve Türkiye siyasetinin içine sokulduğu, emperyalist merkezler eliyle sürdürülmekte olan siyasal operasyonların devamını izlemekteyiz.’’
Emek-sermaye ilİşkisi ile bağını merak edebiliriz.
Biliyorsunuz siyasal iktidar çalışma hayatında taşeron çalışmayı kaldıracağının vaatlerini vererek, çalışanların oylarını da almayı başardı.
Peki ne yapmaya başladı.
‘’Yeni hükümet güven oyu almadan ilk başlattıkları, bunun tam tersi olduğunu iki gün önce alt komisyondan, dün de üst komisyondan geçirdiği özel istihdam büroları ve kiralık işçiliğin yasallaştırılmasını yolunu açan çalışmaları ile görüyoruz.’’
İşte bu bile akp’nin uluslar arası emperyalist şirketlerin taşeronu olarak çalıştığının bir göstergesi olduğunu görmekteyiz.
İşte ‘’7 Haziran seçimleri sonrası ülkemizde yaratılan çatışmalı sürecin emek-sermaye arasında sürmekte olan sınıfsal çatışmanın saklanması olduğunu, her iki tarafın da aynı yere dolaylı olarak hizmet etmesi ile aslında ülkemizde yerleştirilmek istenen kapitalizmin dikensiz gül yaratmak istenmesinin gerçeği ile karşı karşıyayız…’’
Türkiye halkları, ‘’etrafımızda çıkartılan savaşlar ile de bir ekonomik saldırı içine sokulmuş, bunun ilk izini 1989 yılında Bulgaristan’dan getirilenlerin ekonomik yaşama sokulması ile görmüştük.’’
Şimdi, ‘’Suriyeden gelenlerin çalışma yaşamına, ülkemiz vatandaşlarından daha fazla sokulduğunu ve bunula ilgili yasaal koşulların hazırlandığını görmekteyiz.’’
Sermayenin ucuz işçiliği yaygınlaştırmak için kullandığı yöntemin hiçbir yasal gerekçesi yoktur. Suriyedeki çatışmalı sürece taraf olmamızı sermayenin bir fırsata çevirmek istediğini ve bunu Türkiye halkına işsizlik olarak dayattığını da görmekteyiz.
Burada ‘’Türk tarımının bitirilmesi, özelleştirmelerin polisiye baskıların arttırılması ile çok hızla yapılması ve en sonunda esnek çalışmacılığın yasallaştırılması ile çalışanların emeklilik haklarının ellerinden alınmasının oyunları ile de….’’
Türkiye halkları ‘’etnisite, dinsel vb,’’ ayrımcılıklarını bir tarafa koyarak yaşamın her alanında örgütlülük sağlayarak, hızla üzerlerine gelmekte olan sınıfsal mücadele ile ortak bir mücadele safhında birleşmelidir.
Yoksa, ‘’dünya üzerinde yaratılan çatışmalı sürecin ülkemizde kıdem tazminatları dahil, çalışanların gelecekleri yaratılan sunni çatışmalı süreç ile ellerimizden alınmakta olduğunu, bunu kapitalist sistemin insanlığı tehdit ederek sürdürdüğünü de görmekteyiz.’’
 
YORUM EKLE