DÜŞ PEŞİME

 Yatağan’da   İz   Bırakanlar   adlı   Tarihsel   Söyleşiler   türü  kitabım  için   hemşerimiz   Atilla  Atasoy  ile  İstanbul’daki   evinde  söyleşi   yapmıştım  ve  kendisine   arada  şöyle  bir  soru  sormuştum: ‘’ Atilla  Atasoy  kimdir? Siz  kendinizi   nasıl  tanımlarsınız?’’ Atilla  Atasoy: ‘’ Ben  hayatın  bütün  renklerinin   peşine  düşmüş  bir   gezginim. Kendi  el   yordamımla  hayatı  öğrenmeyi   çalıştım. Kendimi   masaya  yatırdım, içsel  yolculuklarla  ne  istediğimi  ne  olduğumu  keşfettim  ve  öylece  duvarlarımı  yıkıp  yola  çıktım’’  demişti. Güzel   bir  söyleşi   sonunda  arkadaşım   Mehmet  Turgutoğlu  ile  birlikte  evinin   bütün  odalarını  gezdirerek   yurt  dışından  getirdiği  çeşitli  objeleri, içkileri, magnetleri  ve  diğer  hatıra  eşyalarını  bize  göstermişti. Hani  sorarlar  ve  derler  ya; ’’ Çok   gezen mi, yoksa  çok  okuyan mı  bilir?   Atilla   Atasoy  hem  çok  okumuş, hem  de  çok  gezmiş. Bilgi  ve  belge  gani…  O  zamandan   söylüyordu: ‘’ Yakında  bir  gezi  türü  kitabım çıkacak’’ diye. İyi  ki  çıkardı. Severek  alıp  okudum. Fazladan   alıyorum  ve  eşe  dosta  da  hediye   ediyorum. Sizlerde  alıp  okuyunuz. Öneririm. Kamer  Yayınevi  basmış. Kitabevleri  dışında  da internet  üzerinden  satın  alabilirsiniz.  Güzel  bir  gezi-anı  kitabı  olmuş. Atilla  Atasoy’la   bütün  dünyayı   gezin  dolaşın  derim.

Yatağanlı  Kasaplar  Sülalesinden  Kooperatifçi  Mehmet  Özdemir’in   torunu  olan  Atilla  Atasoy, dediği  gibi  iç   dünyasındaki   duvarları  yıkar  ve   gezginci   olmaya  karar  verir. Aslında  ilk  gezginci adımını    ellili yıllarda   Milas’ta  atar. Sarışın, üç  yaşlarında  şirin  bir  erkek  çocuğu  her  gün  aynı  saatlerde  yola  bakan  sokağın  bahçe   kapısına  oturur. Emir  büyük  yerden  gelmiş, anne  Mücevver  Hanım (Muzaffer  Teyze) ‘’kapıda   otur’’  demiştir. Ufaklık   ağzında  emzik, saatlerce  geleni   geçeni  seyreder. Bu   arada  aşağı  yukarı  her  yarım  saatte  eve  girip, işlerini  tamamlamaya  çalışan  anneye  rapor  vermektedir: ‘’Hiç  kalkmadım  anne’’ . Anneden  aferin  alıp  yeniden  bahçe   kapısına  oturur, sokağı  seyretmeye  devam…Ancak  bir   sabah, küçük  çocuk  her  zamanki  yerine  oturmuştur   ama  sonra  ne   annesine  rapor  vermeye  gelmiştir,  ne  de  komşularından  onu  gören  olmuştur? Herkesin  yüreği  ağzına  gelir. Başta   aile  olmak  üzere, tüm  mahalleli  telaşla   küçük  çocuğu   arar, hiçbir  yerde  bulamazlar. Üstelik  daha  önce  hiç   yaptığı  şey  değildir  kapı  önünden   ayrılmak…Neyse  ki  en  sonunda  aradıkları   yerden  çok  uzakta  Aşağı  Mahalle’de  bulurlar  çocuğu. Telaş  kıyamet  faslı  bitip, ufaklığa, nereye  gittin, nasıl  gittin, soruları  sorulmaya  başlayınca, olanlardan   habersiz  küçük  çocuk  emziğini  çıkarıp  cevap  verir; ‘’ Bir  karıncayla  arkadaş  oldum. O  gitmeye  başlayınca  ben  de  onun   peşinden  gittim…’’

    O   çocuk   yıllar  sonra  da  karıncalarla  dostluğunu   sürdürecek, peşlerinden  uzaklarda  kaybolmaya   gidecektir. Her  kayboluşta  kendinden  yeni  bir  şeyler  bulup  dönmek  üzere…

Modern   seyyah, Atilla   Atasoy  1987’den  itibaren  bilinçli  bir  gezgin  olmayı  seçmiş. Bu  gün  150  ye   yakın  ülke   gezmiş  Unesco  Dünya  Mirası  Gezginler  Kulübü   Onur  Üyesidir.

Onu  bir  gün  Amazonlar’da  konser   verirken, bir  gün  kutuplarda,  köpeklerin  çektiği  kızakta  safari  yaparken, başka  bir  gün  ise  kafatası  avcılarının  vatanı   Borneo’da  veya  İzlanda’da  balinaların  peşinde  bulabilirsiniz. Güney   Alaska’dan  Venezuella’ya, Kolombiya’dan  Çin’e  kadar  pek  çok  ülkenin  kalbinde  yol  almayı  seviyor. Sadece   gezmiyor, kaydediyor  hatta  yıllardır  bloğunda  her  gezi   sonrası  izlenimlerini  paylaşıyor. Okunması   kolay, eğlenceli  bir  dili  var. Kitabı  bir  solukta  okuyacağınızın   garantisini   veririm. Hepinize  iyi  okumalar  efendim. 

YORUM EKLE

banner68