Ege’nin Kızı

Etem Oruç’un Berfin Yayınevi tarafından basımı yapılan “Ege’nin Kızı” adlı kitabını, Bodrum’daki yazlığımda iki günde okudum. Çok hoşuma gitti. Ege’nin Kızlarını ve çilekeş kadınlarını Kurtuluş Savaşında vatanları için yaptıkları mücadeleyi anlatmış, yazarımız. Etem Oruç’un daha önceleri çıkan “Çakıcı Dağdan İnmiyor” adlı eserini de zevkle okumuştum. Bu kitabı da akıcı ve güzel…
Anadolu, anaların en çok acı çektiği, acıları bal eylediği bir yer. Bugünlerde yine analarımız ağlıyor. Pisipisine 32 genç Suruç’ta ölüme yollandı. Askerimiz ve polisimiz öldürülüyor. Bize ait olmayan bir savaşın içine sürükleniyoruz. Akebe (AKP) hükümetinin yanlış dış politikası analarımızı ağlatmaya devam ettiriyor. ABD ve İsrail yanlısı siyaset ülkemizi zor durumda bıraktığı gibi komşu dost ülkelerle de düşman oluyoruz. BOP çökmüştür. ABD’nin çıkarları için çocuklarımıza kıymayalım… Yurt savunması dışındaki tüm savaşlar cinayettir.
Ege’de kadın olmak ilk çağlardan beri bir ayrıcalıktır. Ege’de kadın tanrıdır, tanrıçadır, başın tacıdır. Kbele , Sibel, Artemis, Afrodit, Sarıkız’dır. Ege’de kadın, Onurludur, dik başlıdır, bilgedir, yol gösterendir. Gizemli kadın efedir, Gördesli Makbule, Çete Ayşe, Çiftlikli Kübra, Ayşe Çavuş, İlk kadın muhtar Gül Esin, Leyla Nine’dir Ege’de kadın…
Ege’nin Kızı kadınların kentli Nyssa’da (Sultanhisar) doğmuş, yüzyılların kültür imbiğinden süzülerek Leyla olarak görünmüştür. İlk görüşte insana güven veren, onurlu, gururlu, derin düşünceli, biri olduğu besbelli. Meyve yüklü ağaçlar nasıl başlarını eğerse Leyla Nine de ağırbaşlı ve ölçülüydü. Durgun, sessiz havalarda buzlar çözülürken çıkan sesler nasıl doğanın bir çığlığıysa; Leyla Nine’nin sayıklar gibi mırıldanması da sanki yılların buzunu çözüyordu. Doludizgin akan bir yaşamın yelesinde uçmaya hazırlanan bir turna gibiydi bakışları. Belki de sessizce çekildiği köşesinde daha güzel günler için yaprak döküyordu. Akıllı insanlar, kendilerine atılan taşlarla nasıl ev yapmasını bilirse O da söylencelere kulak asmadan bilgece yaşamaya çalışıyordu. Hüzün, gelincik tarlası denli yüreğinde dalgalanıp yaksa da her yokuşun bir inişi olduğunun bilincindeydi.
Yaşı epeyce ilerlemesine karşın, durgun sularda çimen peri kızları denli güzel, çok memeli Artemis kadar üretken ve ışıklıydı. Yılların yıpratmadığı tazecik ruhunda coşku ve sevgi vardı. Dalgın bakışlarında gizemli bir tarih gizliydi. İncir sıcağının karayılan gibi çöreklendiği günlerde serin kavak gölgesinde bile terliyordu.
Ege’nin Kızı kitabını okurken, her oluşumun binlerce yıl süren birikimin bir yansıması olduğunu görüp Ege’nin gizemli tarihinde ve kültür burgacında bir yolculuğa çıkacaksınız.
İyi okumalar efendim…
NOT: Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlemiş olduğu 2015 yılı Medya Başarı ödüllerinde röportaj dalında ödüle layık görüldüm. Ödüle layık gören herkese teşekkür ederim.
 
YORUM EKLE
YORUMLAR
İsmail GÜLER
İsmail GÜLER - 6 yıl Önce

turgay bey yazilarinizi taki̇p edi̇yorum çok güzel konular. teşekkürler

banner68