21 Kasım 2017 Salı

Yeni Hastane, hükümet konağı ve emniyet müdürlüğü yolda!

FOSFORLU CEVRİYE

14 Temmuz 2017, 12:13
Bu makale 90 kez okundu
FOSFORLU CEVRİYE

 Suat Derviş’in İthaki Yayınevi tarafından yeniden yayımlanan bu güzel eserini Atilla Dorsay’ın sunuşuyla okudum. Büyük bir zevkle, soluk soluğa sayfaları çevirerek üç günde bitirdim. Müthiş bir tat aldım. Severek okuduğum romanların sonuna gelince hüzünlenir, üzülürüm. Suat Derviş’in diğer eserlerini de alıp okuyacağım. Daha önceki yıllarda filmini izlediğim ‘Fosforlu Cevriye’ karakterini beyaz perdenin sultanı Türkan Şoray, baş rolünü Tanju Gürsu’yla paylaşmıştı. O yıllarda (1970) büyük gişe yapan film, daha sonraki yıllarda tekrar tekrar başka senaryolara uyarlanarak 5 ayrı sinema filmi olarak oynatıldı. Ama en güzel Cevriye rolü, Türkan Şoray’a yakışıyordu. Yüz güzelliği yanı sıra büyük oyunculuk gücü de eklenince, Türkan Şoray Fosforlu’nun  bir benzeriydi.

Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gök yüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe fosforlu. İstanbul’un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye’nin karşısına hiç tanımadığı bir adam çıkar. Hayatında hiç kimse Cevriye’ye, hastalığından kendisine bakan, itina eden, ilk kez kadın olduğunu hissettiren bu adam gibi davranmamıştır. Bu yabancıyı tanımasıyla birlikte Cevriye daha önce hissetmediği, hiç bilmediği duyguları tadacak ve sevmeyi tutsaklığı öğrenecektir. Cevriye’nin güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu. Geberesiye seviyorum, geberesiye söylemi fosforluya yakışıyordu.
Toplum kurallarının iyi, fedakar, pasif, namuslu kadın tanımlamasının aksine Suat Derviş bize görmediğimiz kadınları anlatmış. Ahlak dairesinin dışına itilen, altındaki temeller sorgulanmadan yargılanan bu kadınları tanıştırıyor bizlere. Sırça köşkte yetişmesine karşın o bir kenar mahalle dilberini anlatmayı seçti ve bir sosyalist olmayı.
Suat Derviş 1903’te İstanbul’da bir köşkte dünyaya gelmiştir. Babası Tıp Profesörlerinden İsmail Derviştir. İyi bir eğitim alan Suat Derviş, felsefe ve edebiyatın yanı sıra konservatuar eğitimi de almıştır. Gerçek adı Hatice Saadet olup, TKP önderlerinden Reşat Fuat Baraner ile evlenince ve  o yıllardaki aydınlara yapılan baskıdan dolayı ‘Suat Derviş’ adıyla eserleri yazar. 1972 yılında vefat eden yazarın, bu güzel eserini mutlaka okuyunuz. Ruhu şad olsun. İyi ki yazmış bu güzel romanı. Bu kitapta ayrıca İstanbul’da o dönemin azınlıklarının zenginlini ve mozaiklerini de görebiliyorsunuz. Azınlıkların azınlık olarak değil, toplumun temel unsurları olarak var olduğunu gösterdiği için de bu kitabı okumalısınız. İyi okumalar efendim. Yazımızı Fosforlu’un şarkısıyla bitirelim.
Karakolda ayna var
Kız kolunda damga var
Gözlerinden bellidir Cevriyem
Sende kara sevda var
Mori de Fosforlum…

banner19

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV