12 EYLÜL VE BİR İSTANBUL HATIRASI _ 2

12 EYLÜL VE BİR İSTANBUL HATIRASI _ 2

12 EYLÜL VE BİR İSTANBUL HATIRASI _ 2

Az daha samimi davranınca, 'dönüş için otobüs parasının bile zor denklendiğini' ama diyemediğini, bir öğretmeninin kendisine yardım edeceğini, fakat ortalıkta görünmediğini anlamıştım... Birden öğretmen okulu yıllarım aklıma geliverdi.. Gençtik, toyduk, paramızı her seferinde çabuk bitirirdik, birbirimizden borç alırdık... Ama 'O' okulu bitirmişti her halükarda... Arkadaşları biliyordu.. Bir daha karşılaşıp karşılaşmayacakları belli değildi... bu nedenle ne borç isteyebiliyordu, nede vereceklerinden emindi...

'- Sana dönüş biletini ben alırım... Merak etme.. Ve hiçbir şey de deme... Yarın, buradan Harem'e geçelim... Sana uygun olan bir saate bilet alalım... Olur mu? '

Sustu... Gözleri yavaştan kaçtı... Anladım, ağlıyordu... İçim sızladı... Asla dayanamam böyle anlarda, ben de ağlamaya başladım... Belli etmemek için boşalan banka doğru ilerledim... O, öylece kaldı bir müddet... Sonra yanıma gelip;

'- İyi geceler... Teşekkür ederim beni düşündüğünüz için... Yarın valizimi hazırlar, öğle yemeğinden sonra dışarı çıkarım.. Yine burada buluşalım değil mi? '

Konuşamadım.. Başımla 'olur' anlamında işaret verebildim sadece... Uzaklaşıp, gitti yanımdan...

Ertesi gün toparlanmış gibiydi.. Yüzü gülüyordu buluştuğumuzda... Valizi yanında, bankta oturmuş beklemişti beni... Selamlaştık... Valizin bir ucundan ben tuttum, aşağıya durağa indik... Gelen minibüslerden birisine binip, Harem'e ulaştık... Otobüs firmalarını dolaştık bir bir... En uygun olanı akşam saat 23'te kalkacak olanıydı... Böylece sabaha doğru Zonguldak'a varmış olacaktı... Bileti aldık... Valizi firma yetkililerine 'emaneten' bıraktık...

Saat 14 sularıydı... 9 saat vardı otobüsün kalkmasına... Oralarda döndük, dolaştık, konuştuk... Harem iskelesinin taşlı mendireğinde oturup denizi seyrettik... Ama bir türlü vakit geçmiyordu! ? O arada iskeleye vapurlar gelip, dönüyordu... Aklıma geliverdi.. Niye Eminönü tarafına gitmiyorduk? Oradan yukarıya, Gülhane Parkına gidebilirdik...

Aynen öyle yaptık... Kalkıp bir vapura bindik... Eminönü'nde balık ekmek yedik akşama doğru... Yürüyerek Gülhane Parkı'na çıktık... Çay içtik, muhabbet ettik, dolaştık parkta... Saat 21.30 sıralarında tekrar sahile, Eminönü'ne indik... Harem Vapurlarından birine bindik... Gidip güvertede bir köşeye oturduk... Çay satanlardan birer çay istedik, içmeye başladık... İşte tam o sırada ne olduysa oldu! Başlarında telsizli birisiyle, bir grup asker gelip karşımızda durdu! İstifimi bozmadım ama içime bir kurt düşmüştü... Ve beklenen soru geldi...:

'- Kimliklerinizi çıkarın! ' O bana baktı, ben O'na... Yavaşça...:

'- Sakin ol... Benim kimliğim üzerimde yok... Kıyafet değiştirirken sanırım valizimde bıraktım... Ama sen, öğrencisin.. Öğrenci kimliğin varsa bile yeter..' Sesini yutar gibi, endişeli...:

'-Evet.. Öğrenci kimliğim yanımda... Çantamdan eksik etmem... Dolmuşta, otobüste hep lazım olur ya... Ama sen? Sen ne yapacaksın? '

Konuşmamızı daha fazla uzatamadık bile... Yüzümüze çakılan fenerin arkasındaki, sertçe uyardı! :

'- Duymadınız galiba! Kimliklerinizi çıkarın, hemen! ' Yavaşça kalktım.. O sırada 'O', çantasından çıkardığı kimliğini uzattı... Asker kapar gibi aldı, ışığa bir güzel tuttu... Sonra yüzüne! Bir anda öfkem kabardı...!

'- Lütfen! Işığı yere doğru tutar mısınız! ? ' Işık yere doğru indi... Bir mırıltı duyuldu...:

'-Demek öğrencisin... Tarihi, tasdiki henüz yeni... Ama bu kim? Neyin olur? '

Söze karışmam zorunluydu artık...:

'- Ben öğretmenim... Ama üzerimde değil kimliğim... O'nu, memleketi Zonguldak'a göndermek için yanındayım... Alınmış biletini görebilirsiniz... Saat 23'te otobüse binecek... Ben, kurs için buradayım... Üsküdar Kız Lisesi'nde kalıyorum, O'nu oradan tanıyorum... Eğer benimle irtibat kuracak birileri varsa, kimliğimi ibraz edebilirim...'

Bileti gösterdik... İkna oldular... Ama benim için sorgulama bitmedi... 'Ya kimlik, yada bizimle geleceksin! '

Harem İskelesi'ne askerlerle indik... Koluma takılan kelepçe nedeniyle 'sözle' vedalaşabildik...! Bende öfke, O'nda 'gözyaşı...' Ardına baka baka uzaklaştı, otobüs terminaline doğru...

12 Eylül'le İstanbul'da karşılaştık... Asla unutulmayacak bir anı kaldı geriye...!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68