Başsavcılıktan İşçilerin Zincirli Eylemine Takipsizlik Kararı

Tes-İş ve Maden İş sendikalarının 14 Nisan’da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde yaptığı eylemde gözaltına alınan işçiler hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi.

Başsavcılıktan İşçilerin Zincirli Eylemine Takipsizlik Kararı
 Türk-İş’e bağlı Tes-İş ve Maden-İş sendikaları, Kemerköy ve Yeniköy termik santralleri ihalesi öncesinde, 14 Nisan 2014 tarihinde Ankara’daki Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde eylem yapmış, eylem sırasında bazı işçilerin kendisini zincirlemesi üzerine polis tarafından gözaltına alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, konuyla ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile takipsizlik kararı verdi.

Başsavcılık tarafından alınan karar şu maddeler yer almaktadır:

Kanunun hukuksal incelemesinde Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın,

Madde 34. “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Madde 26 “Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.”

Madde 20 “Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin Madde 10, 11, 21 ve değişik diğer kararlarında kamuya ait açık bir yerin şiddet içermediği hallerde işgal edilmesi ve toplanmanın mutlaka dağıtılmasını gerektirmez.”

Başsavcılıktan yapılan açıklamada; “Devletler barışçıl toplanma hakkını sadece korumakla değil, ayrıca bu halkın kullanılmasına makul olmayan kısıtlamalar getirmekten kaçınmakla yükümlüdür.

Olayın sendikalar organizesinde, işçi hakları kapsamında hükümetçe yapılan bir düzenlemenin eleştirisi mahiyetinde olduğu ve bunun temel bir hak olduğunu belirterek şüpheliler hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verilmiştir.

30 Nisan 2014 tarihinde Maliye bakanlığı önündeki zincirleme eylemi ve basın açıklaması yapan işçiler hakkında da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı eylemi suç işlemek değil işçilerin kamuoyuna seslerini duyurmak olarak değerlendirmiş, Anayasa ve Uluslararası anlaşmalara dayandırarak kovuşturmaya gerek olmadığına karar vermiştir” ifadelerine yer verildi.

“Bu kurumlar devletin değil devlete zimmetlenmiş milletin mallarıdır”

Başsavcılığın vermiş olduğu karar ile ilgili olarak muhabirimize açıklamalarda bulunan Maden-İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, şu şekilde konuştu:

“Yıllardır Özelleştirmeye karşı mücadele ediyoruz. İşyerlerimizin özel sektöre devrini engellemek için çabalıyoruz Maalesef bazı kesimlerde hala şu şekilde algıların olduğunu görüyoruz.

“Efendim, bu kurumlar devlete ait, Devletin malı, devlet isterse satar isterse satmaz niye engel olmaya çalışıyorsunuz” ya da özelleştirmeye karşı mücadele etmek sendikaların görevleri arasında mı? Ya da sendikalar böyle bir misyona mı sahip? Niye karşı çıkıyorsunuz? Ya da “devlette işçilerin rahatı iyi, bu rahatı bozdurtmamak için direniyorlar” şeklinde düşünenler var.

Oysa biz baştan beri şunu söylüyoruz: Bu kurumlar devletin değil devlete zimmetlenmiş milletin mallarıdır.

Topyekûn bütün herkesin bu kurumlar üzerinde hakkı vardır. Geçici bir süre için seçilmiş olan hükümetler değildir bu kurumların sahipleri ve satma inisiyatifine de onlar sahip değildir.

İşçilerin rahatına gelince; Evet sendikalar olarak en önemli misyonumuz emekçi arkadaşlarımızın hak ve çıkarları için, güvenli ve huzurlu ortamda çalışmaları için gayret göstermektir.

Ama Türkiye’de emek ve emekçi hayatı o kadar ucuzlatılmıştır ki işçiye reva görülen çalışma ortamı yerin 700 metre altında herhangi bir güvenlik önlemi alınmaksızın 1 metre karelik mezar gibi çalışma alanlarıdır.

“İnsan onuruna yakışır hayat sürdürebilmeleri içindir mücadelemiz”

“301 kişi ölür, 301 kişi onların yerine geçer, nasıl olsa bu paraya 700 metre derinlikte çalışmaya razı nice işsizler var” mantığına karşı durmaktır bizim mücadelemiz.   

Kadrolu, kadrosuz, Taşeron her emekçi arkadaşımız için hak ettiği, insan onuruna yakışır hayat sürdürebilmeleri içindir mücadelemiz.

“Özel sektörün kâr hırsına terk edilen işçilerin ölmemesi için, maden kazaları kader olarak görülmesin, çocuklar öksüz büyümesin” diyedir mücadelemiz.

“Bu ülkenin milli varlıkları, servetleri çar çur edilip heba olup gitmesin, yarınlarımıza, çocuklarımıza miras kalsın” diyedir mücadelemiz.

Bunca zaman böyle düşündük, bu yolda mücadele ettik. Hakkımızı, hukukumuzu demokratik ve meşru yollardan arama yolunu seçtik hep de bu şekilde mücadelemiz devam edecektir.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararlarda bizi doğrular ve destekler niteliktedir.

“Yatağan’ı ayrıcalıklı yapan özellik, halk desteğidir”

Asıl suç işleyenler 76 milyon’un hakkını üç beş sermaye gurubuna peşkeş çekenlerdir ve tarih karşısında er geç bir gün hesap vereceklerdir.

Özelleştirmeye karşı mücadelemizde Yatağan’ı, Milas’ı ayrıcalıklı yapan en önemli özellik bize verilen halk desteğidir.

Her zaman yanımızda olan değerli yöre halkımıza bu vesile ile bir kez daha teşekkür etmek istiyorum destekleri ile her zaman daha güçlü ve moralli olduk. Halkımızın desteği bizim için çok değerli ve önemlidir.

“Çare özelleştirme değil kamulaştırmadır”

Mücadelemiz ve kararlılığımız sürüyor.

İnancımız ve temennimiz bu halk desteğinin de sonuna kadar devam edeceği yönündedir.

Şu an bölgemizdeki Santral ve Maden Ocaklarımızla ilgili süreç Başbakan’ın onayı noktasındadır.

Bir kez daha sesleniyoruz. Çare özelleştirme değil kamulaştırmadır.

Halkın malı yine halkın olarak kalmalıdır.”

 

 

Burak Alper KUŞ

Güncelleme Tarihi: 18 Temmuz 2014, 18:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68