banner80

BİR ONUR HİKAYESİ.. GAZİ MUSTAFA ÖZDEMİR

Ziraat Bankası eski müdürü ve Atatürkçü Düşünce Derneği kurucularından olan Şükrü Özdemir, çok sevdiği ve hayatını büyük bir merakla dinlediği asker abisi ile 8 yıl öce bir röportaj gerçekleştirdi ve bu röportajı kaleme aldı, röportajın gerçekleştiği tarihten 1 yıl sonra abisi Mustafa Özdemir’i kaybeden Şükrü Özdemir üzerinden 7 yıl geçtikten sonra bu röportajı yayımlaya karar verdi. Kimi zaman mutlu kimi zaman hüzünlü gerçekleşen sohbet sırasında duygusal anlar yaşanırken Şükrü Özdemir hayatını şu cümleler ile dile getirdi. “ilkokulda bir kır kahvesi vardı okuldan çıkar koşa koşa kır kahvesine gider orada gazoz satardık. Çok güzel zamanlardı. Hatta bazen bizi oralarda bulunan muavinler döverdi. Ziraat ve tütün ile 5 kardeş geçinmeye çalışırdık. Ailemiz hep mutlu ve huzurluydu büyüdükçe herkes dağıldı haliyle. Ama abimle aramdaki bağ ve benim üzerimde yarattığı mücadele duygusu hep imrenerek baktığım bir şeydi.”

BİR ONUR HİKAYESİ.. GAZİ MUSTAFA ÖZDEMİR

Abisinin hayatını hep kendinde büyük önem taşıdığını belirten Şükrü Özdemir abisine hep imrenerek baktığını ve bu röportajı onun yaşamını, başından geçenleri önemsediğini ve ölümünün ardından 7 yıl geçtikten sonra halen daha bir yerlerde adı geçmesini istediğini belirterek gazetemizle paylaştı.

Şükrü amca ve yerinin onda çok ayrı olduğu kıymetli abisi Mustafa Özdemir ile yaptığı röportaj şöyle;

Mustafa Özdemir kimdir?

1940 yılında Yatağan’da doğdum, ilk ve orta öğrenimi Yatağan’da okudum. Muğla Turgut lisesinde okurken Asb. Olmak için müracaatta bulundum ve Hv. Asb. olarak askerlik günlerim başladı.

Biraz senin çocukluk yıllarına inmek istiyorum. Okul dışında yazları neler yapardınız?

Çocukluğumda ziraatla uğraşırdık. Genelde tütüncülük çoktu. Tütün işlerdik boş zamanlarımda da futbola merakımdan top oynamaya giderdim. Yüzmeyi çok severdim, Yatağan Çayına yüzmeye giderdim.

Peki, babamız top oynamayı sevmezdi sana karşı tavrı nasıldı?

Onu hiç sorma babamızın tavrı çok kötüydü. Futbol oynuyorum diye bana ağıza alınmayacak küfürler eder, eve bile almak istemezdi.

Pekâlâ demek ki babam senin okuyup bir meslek sahibi olmanı istemiş. Okulla aran nasıldı?

Okulla aram iyiydi. İlk mektepte hiç kalmadım. Ortaokulda kaldım. Liseye gittim onu da yarıda bıraktım. Asb. Olmak için gizlice müracaat ettim. Bilahare babamı duyurduğumda bana askerliğin zor olduğunu kendisinin seferberlikte 3 yıl sonra 9 yıl olması üzerine 12 yıl askerlik yaptığını söyledi. Askerlik zordur. Oğlum başka iş yap dedi, bende bu yolu tuttum. Ona rağmen Asb.  Oldum.

O zaman raporları nereden alıyordun? Ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Askerliğin birinci şartı sağlam vücutta olmalı. Bunu da en yakın İzmir Askeri Hastane olmalı. İzmir’e gitmek o zamanlar zor. Ben benzin almaya giden benzinci arabasıyla Çine’ye kadar gidebildim. Oradan Aydın’a bir araba bulduk. Oradan İzmir’e vardık. Ama o zamanlar İzmir’e gidip dönmek çok zordu. Biz 3 arkadaş gittik. İsmet, Fethan ve ben İzmir’de 10 günde işimizi bitiremedik. Bütün doktorlardan sağlam raporu aldık ve evraklarımızı hazırladık. Dönüşte gece yarısı Yatağan’a döndük. Geç vakitti hatta bizimkiler yatmıştı. Beni görünce yeniden yaşar gibiyim. Babam yatağın içine oturdu. Bana sarılarak hoş geldin deyip ağladı. Oğlum gel gitme askerlik zor dedi bende önümü kesme baba dedim. Sarılıp beraberce ağladık. Artık evraklarımı gönderip, okuldan çağırılacağımız vakte kaldık. Okula gitme vaktimizde çünkü çağrıldık.

Peki, babanı askerlik hususunda nasıl ikna edebildin?

Babam son güne kadar benim asker olmamı istemedi ama ben kararlıydım. Baba ne olur benim önüme set koyma ben bu işe baş koydum diyerek, en sonunda sen bilirsin dedi ve öylece asker oldum.

Gitme zamanınız geldiğinde neler yaşadınız?

Hava Ast. Okulu Eskişehir’de oraya gitmek için hazırlandık. Bize Aydın’dan trenle gideceğimiz söylendi ve evden ayrılık zor oldu. Ben ufak tefek biriydim. Ama asker olmaya kararlıydım. Ayrılık zamanında ağlamamak için kendimi var gücümle tuttum. Cebime harçlığımı koydular. Bavulumu elime alıp kapıdan çıktığımda anamın sarılıp sarılıp ağladığını hiç unutmam. Kır kahvesinden otomobille Aydın’a uğurladılar. Babamın ağlayışını hala unutmam.

Aydın’a vardınız orada trene bindiniz. Yolculuğunuz nasıl geçti.  Eskişehir’e ne zaman ulaştınız?

Aydın’dan saat 11:00 treniyle hareket ettik. Ertesi gün saat 10:00 da Eskişehir’deydik. Uzun bir yolculuktu ve ilk seyahatimdi. Hiç böyle yolculuk ve tren seyahati yapmamıştım. Mevsim bahardı. Eskişehir çok soğuktu. 1 gece otelde kaldık. Otel istasyonun karşısındaydı. Orada bizim gibi okula gelen arkadaşlar varmış onlarla da tanıştık. Tabi kafam hep evde kalmıştı. Anamı babamı ve kardeşlerimi düşünüyordum. Ama ben asker olmayı ve askerliği çok seviyordum. Sonra hep beraber Hava Ast. Hazırlama okuluna vardık.

Peki, okula vardığınızda neler oldu?

Bizi okula vardığımızda rahmetli emekli Ast. Ergün Yaratıcı karşıladı. Bizim kayıtlarımızda yardımcı oldu ve bizi bölüklerimize gönderdiler. Ben 1. Bölükteydim. Orada bismillah askerliğe başladım.

Öğrencilik döneminizde ne kadar teslim terbiye gördünüz ve sınıflara ayrıldınız?

Öğrenciliğimin 6,5 ayı temel eğitim ile geçti. Sonra branşlarımız belli oldu. Ben muhabere Ast. Sınıfına ayrıldım ve İzmir Hava Teknik Okullar Komutanlığı’na gönderdiler. (sene 1958-1959) burada öğrenime müteakip 1960 yılı 30 Haziranda Ast. Çvş. Olarak Ankara Hava Muh. Tb. Kom. Tayin edildim. Oraya 2 arkadaş tayin olduk. Biriside Dural Ceylan arkadaşımdı. Ankara’yı da bilmiyorduk. Dural Ceylan ile Yıldırım İstasyonunda buluştuk ve karacıların vasıtası ile Muh. Tb. Komutanlığına ulaştık. ( daha dün gibi hey gidi günler hepsi gözümün önüne geldi)

Peki, 27 Mayısta ihtilal olmuştu. Siz 30 Haziranda mezun olup tayin edilmişsiniz Ankara’ya, orada sıkıyönetimde vardı. Askersiniz neler yaşadınız?

Bizim nasibimiz 30 Haziran 1960 yılıdır. Doğrudur. Ama biz Mart 1960 yılında Ast. Çvş. Adayı Ankara’da kursa alındık. O zaman ihtilal oldu. Çok sıkıntılar gördüm. Çünkü adı Özdemir soyadı Özdemir olan ne kadar subay, astsubay varsa hepsi de tutuklandı. Bende tutuklandım. Hem de mesaiden çıkıp servis ile evimize giderken otobüsü durdurup soyadımın Özdemir olmasından ötürü tutuklandım.  Bize askeri inzibat cipiyle eski B.M.Met. Lifsinin altındaki bir odaya götürdüler. Buradan da Eski yedek subaya götürdüler. Orada büyük bir salona bizi aldılar. Yanımda Özdemir Usçuş vardı. İki kişiydik. İçerden 1 general 1 sivil şah çıktı. Bize general dönerek aradığımız şahıslar siz değilsiniz dedi. Hadi işinize gidin dediler. Bizde bizi getiren ciple hemen evimize döndük. Ama çok korktum. Adamın 2 dudağından çıkacak laf bizi hapse gönderebilirdi.

Artık Ankara’dan çalışma hayatınıza başladınız. Kaç yaşındaydınız ve hayata nasıl bakıyordunuz?

20 yaşındaydım. Delikanlıydım, gençtim, bekârdım. Ama küçük bir kasabada büyümüş bir çocuk ne yapabilirdi ki. Bende arkadaşlarıma takılı verdim.

Sen bekârken Tacettin Caminin yanında bir evde kalırdın. Bende sana gelmiştim.

Evet, gelmiştiniz, rahmetli Mustafa Koç ile birlikte. Sene 1961 Ağustos ayıydı. Hatırlıyorum. Rahmetli abisinin evine bile gitmedi. Bizimle kalmıştı.

Amcakızıyla evlilik yaptın. Kısmetin buymuş anlatır mısın?

Kısmetim amcakızıymış. İyi ki evlenmişim. Kendisinden Allah razı olsun beni çok güzel bakıyor. Çocuklarımın anası hakkını helal etsin.

Yıllarca kutsal askerlik görevini yaptın. Diyarbakır’a tayin edildin ve oradan da 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na katıldın. Bunu bize anlatır mısın?

1974 yılı Haziran ayının içinde daire başkanlığına intikal ettik. 15 kişiydik. Benim görevim bütün hava birlikleriyle muharebeyi sağlamak olduğundan bütün teçhizatı korumak ve irtibat sağlamaktı. Sonra gereken muharebe başlamış olup, hazır vaziyete getirmekti. Tabi ben bunları yaparken 5 gece 5 gündüz hiç uyumadan işleri tamamladım. Bölük komutanım Özdemir 20 Temmuz sabahı çıkartma oluyor kimseye söyleme dedi. Kimseye de söylemedim. 20 Temmuz sabahı Başbakan rahmetli Ecevit’in konuşmasıyla harekât başladı. Bizde görevimize devam ettik. Çıkarma sırasında boğazda kırk bin askerimiz vardı. İleriye dağılamadı. 2. Harekât için bize derhal Kıbrıs’a gitme emri verildi. Bizde 9 Ağustosta Mersin’den Kıbrıs’a hareket ettik. Sabah gemiden indik arabalar ile boğaz karargâhına vardık. Bölük komutanımız bizi karşıladı. Kahvaltı yaptık. Bizim kalacağımız çadırları karaca askerler kanalıyla kurdurdular. Kamyonetler açıldı. Akşam yattık. Sabahleyin bizim uçaklar geldi. Atışa devam ettiler. Bir taraf tanda karşıdan bize doğru atışlar yapılıyordu. Ondan sonra birliklerimiz ileriye doğru gitmeye başladı ve savaş 5 günde bitti.

Savaş 5 gün sürdü dediniz. Çok kolay olmuş gibi?

5 gün geceli gündüzlü düşmanla yapılan mücadele öyle kolay bir savaş değildi. Göğüs göğüsse çarpışlar oldu. Ne esirler gördüm. Savaş hareket merkezine getirilen. İlk gün baya direniş oldu ama bizim askerlerin önünde durmak öyle kolay mı?

Senin görevin neydi? Ne kadar devam etti?

Benim görevim boğazdaki savaş hareket merkezi ile Adana kuru köprüdeki savaş hareket merkezi arasında irtibatı sağlamaktı. Savaşın gidişatını bütün yönleriyle bildirmekti. Ben Kıbrıs’ta tam ikinci harekâtın tamamında ordaydım. Sonra 6 ay daha tayinden orada görevimi savaş hareket merkezinde geçirdim.

Peki, Kıbrıs’ta ki görevinizden ne zaman döndünüz?

6 ay görev süresinden sonra tayinle yeniden Diyarbakır 2 takibi hv. Kur. Kom. Muh. Merkezine tayin edildim. Burada 1 yıl daha kaldım. Tayinim Ankara’ya çıktı.

Ankara’da Hv.Kur.Komutanlığı’na mı  çalıştınız?

Evet Hv.Kur.Kom. Merkez amirliği’nde çalıştım

Birde Ankara’da bir oğlunuz oldu.

Evet, oğlum Ethem dünyaya geldi.

Sonra tayin oldunuz

Evet, İzmir Güzelyalı Hava Eğitim Komutanlığına tayin oldum ve Kıbrıs Barış Harekâtında bulunmam nedeniyle T.S.K tarafından gazilik unvanı aldım.

Siz gazi bir astsubaysınız gazilik öyle kolay alınmıyor. Savaşta ölmeden şehadete ermeden gelenlere gazi denir. Siz bu unvanı taşırken neler hissediyorsunuz?

Ben bu unvanı taşırken büyük bir gurur duyuyorum. Belki de savaşın en yoğun olduğu saatleri sizlere anlatamadım. Ama onu orada yaşamalı o duygu ve hisleri tatması çok kolay değil. Her an her şeyin olabileceğini bilemezsiniz. Onun için içinde yaşayanlar bilir. Yalnız benim diyeceğim şehitlerimize rahmet, kalanlara sağlık sıhhat dilerim. Allah hiç savaşlar göstermesin. İnsanlar ve devletler birbiriyle barış ve huzur içinde yaşasınlar. Büyük Atatürk’ün dediği gibi yurtta barış dünyada barış başka diyeceğim yok.

Sizin sol kulağınızda duyma problemi olduğunu söyler misiniz, neden?

İkinci harekâttan top atışları uçakların yakın mesafeden uçmaları top kurşun sesleri arasında sol kulağımda işitme kaybı oldu. Yine söylüyorum Allah tüm insanlığı savaştan korusun.

Kaç yılında emekli oldunuz, yaşantınız nasıl geçiyor?

1988 yılında 36 yıl hizmetimden sonra emekli oldum. Daha sonra memleketime yerleştim. Şimdi eşim ve çocuklarımla beraber yaşıyorum.

Size 73 yıllık bu ömrünüzde sağlık ve mutluluklar diliyorum. Lakin şu kısa yazıyla 73 yıllık hayat yazılmaz. Yaşananları siz biliyorsunuz. Neler yaşandı, nelerle karşılaşıldı. İyi gününüz, güzel günleriniz, üzüntüleriniz, sevinçleriniz oldu. Hepsini siz yaşadınız.

Size yaşamınız boyu mutluluk huzur ve sağlık dileklerimi sunuyorum. Kardeşin Şükrü Özdemir…

Elif Ertan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner68