İKİ HABER, BİR YAZI

İKİ HABER, BİR YAZI

İKİ HABER, BİR YAZI

Haber 1.  'Tahammül mü,  Hoş Görmek mi?”

“...daha büyük sakınca doğurmadığında her Müslüman, aleni (açıkça, kamuya açık yerde) dine, ahlaka, âdâba aykırı bir davranışa -engellemek veya ıslah etmek maksadıyla- müdahale etmekle yükümlüdür. Çoğulcu bir toplumda yaşayan Müslüman'ın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla "hoşgörü" değil, "tahammül" diyorum.   (Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Yeni Åžafak)

Haber 2.  Türk Karşıtı Afiş

Almanya'nın Milliyetçi Demokratik Partisi, eyalet meclisi seçim kampanyası afişlerinde 'memleketinize iyi yolculuklar' yazdı.

Milliyet'in haberine göre, Parti bir videoda da, ezan sesi eşliğinde başörtülü kadınlar ve Türk bayrağı göstererek, “Kendi mahallemizde yabancı olduk. Buna ne kadar tahammül edeceğiz” diyor.

Yazı:

HOÅžGÖRÜDEN ÅžİDDETE

 “Hoş, Farsça bir sözcük. Göze uygun, güzel anlamında dilimize yerleşmiş. Tek başına kullanıldığı gibi başka sözcüklerle de birleşerek kullanılıyor: Hoş /ab>hoşaf, hoşnut, hoşsohbet, hoşgörü; hoşça bakmak, hoşça görmek, hoş görmek... Bir şeyi olumlu bakış açısıyla değerlendirmek,  ondan olumlu/güzel sonuçlar çıkarmak anlamında söylenen sözcükler bunlar.

Cemal Süreya, “Hoşgörü Hoşgörü”  adlı denemesinde “... Nedir hoşgörü?” diye sorar ve arkasından da bir şairden çok, filozof edasıyla ekler: “Anlayışlı davranmak mı? Özürlü bulmak mı? Bağışlamak mı? Katlanmak mı? İşi çekimserliğe vurmak mı? Hiçbiri değil. Daha doğrusu bunların hiçbiri olmamalı. Hoşgörüyü bir özgürlük araştırması, bilinçli bir seçme işi olarak görmek gerekir.”

Cemal Süreya' nın dileğine katılmamak olanaksız. Ne var ki bu, ha deyince kazanılacak bir değer değil.

 “İsa'ya biri bir tokat atmış. O da öteki yüzünü çevirmiş tokatlasın diye.”  Hoşgörü, bu yönüyle bağışlayıcı bir kimlik tutumudur. Çünkü bağışlamak, bağışlayan Tanrının elçisine yakışır. Ancak böyle bir hoşgörüyü günlük yaşamda kaçımız benimseyebiliriz? Üstelik, akıl ve mantık süzgecinden geçmeyen, nedeni sorgulanmayan hoşgörü, hoşgörüden çok “boşgörü” değil midir?  

Mevlana: “İster Mecusi, ister Putperest, ne olursan ol, yine gel...” derken farklı inançlara bakış açısını da ortaya koyar: Burada da hoşgörü vardır. Ancak bu İsa'nın  hoşgörüsünden farklıdır. Burada bağışlama yoktur.  Mevlana, kendi dininden olmayanları dergâhına çağırırken aynı zamanda onlardan inançtaşlık da beklemektedir. Çünkü arkadan söylenen  “Bizim dergâhımız umutsuzluk dergâhı değildir.”  sözü İslam'daki tövbeyi anımsatmaktadır. Zaten Mevlana, “Tövbeni yüz kere bozmuş olsan bile, yine gel!” diyerek bunu açıkça da ifade etmektedir. Åžimdi durup düşünelim, buradaki hoşgörü, “ Siz, siz olarak geliniz!” anlayışının ürünü müdür?

Dilerseniz bir de Yunus'taki hoşgörüyü değerlendirelim:

Elif okuduk ötürü pazar eyledik götürü

Yaratılmışı hoş gördük yaratandan ötürü

derken Yunus, yaratılmışı hoş görmektedir. Çünkü o, yaratanın bir eseridir.

Yetmiş iki millete kurban ol aşık isen

Ki aşıklar safında tamam olasın sadık

derken de aynı duyarlılığı görürüz. Yetmiş iki millet, yeryüzü halkları demektir. Tanrı sevgisinin en sadık kişisi olabilmek için din, dil, ırk; zengin, yoksul ayrımı yapmadan tüm insanları sevebilmek gereklidir. Düşüncenin kaynağı ne olursa olsun Yunus'un hoşgörüsü bana göre daha insancıldır. Çünkü onda “öteki”ni “kendimizleştirme” çabası yoktur.

Hoşgörü sevginin kardeşi. Hiç sevmediğimiz birine hoşgörülü davranır mıyız? Öylelerinin küçücük bir olumsuzluğu bile diken gibi batıverir yüreğimize. Ya sevdiklerimiz? Onlar kana kana kullanırlar hoşgörümüzü. Küçük hatalarını hoş göreceğimizi bilirler. Belki bir daha aynı hataları yapmamak için daha titiz davranırlar. Ancak bu hoşgörü pınarından yararlanarak bildiğini okumayı alışkanlık haline getirenlerimiz de pek çoktur. Onların beklediği, hoşgörü değil göz yumma, görmezlikten gelme, merhamet dilenme gibi duygulardır. Hoşgörü, ne denli insancılsa;  hoşgörüye sığınma, hoşgörü dilenme de insancıllığın o denli istismarıdır.

Hoşgörü, bir kişinin kendi değer yargılarına göre yanlış olan şeyleri anlayabilme duygusu. Öznenin iyi bulduğu şeyler için hoşgörüye gereksinim yok. Hoşgörü, olumluluklar karşısında değil, olumsuzluklar karşısında harekete geçiyor. Örneğin oyun içinde hata yapan bir sporcunun hatası için antrenöründen hoşgörü bekleyebiliriz. Ama başarılı hareketler yapan bir oyuncu için böyle bir beklentimiz söz konusu değildir.

Hoşgörü, aklımızın bir ürünü. Kişi, olgunluğu oranında hoşgörülü olabilir. Her şeyi eleştiren, her olaya kızan, insanın hatalarıyla var olduğunun bilincinde olmayanların hoşgörülü olmalarına hiç olanak var mı? Çünkü onlara göre dünyada tek mükemmel yaratık var: Kendileri. “Kuşların, balıkların hoşgörüsü duygusu yokmuş.” varsın olmasın, onların, hor görü ürünü dışlamacılık, ayrımcılık, eritmecilik kavgaları ya da savaşları yok.

Hoşgörü için çıkış noktamı en iyi anlatan sözcelerdendir Åžeyh Galip'in dizeleri:

Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen

 (Kendine hoşça  bak ; çünkü evrenin özü sensin

Tüm yaratılmışların gözbebeği yaratılmış sensin)

Hoşça bakmayı öğrenmeye kişi kendi dışındakilerden değil, kendisinden başlamalı. Kendisini bilmeli, kavramalı ki kendi dışındakini bilebilsin. Acaba hoşgörüde kendimize karşı cömert ya da cimri miyiz?

Sağlıklı bir hoşgörüden söz edebilmemiz için en önce özgür akla gereksinimimiz var. Cemal Süreya' nın “Hoşgörüyü bir özgürlük araştırması, bilinçli bir seçme işi olarak görmek gerekir.” sözü bu gerçeğin anlatımı. Özgür aklın olmadığı yerde hoşgörü, bilinçli bir seçimin ürünü değil, göz yumma, görmezlikten gelme, adam kayırma, adam sendecilik, taraf tutma gibi marazi tutumların kılıfı. Zamanla şiddeti besleyen kaynağa bile dönüşüyor bu tür hoşgörü. Hatta orada da durmuyor. Dönüp bin bir emek oluşturduğumuz bilinç ürünü hoşgörü kalelerimizi bile sarsıyor.

Gelin biz yine de Mahatma Gandi gibi: “Åžiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir” diyelim ve şiddetin ilacının, yine özgür aklın yaratacağı hoşgörü iklimi olduğunu asla unutmayalım.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68