KEMAN ÇALAN KIZ

KEMAN ÇALAN KIZ

KEMAN ÇALAN KIZ

3 Keman çalan kız, Güzel Sanatlar Lisesi müzik bölümünde okuyordu. Müzik aletlerinden keman ve viyolayı çalıyordu. Ailesinin Akbük'te yazlıkları vardı. Anne ve babası çalışıyordu. Onlar, hafta sonları Akbük'e geliyorlardı.  Keman çalan kız ve kardeşi, nineleriyle birlikte kalıyorlardı. 

Yazlıkçılar arasında en küçük şeylerden dolayı birbirini şikâyet edenler oluyordu. Kimi çocuk ağlamasından rahatsız olduğu için şikâyet eder, kimi komşunun yürüyüşü sırasında çıkardığı sesten rahatsız olur, şikâyet ederdi.  Kimi komşusunun kedisinden şikâyetçidir, kimi de komşunun ördeğinin “vak vak” seslerinden dolayı rahatsız olur ve şikâyet eder... Åžikâyetin biçimleri çoktur. En küçük bir ses bile, şikâyet konusu olur yazlık yerlerde. Åžikâyetler ya Jandarmaya yapılır ya da Belediye Zabıtasına... 

Keman çalan kız, okul olarak hazırlandıkları bir konser ve daha sonra Konservatuar sınavlarına hazırlık için bazen kemanını, bazen de viyolasını çalıyordu. Bu çalışmayı her gün düzenli olarak yapıyordu. Önünde sehpası notalı olarak müzik aletlerini çalıyordu. Bu çalışma bazen gündüz vakitlerinde, bazen de akşamları oluyordu. Komşu yazlıkçılar, bu çalışmayı zevkle dinliyordu. Kemancı kızın müzik aletlerini çalması, birçok kişiye bedava bir konser gibiydi. Büyük şehirlerde paralı olarak girip dinledikleri keman veya viyola dinletisi onlara ücretsiz olarak sunuluyordu. Çoğu kimse bundan rahatsız değildi ama bu müzik sesinden rahatsızlık duyanlar da olmuyor değildi. Onlar, şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirmiş tiplerdi. Onlar en küçük bir şeyi şikâyet ederlerdi. Åžikâyetçi olmasalar rahat uyuyamazlardı. Mutlaka şikâyet etmeleri gerekirdi. Åžikâyet etmek, onların yaşam biçimiydi.

Kemancı kız, serin serin esen bir yaz akşamında kemanıyla çalışmış, saat 10.30 sıralarında çalışmasını bitirmişti. Ninesi ve kız kardeşiyle evlerinin balkonunda oturuyor, çaylarını içiyor, vakit geçiriyorlardı. O sıralarda Jandarma, sitede keman çalan kızı arıyordu. Sitede oturanlardan birisi Jandarmayı aramış, keman çalan kızı şikâyet etmişti. Jandarma bir suçluyu arar gibi sitede evinin önünde oturanlara; sitede keman çalanın kim olduğunu soruyordu. Jandarmalar, sora sora tarif üzerine keman sesinin geldiği evin önünde durdular. Jandarmalar, orada oturanlara, “burada keman çalan birisi varmış, biz onu arıyoruz” dediler. “Keman çalan burada mı?” diye sordular. Evde bulunanlar telaşlandılar, korktular, keman çalınmasından dolayı jandarmanın evin önüne gelmesine şaşırdılar. Bir an, keman çalmak suç mu acaba diye düşündüler. Nine ve iki kız torunu bu durumdan dolayı bir an şaşkınlık yaşadılar. Jandarma, “hakkınızda şikâyet var, müzik aleti çalmanın cezası çok ağır, bundan sonra çalmayın” dediler. Kemancı Kız, “ben müzik öğrencisiyim, çalışmam lazım” diye bir şeyler anlatmaya çalıştıysa da, onlar ikna olmadı ve bir daha çalmayın, çalarsanız gereğini yaparız dediler ve gittiler.

İki kız kardeş ve nineleri bu durumdan dolayı çok büyük tedirginlik yaşadılar. Endişelerinden ve korkularından dolayı sabaha kadar uyuyamadılar. Kızların ninesi, “bu nasıl şey, müzik aleti çaldı diye insan şikâyet edilir mi, bizi hangi komşumuz şikâyet edebilir, ayıp şey, varsa bir rahatsızlığın gel bize söyle, niye jandarmaya şikâyet ediliyor insan” diye kendi kendine konuşuyor, şikâyet eden kişiye karşı öfke duyuyordu. Åžikâyet eden kimse, onu affedemiyordu. Yaşlı kadın, bu duygularla ve için için öfke duyarak yatağında bir sağa bir sola dönerek sabahı etti. Yapılan, komşuluğa ve insanlığa yakışmaz diye düşündü.

Nine sabahı zor etti, kimdi bu şikâyet eden, onu bulmalıydı. İlk olarak karşı komşusuna çattı, “sen misin bizi şikâyet eden?” diye. Karşı komşu, “ben değilim” diye yemin etti.  Yaşlı kadın, öfke dolu olarak bağıra bağıra konuşuyor, onun bu konuşmalarını şikâyet ettiğinden şüphe edilen kişi de dikkatle dinliyordu uzaktan. Konuşmaları dinleyen komşular, yapılan şikâyetin yanlış olduğunu söylüyor, şikâyet edeni ayıplıyorlardı. Herkes şikâyet edeni tahmin ediyordu. Åžikâyet ettiği tahmin edilen aile; komşularıyla geçinemeyen, kendilerini beğenmiş, çok bilmiş tavırlı, çevresindekilere tepeden bakan tiplerdi.

Kızların ninesi, kemancı kızla birlikte bir komşusuyla Jandarma karakoluna gittiler. Karakol avlu kapısındaki asker, gelenlerin neden geldiğini sordu. Gelenler, “bir konu için komutanla görüşmek istiyoruz” dediler. Kapıdaki asker, hakem düdüğünü ağzına götürerek çaldı, karakoldan bir asker geldi ve karakol binasına doğru yüründü. Bekleme salonuna gelindiğinde, refakatçi asker, “siz burada bekleyin, ben komutana haber vereyim” diyerek ayrıldı.

Bekleme salonunda beklerken, yazlıkçı kıyafetiyle yaşlı bir erkek geldi. Asker onu da bekleme salonuna buyur etti. Yaşlı adam orada oturanlara şöyle bir baktıktan sonra, “Hayrola sizin ne var?” dedi. Yaşlı kadın, “torunumu keman çaldığı için şikâyet etmişler, bu suç mu değil mi, bundan dolayı gece 12'de bizim kapımıza neden jandarma dayanıyor, bunu komutana soracağız” dedi. Adam duydukları karşısında şaşırdı, “Allah Allah, bu nasıl şey böyle, insan keman sesinden rahatsız mı olur, bu toplum adam olmaz, tam Aziz Nesinlik bir olay, ben keman ve bağlama sesine bayılırım” dedi.

Bir süre sonra komutan vekili geldi. “Sorun nedir?” dedi. Yaşlı kadın durumu anlattı. Kemancı kız, “ben derslerime çalışmak için keman çalmak zorundayım, keman çalmak suç mu?” dedi. Yaşlı kadın, “torunum için müzik aleti çalabilir diye, izin belgesi istiyorum” dedi olanlara sinirlenmiş bir tavırla. Komutan vekili, şikâyet konusunu yadırgamamıştı. O alışkındı böyle şeylere. “Bu da ne ki, bize olmadık şikâyetler geliyor... Kimi çocuk ağlamasından, kimi komşusunun yürürken çıkardığı seslerden rahatsız olduğunu söyleyerek şikâyet ediyor. Biz de böyle şikâyetlerden bıktık. Burada herkes birbirini şikâyet ediyor. Åžikâyet etmeyi alışkanlık haline getirenler var” dedi komutan vekili...

Yaşlı kadının ısrarla izin belgesi istemesi üzerine, karakol komutan vekili, “Biz izin belgesi veremeyiz. Biz, saat gece 12'den sonra çevreyi rahatsız eden müzik seslerine müdahale edebiliriz ancak.  Ayrıca bizi ilgilendiren müzikli işyerleridir. Biz onlara yaptırım uygulayabiliriz. Siz çalışmanıza devam edin. Gece 12'den önce vatandaş saz çalmış, keman çalmış, gitar çalmış biz ona karışmayız” dedi.

Yaşlı kadın ve kemancı kızın karakola birlikte gittikleri komşuları, komutana, “Siz, size gelen şikâyetlerin doğruluk derecesine ve ciddiyetine göre neden davranmıyorsunuz, her şikâyet haklı mıdır, şikâyet edenlerin bazı şikâyetlerinin saçmalığını kendilerine söylemiyor musunuz?” diye sordu.   Karakol komutan vekili, “Bize şikâyetler, doğrudan gelmiyor. 156 aracılığıyla Aydın'dan bize bildiriliyor. 156 üzerinden gelen şikâyetler konusunda şikâyet yerine gitmek zorunda kalıyoruz. Doğrudan bize telefonla gelen şikâyetlerde, şikâyetin niteliğine göre eleme yapıyoruz, hatta bize saçma gelen şikâyetler konusunda şikâyet sahibini uyarıyor, bu konuda vatandaşı rahatsız etmemeye çaba gösteriyoruz” dedi.

Komutan vekili, yaşlı kadın ve torunu keman çalan kıza, “sizi rahatsız eden olursa bizi arayın, siz gece 12'ye kadar çalışmanızı yapabilirsiniz, 12'de çalışmanıza ara veriniz” dedi. Kemancı Kız, çalışmasının 12'ye kadar sürmediğini 10.30-11'de bittiğini söyledi. Yaşlı kadın ve Kemancı Kız, karakol komutanın bu konuşmalarından sonra rahatladılar ve evlerine döndüler. Yaşlı kadın, eve geldiklerinde onları bekleyen komşularına, herkes duysun dercesine, “biz karakoldan izin aldık, torunumu bundan sonra kimse şikâyet edemez” diyordu yüksek sesle... O, kendilerini şikâyet eden kişiye mesaj gönderiyordu bir anlamda. Keman çalan kızı şikâyet ettiği tahmin edilen yakındaki komşuları ise, evlerinin önünde sanki bir şeylerle meşgul oluyormuş gibi, bahçedeki ağaçların arkasından, sesin geldiği yöne doğru kulak kabartıyor, yaşlı kadının karakol dönüşü söylediklerini dikkatle dinliyorlardı...

Nevzat Çağlar Tüfekçi

Akbük, 6 Ağustos 2011

Nevzatcaglartufekci@gmail.com

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68