KİTAPÇI VE KARİKATÜRİST

KİTAPÇI VE KARİKATÜRİST

KİTAPÇI VE KARİKATÜRİST

Köşemin ismine dikkat eden kişiler, bu haftaki yazımın “edebiyat” kavramıyla ilgili olmadığı kanaatine varabilir. Cümleleri fazla süslemeye gerek görmeden, edebiyatın, insan ile ilgili her konuyu kapsayacağını, haddimi bildiğimi hatırlatarak ifade etmek ister ve bu yazı vesilesiyle kırabileceğim kişilerden ilk paragrafımda özür dilerim!

Başta yakın çevrem olmak üzere birçok kişi tarafından Attilâ İlhan ve Nâzım Hikmet'e düşkünlüğüm bilinir. Hatta gazetemin bana ayırdığı köşede, hemen hemen her hafta bu kişilerden en az birini zikrettiğim de doğrudur. Aslına bakacak olursak, ben hiçbir yazar ve şairin edebiyatını ve kişiliğini, siyasi düşüncelerine ve davranışlarına göre değerlendirmedim ve bu değerlendirmeyi kendisine yakıştıranları da “örümcek beyinli” olarak gördüm! Åžükürler olsun ki Necip Fâzıl'ı da, Nâzım Hikmet'i de, hatta Sezai Karakoç'u da edebiyatın pirleri olarak öğreten bir üniversitenin öğrencisiyim. Farklı bakış açılarına şeffaf davranmam, bu sebepten olsa gerek.

Bir kitapçıyı dükkânında bulunan kitaplardan ayrı düşünmeyi, doktorun neşter yerine gitarla gezmesine benzetiyorum. Bu yüzden de, kitap satan kişilerin “bilge insan” olduğuna inanırım/ inanırdım!

Geçenlerde, eski dostlarla nargile keyfi yaptıktan sonra, bir arkadaşımın tavsiyesiyle, şehrin ünlü bir kitapçısına yolumu düşürdüm. Aslında başlangıçta oldukça keyifli bir sohbetimiz olmuştu kitapçıyla. Az önce ismini belirttiğim bir şÃ¢irin kitapları üstüne tatlı tatlı konuşuluyordu, binlerce sayfanın bir arada bulunduğu kitap dünyasında. “A. Ali Ural”ın kitaplarının olup olmadığını sorduğum anda ise, kitapçının tavrının değiştiğini anlamam zor olmamıştı! İnternet üzerindeki ufak araştırmasını bitiren kitapçının yüzüme bakıp söylediği sözler ise beni tiksindirmişti!

“Bu adam dinci mi? İmam Åžafii'nin Divanı,nı mı ne yazmış!” diye yaftalamıştı ünlü yazarı. O anda kitapçıya açıklama yapmak zorunda olduğumu hissettim! A. Ali Ural'ın, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Åžube Müdürü ve ünlü bir deneme yazarı olduğunu, bunun yanında radyoda yazarlığa dair programlar yaptığını, şÃ¢irlik yönünün de bulunduğunu ve bir yayınevinin sahibi olduğunu kısaca anlattım! Tavrı soğuk ve iticiydi! Gözümün önüne, kurban bayramlarında ipini koparan “angus”lar gelmişti!

Neyse ki kitapçıda fazla durmadım. Elimdeki poşetimle birlikte arabama doğru yol aldım. Kitapların arasına sıkıştırılmış bir karikatür kâğıdına çarptı gözlerim. Kitapçı, bana haber vermeden atmıştı poşetime bu kâğıdı. Fazla önemsemedim; nasılsa evde okuyacaktım!

Eve gidince ilk olarak kâğıdı okumaya başladım ve yazılanlar karşısında şok oldum! “DİN-BİR-SEN” diye hiç tanımadığım bir kurum tarafından, İslamiyet'in kadınlara şiddeti önerdiği gibi bir iddiayı savunuyordu gazete! Akıllarınca İslamiyet'i aşağılayıp küçük düşürmeye çalışıyorlardı!

“DİN-BİR-SEN” 'in böyle bir şeyi savunup savunmadığına dair en ufak bir bilgimin olmadığını da belirteyim. Ancak, o sendikanın, böyle bir şeyi savunup savunmamasıyla da İslamî değerler elbette ölçülemez! İslamiyet'i öğrenmek ve tanıtmak isteyenlerin Kuran-ı Kerim'den şaşmamaları gerektiği gerçeği de, ülkemizin “Türkiye” olduğu kadar açık bir bilgidir/ tecrübedir! Kuran-ı Kerim'de anlatılanları yaşamayan, benimsemeyen, hatta küçük gören insanların dinden bahsetmelerini anlayamıyorum! Herkes dindar olsun ya da kimse inanmasın gibi bir iddiam da yok. Özgürlüğü savunan herkes gibi ben de kişilerin inanç noktasında serbest olduğunu düşünüyorum. Tepkim sadece “fakir edebiyatı” yaparak insanları güldürmeye çalışan komik suratlı kişileredir!

Karikatür kâğıdı, “DİN-BİR-SEN” haberiyle bırakmıyor İslamiyet'in peşini! Alex'in son dakikalarda attığı bir “frikik golü”ne benziyor az önceki haberin altına “ODUNLUK MÜESSESİ” başlığında aktarılan haber! Ne imiş efendim, Beşiktaş'ın kadın voleybol alt yapı oyuncularından “Nurcan İbrahimoğlu”nun dudağı, açık giyinmesi sebebiyle patlatılmış! Evet, birçok medya organında bu haberi bulmak mümkün! Benim tepki gösterdiğim gibi, sizler de tepki göstermişsinizdir o elleri kırılası insanlara. Bir sporcunun, hatta bir insanın elbisesi neden seni bu kadar ilgilendirir? Beğenmiyorsan bakma kardeşim!

Bu haberde kâğıda tam destek vermek isterdim ama maalesef veremedim! Ne vardı da 'Erzurum' sokaklarında oruç tutmayan kadını döven kişiyle dinimizi aynı kefeye koydun? “Müslüman” olarak tanıtıp İslam'ı küçük düşürdüğün “beyin mahrumu” o insan yerine başka bir insanı haber olarak aktaramadınız mı?

Az bir araştırmayla rahatça öğrenebileceğiniz bir bilgiyi aktararak yavaş yavaş yazımı sonlandırmak istiyorum!

İslamiyet, kadının giyimine de, kadına da değer veriyor!

Yaftalamanın saçma olduğunu bilmesi gereken bir kitapçıya ve karikatüriste zaman ayırdığım için bana kızacakların olabileceğini, yazının başında da söylemiştim! Olsun, kızan kızsın!

Okumak lazım azizim!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68