Müftülükten ramazan ayıyla ilgili basın açıklaması

Ramazan ayının gelmesi dolaysıyla Yatağan Müftüsü Durmuş Ali Çetmi bir açıklama yaptı.

Müftülükten ramazan ayıyla ilgili basın açıklaması

Yatağan Müftüsü Durmuş Ali Çetmi, ramazan ayının başlaması nedeniyle yazılı basın açıklaması yayınladı.

Çetmi, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

“2021Yılı ramazan ayına erişmenin huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. 12 Nisan Pazartesi günü yatsı namazını müteakip evlerimizde kılacağımız teravih namazıyla on bir ayın sultanı ramazan ayına kavuşmuş olacağız. Aynı gece sahura kalkarak oruca niyetlenecek, 13 Nisan Salı günü de bereket ve mağfiret mevsimine gireceğiz inşallah.

Bizleri bu aya ulaştıran Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. Ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e salat ve selam olsun.

Ramazan ayı, bir yıl boyunca hasretle yolunu beklediğimiz rahmet ayıdır. İmanın, ibadetin, güzel ahlâkın, ümmet bilincinin ve İslam kardeşliğinin pekiştiği müstesna bir zamandır. Müminin bir yandan Rabbiyle olan bağını, diğer yandan kardeşleriyle olan ilişkilerini gözden geçirdiği bir nefis muhasebesi dönemidir. İşte böyle mübarek bir aya kavuşmanın verdiği huzurla Peygamber Efendimiz (s.a.s) ashabına şöyle seslenmiştir: “Ramazan ayı size bereketiyle geldi, Allah bu ayda sizi zengin kılar, bundan dolayı size rahmet indirir, hataları yok eder, bu ayda duaları kabul eder. Allah Teâlâ sizin ibadet ve hayır konusunda birbirinizle yarış etmenize bakar ve meleklerine karşı sizinle övünür. O halde iyilik ve hayırdan yana Allah Teâlâ'ya kendinizi gösterin. Ramazan ayında Allah'ın rahmetinden kendisini mahrum eden kimse bedbaht kimsedir.” (Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, III, 344.)

Ramazan, sabırlı ve kanaatkâr halimizle bizi takvaya eriştiren oruç ibadetinin farz kılındığı aydır. Hidayet ve istikamet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı aydır. Cenâb-ı Hak bu hususu bizlere şöyle beyan eder: “Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin...”( Bakara, 2/185.)

Ramazan, yaz sonunda yağıp yeryüzünü kir ve tozdan temizleyen güz yağmuru gibi müminleri günahlardan arındıran tövbe ayıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s), “Kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” buyurur.( Buhârî, Îmân, 28.)

Ramazan-ı şerif, ömrümüzün en değerli hasat mevsimi, hepimiz için maddî ve mânevî açıdan yenilenme fırsatıdır. Müslümanlar için bir umut, heyecan ve uyanıştır. İnfakla yoksulların, düşkünlerin, muhtaçların, kimsesizlerin hatırlandığı ve korunduğu bir yürek seferberliğidir. Ramazan'a kavuştuğu hâlde onun kadrini ve kıymetini bilmeyen kişi, çok büyük bir hazineden mahrum kalmıştır!

Başkanlığımız, her yıl Ramazan ayında bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutan önemli bir değeri kamuoyunun gündemine taşımaktadır. Konu, Ramazan ayı boyunca etraflı bir şekilde  ele alınarak toplumumuzda bir duyarlılık ve farkındalık oluşması hedeflenmektedir.

Bu bağlamda 2021 yılının Ramazan teması ""Şifa Ayı Ramazan" olarak belirlenmiştir.

Tüm dünyada ve ülkemizde etkisini devam ettiren salgın hastalık bir taraftan ruhumuzu

bunaltırken diğer taraftan da sağlığımızı, hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Böyle bir dönemde Ramazan ayı, orucuyla, Kur'an tilavetiyle, teravihiyle, iftarıyla, sahuruyla ve fitresiyle salgın hastalıktan bunalan ruhumuza ve bedenimize şifa olmaktadır.

Ramazan, müminler için şifa olan Kur'an-ı Kerim'in indiği aydır. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir

Gecesi bu ayda bulunmaktadır. Bu ayda, Peygamberimiz (s.a.s.) ve Cebrail (as) karşılıklı Kur'an-ı Kerim okurlardı. Peygamberimizin bu sünneti vesilesi ile günümüzde Ramazan ayı boyunca mukabeleler okunmakta, okunan mukabeleler gönlümüze huzur vermekte, ruhumuza şifa olmaktadır.

Ramazan ayı, oruç ayıdır. Oruç manevi olarak arınmamızı sağlamaktadır. Bunun yanında orucun beden sağlığımıza da faydaları bulunmaktadır. Oruç ile insan vücudundaki hücreler yenilenmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı da oruçtur." (İbn Mâce, Sıyâm, 44.) İslam'ın beş esasından bir tanesi olan zekâtın kelime anlamı içinde temizlenme ve arınma manâları da bulunmaktadır. Oruç tutarken, insan manen olduğu kadar maddî manâda da temizlenmektedir.

Peygamberimizin hastaların sadaka ile tedavi edilmesine yönelik tavsiyesi fitre, zekât ve sadakanın şifa olduğuna işaret etmektedir. Ramazan ayında verilen fitre, zekât ve sadaka Müslüman toplumun kardeşlik, dayanışma, paylaşma ve yardımlaşma duygularını artırmaktadır. Bu yönüyle Ramazan ayı, toplumsal hayatımız için de şifadır.

Maddi yönümüz kadar mana dünyamız için de şifa kaynağı olan ramazan ayı, hayatı anlam ve amacından uzaklaştıran anlayışlara karşı güçlü bir varoluş bilinci inşa eder. Müminin anlam dünyasını adalet, merhamet, muhabbet, tefekkür, ihsan, ikram, sabır, metanet, şükür ve tövbe gibi ulvi değerlerle donatır. Ruhsal iyilik ve esenliğin, en az bedensel sağlık kadar önemli olduğunu hatırlatır. Oruçla birlikte inananların gönül dünyasında kibir, enaniyet, hırs gibi menfi duyguların yerini tevazu, samimiyet ve kanaat gibi erdemler alır. İyi olmayı ve iyilik yapmayı müminin karakterine nakşeder. Müminin hayır ve hasenatla mahzun ve mahrum gönüllere yaklaşma çabası, hakikatte onu kalbindeki güzelliklere ve Rabbine yaklaştırır.

Hayatımıza ve hanelerimize insani değer, erdem ve güzelliklerle gelen ramazan, tam anlamıyla bir irfan okuludur. İmsak ile sabretmeyi, iftar ile şükretmeyi öğreniriz. Bizlere sabır ve şükür bilinci ihsan ettiği için de her daim Rabbimize hamdederiz. Bununla birlikte ramazan, dünyevi meşgaleler sebebiyle çoğu kez unuttuğumuz veya ihmal ettiğimiz değerlerimizi yeniden hatırlatır. Ailemiz, akrabalarımız, dostlarımız ve komşularımızla aynı sofra etrafında birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları içerisinde ibadet bilinciyle buluşturur bizleri. Hüzünleri dindiren ve sevinçleri çoğaltan paylaşmanın ve dayanışmanın lezzet ve sevabını ibadet sofrasında tattırır inananlara. Rahmet ve mağfiretiyle gönül dünyamızı imar eden ramazan, bereketiyle de toplumun huzur, güven ve mutluluğunu tesis eder. Meydana getirdiği vahdet bilinciyle müminleri sevgi, kardeşlik, diğerkâmlık ve isar duygularıyla kuşatır. Hayırda ve takvada yarışma şuuru kazandırır.

Tüm bu yönleriyle müminler için rahmet, bereket, sıhhat ve şifa membaı olan ramazan, hayata istikamet kazandıran anlamı ve insanı Allah’ın rızasına ulaştıran ibadetleriyle bizler için eşsiz bir imkândır. İbadetlerle bugünün imarı ve takva ile istikbalin inşası için bahşedilmiş bir fırsattır. Özünde barındırdığı anlam, değer ve ibadetlerle bizleri maddi ve manevi hastalıklarımızdan arındırarak sıhhat ve istikamet üzere yaşamamızı ve Rabbimizin rızasını kazanmamızı sağlayan bir bereketli bir zamandır. Şimdi ramazan ayının getirdiği bereket ve dirilişi yüreklerimizden başlamak üzere hayatın bütün alanlarına taşıma vaktidir.

Ramazanın bereketinden istifade edelim. Kur’an ayında yuvalarımızı ve gönüllerimizi Kur’an’la buluşturalım. Mukabele geleneğimize sahip çıkarak Peygamberimizin sünnetini ihya edelim. Zekât ve sadakalarımızla ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürelim. Peygamberimizin ifadesiyle “ilk gecesinden itibaren şeytanların bağlandığı, cehennem kapılarının kapatıldığı, cennet kapılarının açıldığı, sayısız müminin ateşten azat edildiği” (Tirmizî, Savm,1; İbn Mâce, Sıyâm, 2.) bu mübarek ayı hakkıyla idrak edenlerden olalım.

Bu vesileyle, ramazan ayının kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, ailemize, ülkemize ve İslâm âlemine hayırlar getirmesini, insanlığın hidayet ve barışına, tüm hastalıklardan kurtularak maddi ve manevi anlamda şifa bulmasına  vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.”

Burak Alper KUŞ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner68