Muğla TüvTürk direnişi 2'nci yılında

Nakliyat-İş Sendikası'na üye oldukları için işten atılan TüvTürk işçilerinin direnişi iki yıldır sürüyor. Direnişin ikinci yılında Muğla Tüvtürk İşçileri İle Dayanışma Platformu tarafından açıklama yapıldı. TüvTürk Muğla Muayene İstasyonlarında çalışan DİSK Nakliyat İŞ sendikası üyesi 18 işçi, sendikal haklarını kullandıkları için tam 2 yıl önce Ağustos ayında işlerinden atıldı. Bugün İşçilerin işleri ve ekmekleri için sürdürdükleri direniş ikinci yılında.

Muğla TüvTürk direnişi 2'nci yılında

Direnişin devam ettiği TüvTürk’ün Menteşe ilçesindeki işletmesinin önünde Muğla Tüvtürk İşçileri İle Dayanışma Platformu üyeleri tarafından yapılan basın açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:
“Nakliyat-İş Sendikası'na üye oldukları için işten atılan TüvTürk işçilerinin direnişi iki yıldır sürüyor. Direnişin ikinci yılında Muğla Tüvtürk İşçileri İle Dayanışma Platformu tarafından açıklama yapıldı. TüvTürk Muğla Muayene İstasyonlarında çalışan DİSK Nakliyat İŞ sendikası üyesi 18 işçi, sendikal haklarını kullandıkları için tam 2 yıl önce Ağustos ayında işlerinden atıldı. Bugün İşçilerin işleri ve ekmekleri için sürdürdükleri direniş ikinci yılında.

Kapitalizm, içinde yaşadığımız gezegeni bitmek bilmez bir kâr hırsıyla, doğayı metalaştırarak ölüme doğru sürüklüyor. Salgınlara, afetlere yol açan kapitalizmin doğa karşıtı, doğaya hükmeden politikaları, hayvan katliamları, sularımızı kirleten ve ticarileştiren, ormanlarımızı yok eden, derelerimizi kirleten politikaları içinde bulunduğumuz pandemi sürecinin temel sebeplerindendir.

Tüm dünyayı etkisi altına alan, sağlık, ekonomi, yaşam koşullarını tümden olumsuz etkileyen bu salgın hastalık başladığında dediler ki; virüs zengin fakir ayırmıyor,herkese bulaşıyor. Virüs belki ayrım yapmıyor ama hiçbir işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadan, toplu şekilde, uzun mesai saatleriyle, mesafe kurallarına uyamadan, koruyucu malzemeleri verilmeden, servis, yemekhane alanları gibi alanlarda düzenleme yapılmadan çalışmaya mahkum edilen işçiler salgından en çok etkilenen kesimler olmuştur. Halk sağlığını hiçe sayarak üretime devam etme çabası, bacaların, işçilerin tüm kaygılarına rağmen tütmesi bu durumun bir sonucudur. Pek çok ülke dar gelirli yurttaşlarını ve ücretli kesimleri pandemiden korumak için mecburen, kısmen de olsa sosyal devlet politikalarını hayata geçirmeye, bunun için bütçelerinin önemli bir bölümünü kullanmaya devam ediyor. Ülkemizde ise kontrolsüz, plansız, koşar adım geçilen “NORMALLEŞME” sürecinde dar gelirliler, yaşamını emeği ile alın teri ile kazanan milyonlar yine yok sayılıyor. Algı operasyonlarıyla pandemi sürecini yürüten, başarı hikayeleri yazanlar şunu bilmeliler ki bir başarı varsa bu aylardır büyük bir özveriyle çalışan, hergün meslek hastalığına yakalanan, hatta Covid-19  nedeniyle hayatını kaybeden  sağlık çalışanlarının başarısıdır.

Covid-19  salgını döneminde sendikal hak ihlalleri arttı. Sendikal faaliyetler karantina kuralları gerekçesiyle engellendi, sosyal diyalog askıya alındı, sendikalarla istişare azaldı. Bu durum salgınla mücadeleyi sekteye uğrattı, ölümlere ve iş kazalarına yol açtı. Yaşamak için işyerlerinin denetimi acildir ve sendikalar, işyerlerinde işçi sağlığı iş güvenliği kurullarının denetim ve yönlendirme mekanizmaları olarak daha etkin kullanılmasını sağlamalıdır. Ekonomik krize karşı halkı savunacak acil tedbirler alınmalı; asgari ücret ve temel gıda maddeleri vergi dışı tutulmalı, emekçilerin örgütlenmesinin ve grev hakkının önündeki engeller kaldırılmalı, kıdem tazminatı gaspına son verilmeli, yurttaşlık geliri uygulamasıyla en yoksul yurttaşların dahi asgari yaşam standartlarına ulaşması sağlanmalıdır.

Sendikal haklar, günümüzde temel insan haklarındandır. Her ne kadar tüm dünyada siyasal iktidarlar ve işverenler, işçilerin sendikal haklarını zayıflatmak ve ortadan kaldırmak isteseler de bu haklar artık evrensel hukukun teminatı altındadır.  Taşeronlaşma, sendikasızlaştırma, artan işsizlik,  çalışan emekçi kesimler için bir tehdit olarak kullanılmaktadır.

Bu nedenle, Tüv Türk Muğla Muayene İstasyonlarında yaşananlar sadece 18  işçinin meselesi değil, Türkiye işçi sınıfının meselesidir, demokrasi meselesidir. Haklarımızı alıncaya kadara bu mücadeleye devam edeceğiz.

Anayasal haklarını kullanarak sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan İşçi arkadaşlarımızın haklılığı hukuk önünde de kanıtlanmış ancak kazanılan işe iade davalarının gerekleri bir türlü yerine getirilmemektedir. Yaşanan problemler sonrası Muğla TÜVTÜRK işletmesinin yönetimi taşeron firmadan alınarak TÜVTÜRK genel merkezine geçmiştir. Tüvtürk işvereninin bu haksızlığı ortadan kaldırabilecek yetkiye sahiptir. Mahkeme kararları bir an önce TÜVTÜRK genel merkezi tarafından uygulanmalıdır.

Üretenlerin karar gücü olduğu, emeğin ve emekçilerin özgürleştiği, işçi cinayetlerinin önlenebildiği, sömürünün son bulduğu, sendikal hak ve özgürlüklerin geliştiği bir çalışma yaşamı birlikte ve ortak mücadele ile mümkündür!

Gerici, tekçi, eril rejim dayatmasına karşı; eşitlik, özgürlük, laiklik, anayasal vatandaşlık gibi temel ilkeler üzerinden kuracağımız gerçek demokrasinin yaşam bulduğu bir cumhuriyet için mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz.

İktidarın karşısında örgütleri değil bireyleri görmek için bizi ayrıştırmasına, bireysel kurtuluşu dayatmasına karşı dayanışmamızla, birlikte omuz omuza mücadelemizde direniyoruz; örgütlenme özgürlüğü, sendika hakkı, toplu pazarlık hakkı, adil gelir güvencesi, istihdam güvencesi, sosyal güvenlik güvencesi talep ediyoruz.

İşe, adalete, demokrasiye, özgürlüğe, barışa ve kardeşliği hasret milyonların en önemli ihtiyacı birliği, dayanışma ve mücadeleyi daha da yükseltmektir.

Şimdi zaman, Hak Verilmez Mücadele İle Alınır ilkesi etrafında birleşerek, İnsanca Bir Yaşam, Güvenceli İş ve Güvenli Gelecek mücadelesi için kenetlenme zamanıdır.

Geleceğe ve umuda birlikte sahip çıkabiliriz.

Birleşirsek, örgütlenirsek, değiştirebiliriz!

“Tüm işçiler işe iade edilene,  talepleri karşılanana kadar mücadelemize devam edeceğiz”.

Tüm değerleri ve güzellikleri üretenler olarak biz bu ülkenin gerçek sahipleriyiz. Biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız! İnanıyor ve söz veriyoruz!

Yaşasın Devrimci Dayanışma!
Yaşasın Sınıf Dayanışması!”

Burak Alper KUŞ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68