Muğla'da Yaşamak Bir Ayrıcalık!

Muğla'da Yaşamak Bir Ayrıcalık!

Muğla'da Yaşamak Bir Ayrıcalık!

Hafta sonunda Cumartesi günü hava açık ve güneşliydi.

Bu güzel günü değerlendirebilmenin zevkinin Gökova,da daha güzel olabileceğini düşünerek, eşimle birlikte Gökova kıyısına yani Akyaka,ya indik.

Muğla,dan ayrılırken 10 derece dolayındaki hava sıcaklığı, Sakar geçidine varınca 12 dereceye, Akyaka sahiline ulaşınca da 16 dereceyi göstermekteydi.

Her zaman olduğu gibi, aracımızı Gökova Ormaniçi dinlenme ve piknik yerindeki otoparka bıraktıktan sonra, hem deniz ve çam havasını alabilmek, hem de sağlıklı yaşam için, yürüyüş yapmayı tercih etmiştik.

Bir gün önce televizyonlarda, ülkemiz genelindeki hava durumuyla ilgili bültenlerde ve diğer haberlerde, yurttan kar ve don manzaralarını seyretmiştik.

Ülkemizin pek çok yerinde hayatı felç edecek düzeyde, soğuk bir hava yaşanırken, Gökova kıyısındaki karşılaştığımız manzaraya hayran kalmamak mümkün değildi. Gökova kıyısında Nisan ayından kalma güzel bir yaşanıyordu.

Hava olabildiğince güneşli ve açıktı. Güneş de oldukça etkiliydi.

Yanımıza palto ve benzeri giyecekleri tedbir amaçlı olarak almamıza rağmen, aracı park ettikten sonra, gördüğümüz güzel ve etkileyici manzara karşısında, onları araç içinde bırakmak zorunda kalmıştık.

Yürüyüş yaparken ormanların içindeki açan çiçeklerin güzelliğini, kuşların ağaçların dallarında büyük bir coşku içinde uçuşlarını, piknik yerinde salıncaklara binerek sevdikleriyle güzel vakit geçirmeye çalışan çocukların ve onların anne ve babalarıyla, el ele dolaşan ve güzel havanın tadını çıkarmaya çalışan gençleri büyük bir zevkle seyretmiştik.

Bu güzel ve etkileyici manzara karşısında, gözümün önüne, 40 yıl önce vatani görevimi yerine getirmek için, yedek subay olarak, Kars ilinin Sarıkamış ilçesinde içinde bulunduğumuz Åžubat ayını getirmiştim.

Bir gün önce televizyonlardan izlemiş olduğumuz, doğu illerimizdeki  kar ve don manzaralarıyla aynı özellikleri taşıyordu, canlandırdığım manzara!..

Hava sıcaklığı sıfırın altında 30 derece dolayında, her yer karla kaplı, çatıların saçaklarından sarkan buzlar da, yerlere kadar uzanmaktaydı.

O günlerde askeriyeye ait binaların bir bölümündeki tuvaletler ve çeşmeler tama-men buz tutmuştu.  Gerek askerler, gerekse yöre halkı için çetin kış koşulları yaşanmaktaydı. Bu manzaralar, bir gün önce Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgemizdeki bazı illerimizde yaşanan kış manzaralarıyla örtüşüyordu.

Oysa aynı tarihlerde, Gökova kıyılarında ve ülkemizin Akdeniz kıyılarıyla Ege kıyalarında  ilkbahardan kalma güzel günler yaşanmaktaydı.

Gökova,da o gündeniz çarşaf gibi dalgasızdı. Bazı gençler ise, mayolarını giymişler, bir üşüme belirtisi bile göstermeden, büyük bir zevkle denizde yüzmenin tadını çıkarıyorlardı. Bazıları da piknik yapıyorlardı.

Yani çetin  kış koşullarının yaşandığı illerde yaşamakta olan insanların yaşam koşullarıyla, Åžubat ayı ortaları olmasına rağmen, Gökova kıyılarında yaşanmakta olan iklim koşulları arasında dağlar kadar fark bulunmaktaydı.

O nedenle, Gökava kıyılarında yürüyüş yaparken karşılaştığımız arkadaşlarıma da söylediğim ve her zaman dile getirmeye çalıştığım gibi,  “Muğla,da ve Gökova kıyılarında yaşamak bir gerçekten de bir ayrıcalıktı. Bu gerçeğin yüksek sesle söylenmesinin de benim kanımca bir sakıncası yoktu. Çünkü bu çarpıcı bir gerçeği yansıtmaktaydı”

Yani,  “Gökova Kıyıları,  Adeta Cennetin Yer Yüzü Åžubesi Gibiydi”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner68