O isim içini döktü! Detayına kadar anlattı

İYİ Parti Muğla Başkanı İncilay Gezgin Şekerdağ’ın, partisinin ihraç kararı mahkemece iptal edilen İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ı desteklemesi sonrasında 51 yönetim kurulunun istifasıyla düşen il yönetimiyle ilgili, Şekerdağ ilk defa geniş kapsamlı bir açıklama yaptı.

O isim içini döktü! Detayına kadar anlattı

İYİ Parti Muğla Başkanı İncilay Gezgin Şekerdağ’ın, partisinin ihraç kararı mahkemece iptal edilen İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ı desteklemesi sonrasında 51 yönetim kurulunun istifasıyla düşen il yönetimiyle ilgili, Şekerdağ cephesinden açıklama geldi.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Bilindiği üzere, 14 Ocak 2020 tarihinde İYİ Parti Muğla İl Yönetim Kurulunun istifası ile İl Başkanlığı görevim sonlandırılmıştır. Yaşanılan bu süreç ile ilgili son ve kapsamlı açıklamamdır.

Beni tanımayan kişilerin benim hakkımdaki olur olmaz yürüttükleri fikirler için öncelikle kendimden bahsetmek istiyorum:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti için 32 yıl 2 ay çalıştım, 25 yılında Müdür olarak görev yaptım. Bu süre içerisinde 12 yıl da Türk Sağlık-Sen Muğla Şube Başkanı olarak, çalıştığım iş kolundaki arkadaşlarımın hak mücadelesi ve mağduriyetlerini gidermek için çabaladım. Sendikal mücadelenin içinde bir dönem de Türkiye Kamu-Sen Denetleme Kurulu Başkanlığı yaptım.

Hayatım boyunca şartlar ne olursa olsun haksızlığa göz yummadım, hukuksuzluğa olur demedim. Koltuk, makam ve para için kendimden, savunduğum değerlerden asla vazgeçmedim. Azimli ve kararlı bir şekilde ilkesel bir yolda ilerledim. 1980 öncesi siyasi olaylarını ve sonrasındaki tüm zorlukları da bizzat yaşadım.

Bildiğiniz gibi ülkemizde 16 Nisan 2017 kirli referandumu ile anayasa değişikliği yapılmış ve parlamenter sistem yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında ucube bir sistem olan tek adam rejimi getirilmiştir. Referandum öncesi “Türk Milliyetçileri ‘Hayır’ Diyor” platformu kapsamında oldukça sert bir ‘Hayır’ kampanyası yürüten ve bazı İlleri dolaşan Akşener’i, sosyal medyada çalışmalarına dahil olup, Türk Milliyetçisi olarak yürütülen kampanyayı destekledim. 25 Ekim 2017 tarihinde geleceğe dair umutlarımızın yeniden filizlendiği yağmurlu bir Ankara günü İYİ Parti’nin kuruluşu açıklandı, tüm desteğimle oradaydım.

Salonların verilmediği, elektriklerin kesildiği zorlu bir kampanya yürüten Akşener’in parti kurması halinde, ülkemin içinde bulunduğu durum dolayısıyla var gücümle destek olmaya devam edecektim. Hatta MHP’li bazı arkadaşlarıma, ‘Akşener parti kurarsa partide çay, kahve bile yaparım’ dedim. 2017 Kasım ayında İl Başkanlığı teklif edildi. 21 Kasım’da emekli oldum, 22 Kasım günü Koray Aydın beyden görevlendirme yazımı aldım. İl başkanı olarak sözümü de yerine getirdim, misafirime kahve yaptım. İl Yönetimindeki tüm arkadaşlarım şahittir, daima; ‘Genel Başkanım Cumhurbaşkanı olduğu gün, ben evime döneceğim’ dedim. Velhasıl, bu yola makam, mevki için değil ilkesel bir tavırla kayıtsız şartsız bir şekilde umutları yok edilmiş gençler, gözlerindeki yıldızları silinmiş çocuklar, hayatta kalabilmek için çabalayan kadınlar, ömürlerinin sonunda huzur isteyen büyüklerimiz için çıktım. Başaracağımıza gerçekten inandım!

Hep nasıl kuruldu arkanızda kimler var deniyor ya, geneli bilmiyorum ama İYİ Parti Muğla İl Başkanlığı görevi tevdi edildikten sonra ilk kuruluş aşaması emekli ikramiyem ile oldu. Niye biliyor musunuz? Yokluktan var edilen bir ülkenin kuruluşundaki azmi ve Atatürk’ün tavrını örnek aldığımdan. Sonrasında, Yönetim Kurulu oluştuktan sonra, arkadaşların belli oranda maddi katkısı oldu.

Zorlu, çok kongreli bir 3 yıl geçirdik, her gün partide veya sahada arkadaşlarımla beraber Türkiye İYİ olsun diye bizzat çalıştım. 24 Haziran seçimlerinden sonra Temmuz ayında Afyon’da yapılan toplantıda Akşener istifa etmişti hatırlıyorsanız. Akşener salondan çıkarken kapıda kolundan tutup “gitmeyin, bizi bırakmayın” diyen ilk kişi bendim, o günkü bakışı hala gözümün önünde. Akşener istifa ettikten sonra, parti bitti dediler, yönetimden iki kadın arkadaşım haricinde kimse partiye uğramaz oldu. Ama bitemezdi, Türkiye İYİ olacaktı, olmalıydı... Akşener istifa ettiğinde bile zorluklarla kurduğum, çocuğum gibi büyüttüğüm partime sahip çıktım, ta ki 14 Ocak 2021 tarihine kadar.

Umutlarla kurduğumuz, varımızı yoğumuzu, emeğimizi enerjimizi verdiğimiz İYİ Partimiz, zaman içinde yön değiştirmeye başladı. Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri, Ali Türkşen ve diğer değerli kişilerin istifası ile başlayan süreç son kurultay ile değişimini tamamladı. Bazı ilçe başkanlarına ve il yönetiminden arkadaşlara gidişattan rahatsız olduğumu dile getiriyor, gelişmeleri yakından takip ediyordum. Ciddi bir Kovid-19 süreci yaşadım, yaklaşık 2 ay sürdü. Bu süre zarfında biriken işleri tamamladıktan sonra, artık kendimi ait hissetmediğim için partide ifa ettiğim görevden istifa etmeyi net bir şekilde düşünürken, yakışıksız bir şekilde yönetim düşürüldü. Böyle bir tavra inanın aslında hiç gerek yoktu.

25 Ekim 2020 günü de İzmir’de İYİ Parti kuruluş yıldönümü kutlamasına bazı İlçe başkanları ile katıldık. İlçe Başkanları ile birlikte olmayı tercih ettiğim için protokol alanına girmedim ve Akşener’in konuşması bitince Muğla’ya hareket ettik. Aydın iline yaklaştığımızda, il başkanlarından biri beni aradı ve “Başkanım nerdesin, imzan vardı “dedi. Ben de Aydın iline varmak üzere olduğumuzu, iletmesi halinde ertesi gün imzalayıp göndereceğimi söyledim. 26 Ekim Pazartesi sabah söz konusu dilekçe telefon uygulaması aracılığıyla bana ulaştı. Çıktısını alıp, okudum. İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ için CNN Türk’te, İstanbul İl Başkanı hakkındaki yaptığı konuşma için “Kesin ihraç Müeyyidesinin” uygulanması için disipline verilmesi istenilmekteydi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın disipline verilmesi ile ilgili olarak;

İYİ Parti tüzüğünde, beşinci bölüm disiplin hükümleri genel hükümler madde 71 de;

‘Merkez Disiplin Kuruluna sevk yetkisi, Genel Başkana ve Genel İdare Kuruluna; TBMM Grup Disiplin Kurulu ile Müşterek Disiplin Kuruluna sevk yetkisi, Genel Başkana, TBMM Parti Grup Yönetim Kuruluna ve Genel İdare Kuruluna aittir’ der İstanbul İl Başkanı, adli makamlara başvuru yapmış kendisi için soruşturma açtırmış, devam ediyor ve henüz sonuçlanmamıştır.

Genel Başkan Meral Akşener bu konu ile ilgili grup toplantısı sonrasında gazetecilerin sorusuna ‘Konu adli makamlara intikal etti sonucu bekleyeceğiz’ dedi.

Yukarıda saydığım 3 nedenden dolayı, Ümit Özdağ’ın kesin ihraç talebiyle disipline verilmesini ‘Konu adli makamlara intikal etmiş olup, sonucun beklenmesi tarafıyım. Saygılarımla arz ederim’ diyerek imzaladım. Partiden her kim aynı olayla karşılaşsa, yukarıda bahsettiğim nedenlerle aynı duruşu gösteririm. Kaldı ki Ümit Özdağ ile 14 Ocak Perşembe günü Muğla’da ilk kez yanyana geldik ve konuştuk. Özdağ’ın konferanslarına izleyici olarak katıldım, kitaplarını okurum. Dolayısıyla fikri yönden tanıdığımı düşünüyorum.

26 Ekim günü de Muğla’da kuruluş yıldönümü kutlaması yapmak için organizasyon yaptık. Bu vesileyle öncelikle ilçe başkanları toplantısı yaptım, konuyu da ilçe başkanlarına anlattım. Toplantıya katılan ilçe başkanlarından sadece 1 kişi Ümit Özdağ’ın disipline gitmesi tarafındaydı, diğer ilçe başkanları mahkeme sonucu beklenilsin dedi. Toplantıya katılım sağlayanların listesi kayıtlı, isimleri burada paylaşmayacağım, beraber bir müddet yol yürüdüğüm hiç kimseye, onların bana davrandığı gibi davranmayacağım.

İl yönetim kuruluna bu konuyu anlatamadım çünkü o gün ilçe başkanları toplantısından sonra İl yönetim kurulunun da gelişiyle, partimiz kalabalık oldu, kuruluş kutlaması yaptık ve arkadaşlar pandemi nedeniyle çok kalamadan partiden ayrıldılar, bu konunun konuşulacağı bir ortam o gün olmadı.

Ayrıca dilekçe için yönetim kurulu kararı alınamaz, dilekçenin kararı olmaz, sadece bilgilendirme olur, çünkü dilekçeden kaynaklanan herhangi bir sorunun muhatabı imza atan kişidir.

Toplantının hemen akabindeki günlerde bahsettiğim gibi hastalandım, ağır ve 2 ay süren Kovid-19 süreci yaşadım. Dilekçe olayından sonra partiye henüz 1 gün gidebilmiştim. 13 Ocak Çarşamba günü de Bodrum’a İlçe Kadın Kollarının kuruluşu için gittik. Aynı gün, Ümit Özdağ ihraç davasını kazanmış, disipline sevk işleminin, parti tüzüğünde öngörülen usule ve şekle aykırı biçimde gerçekleştiği için ihraç usulden iptal olmuştur. Yani il başkanları olarak dilekçe ile Milletvekillerini disipline gönderme yetkimiz olmadığını mahkeme tescil etmiştir. Genel Merkez ve 80 İl Başkanı tüzüğü bilmiyorsa bu benim suçum değildir. Ümit Özdağ davayı kazandığı için yaptığı basın açıklamasında, bir gün sonrası 14 Ocak Perşembe günü, Muğla’ya teşekkür için geleceğini söylemiş. Bodrum İlçe Başkanlığı’nda Kadın Kolları kuruluşu dolayısıyla meşgul olduğum için basın toplantısını izleyememiştim. Muğla’ya dönüşte, Metin Ergun’un da olduğu telefon uygulamasındaki grupta arkadaşların yazışmalarından bilgi sahibi oldum, hakaretler, tehditler çekinmeden, açıkça yazılıyordu.

13 Ocak akşamı istifa dilekçeleri toplanılmaya başlanıldığında, bazı il yönetim kurulu üyeleri beni aradılar, önce bu organizasyonu yapan kişilerin kendilerini aradıklarını, istifa etmeyeceğini söyleyince Muğla Milletvekili, Genel Bşk. Yrd. Metin Ergun’un aradığını, kendilerini zorladığını söylediler. Charles Bukowski’nin güzel bir sözü var; “Kalabalığa karışmak için hiçbir özellik gerekmez. Ama yalnız ve dik durmak için çok şey gerekir.” dolayısıyla beni arayan tüm arkadaşlarıma, bu konuda onlara hiçbir şey söylemeyeceğimi, kararlarının kendilerine ait olması gerektiğini ifade ettim.

Muğla’da Metin Ergun ve Genel Merkez gece boyu çalışmışlar istifalar alınmış, resmi yazışmalar yapılmış. 14 Ocak Perşembe günü sabah henüz ben partiye gitmeden telefon uygulamasından yönetimin dolayısıyla başkanlığımın düştüğü mesajı geldi. Parti sekreteri aradı, kapı kilidinin değiştirilerek (yönetimden bildiğim üç kişi) kapının kilitlendiğini ve kendisinin de partiden çıktığını söyledi. Kira kontratı benim üzerime olan dairenin kilidini değiştirmek kimin aklına geldiyse tebrik etmek gerekiyor. Hem insanlıklarını hem de asıl amaçlarının ne olduğunu apaçık ortaya koymuşlardır.

Bu nedenlerden dolayı, Muğla İYİ Parti İl Başkanlığı kapatılmış, yerine de ‘Metin Ergun’u Vekil yapma partisi kurulmuştur’ diyorum.

Sözde demokrasi, sözde hukuk, sözde milliyetçilik. Kuruluşunda vaat ettiğimiz tüm kavramlar sadece süslü cümleler kurmak için kullanılıyor; kavramların içi boş ve uygulamada maalesef İYİ Parti sınıfta kalmıştır!

Akşener her fırsatta Türkiye’yi Bayram Sofrasına Oturtma hayalinin olduğunu söylemiştir. Bizler, o sofrayı kuracağımız evimizi inşa ettik, yemeğimizi pişirdik, o sofrada oturan herkesin eşit haklara sahip olması için mücadele ettik fakat demokrasi, hukuk ve adaleti kendine olanlar sofra düzenini yok etti. Ellerimizle kurduğumuz sofraya kimler oturacak zamanla hep beraber göreceğiz. Henüz partide bayram sofrası kurulamadı, Türkiye’de nasıl kurulacak merak ediyorum.

Genel Başkan, Demirtaş’ın “Dışarıda olsam eşim ile birlikte kapısını çalar, kahvaltıya geldik.” derdim ifadesini “Kanlın olsa, kan davalı birisi olsa kapısı çalındığı zaman, o kapıdan içeri alınır. O evin en yaşlısı korur kollar. Kapıdan çıktıktan sonra kan davası devam eder” diyebiliyor ve Demirtaş gelemez diyemiyorsa, partinin iki kurucusundan biri olan Prof. Dr. Ümit Özdağ, yapılması gerekeni yaptığım halde bana teşekküre geliyorsa, tabii ki Muğla’da ağırlarım. Türk’ün töresini yaşatırım ben. Pandemiden dolayı misafirlerime bir çay bile ikram edemedim onun için kendilerinden tekrar özür diliyorum ama borcum olsun. Yüce Allah’ım sağlık verir yaşarsak bir gün öderim.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin TEK ADAM rejimiyle geldiği durumu, yaşadıklarımızı gören, yaşayacaklarımızı tahmin edebilen, bizi biz yapan değerlerin sessizce bitirildiğine tanık olan, ekonomik krizi yaşayan, işsizliğin, aşsızlığın zorluğunu çok iyi bilen ve tüm bunlarla mücadele edip ülkemizin refahı, milletimizin huzuru için çalışan insanlara ve bana, hiç kimse bu düzene fayda sağlıyorsunuz diyemez. Olaylara biraz uzaktan bakıldığında düzene kimlerin ayak uydurduğu, kimlerin mevcut çarkın dişlisi olduğu ortadadır.

Umutlar ancak ve ancak fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesillerle filizlenir ve gerçekleşir. Zor yollar, çıkarlarını bir kenara bırakıp Türkiye ve Türk Milleti’nden yana tavır alanlarla; söylemlerini eylemleri ile pekiştirenlerle yürünür,

Ben, İncilay Gezgin Şekerdağ;

Umudumu hiç kaybetmedim. Çünkü “Umutsuz durum yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” Bu can bu bedende olduğu müddetçe, Atatürk’ün fikirleri ışığında Türkiye ve Türk Milleti için hizmet etmeye devam edeceğim.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner68