Özcan Muğla'nın sosyo-ekonomik durumunu değerlendirdi

Muğla Milletvekili Suat Özcan, TBMM'de Muğla ilinin Sosyo-ekonomik durumu ile ilgili olarak bir basın açıklamasında bulundu.

Özcan Muğla'nın sosyo-ekonomik durumunu değerlendirdi

Muğla Milletvekili Suat Özcan TBMM’de yaptığı açıklama da, “Muğla ülkemizin güneybatısında tarihi, doğası, yeşili, denizi, tarihi ve turizmiyle ülkemizin marka olmuş kentlerinin başında gelir. Muğla ekonomisinin ana eksenleri özellikle turizm ve tarımdır. Enerji ve madencilik tesisleri de bölgemizde bulunmaktadır. Muğla ili tarımsal ürünlerinin çeşitliliği ile dikkati çeker. Zeytin, narenciye, nar, seracılık, badem ile Türkiye’nin önemli bir tarımsal üretim alanıdır. Yağlık zeytin alanında Türkiye’de ikinci sıradadır” dedi.

Özcan, ”Küçükbaş, büyükbaş ve kanatlı hayvancılığın yanısıra Muğla Türkiye'de arıcılığın en önemli merkezlerinden biridir. Yörede hem çiçek hem de çam balı üretimi yapılmaktadır. Türkiye’de üretilen çam balının %80’i Muğla’da elde edilmektedir. 829 bin hektar orman alanı ile Türkiye’de en fazla ormanlık alanın bulunduğu 4. ildir.  Muğla’nın %65,5’i ormanlarla kaplıdır Deniz Kültür Balıkçılığı üretiminde Türkiye'de birinci sıradadır” diye konuştu.

Milletvekili Özcan, “Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi Dünya’ca ünlü  turizm şehirleri; Artık birer uluslar arası marka haline gelmiş Datça, Köyceğiz, Milas, Seydikemer gibi ilçeleri; Dalyan, Ölüdeniz, Ören, Güllük, Kayaköy, Akyaka, Saklıkent, Kelebekler Vadisi, Sedir Adası gibi seçkin turizm alternatifleri; 1.500 km’ye yakın kıyı bandı ve çoğu mavi bayraklı yüzlerce plajı ile tam bir turizm cenneti olan Muğla’da turizm sektörü, 400’ü Turizm İşletme Belgeli olmak üzere   3.600’ün üstünde konaklama tesisi ve toplam 260.000 üzerinde yatak kapasitesi  ve yıllık ortalama 3,5 milyona yakın yabancı turist girdisi ile on binlerce kişiye istihdam olanağı yanısıra, doğrudan ve dolaylı alışveriş içinde olduğu diğer sektörlere ticaret hacmi yaratmakta ve önemli miktarda döviz gelir sağlamaktadır” dedi.

“Esnaf ve KOBİ’lerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntılar pandemi süreciyle birlikte katmerlenmiş daha da kötüleşmiştir” diyerek sözlerine devam eden Özcan, “Bugün Muğla’da Muğla Esnaf ve Sanatkâr Odaları Birliği’ne kayıtlı 47 bin, Ticaret Odaları’na kayıtlı 23 bin 863 esnaf bulunmaktadır. Ayrıca 7000’in üzerinde KOBİ ve 1600 civarında büyük işletme bulunmaktadır. Tüm bunların dışında Muğla tarih, turizm, tarım ve öğrenci kentidir.Pandemi dolayısı ile sorunlar da şehir ekonomisine olumsuz katkı sunmuştur. Turizm sektörü 2020 yılında %20 kapasiteyle çalışmıştır. KOBİ’ler 2016 ve 2017 yıllarında da kriz yaşadıklarını ama pandemi sürecinin çok daha derin olduğunu, bu dönemdeki olumsuz şartların, turizmi bitirme noktasına getirdiğini vurgulamışlardır. Bulundukları sektörden bağımsız olarak KOBİ'ler pandeminin alınan sipariş miktarını, üretim kapasitesini ve teslim sürelerini derinden etkilediğini vurgulamıştır. Bazı KOBİ’ler salgın döneminde tedarikçi firmaların üretim kapasitelerini düşürmesi sonucu ürünleri tüketiciye zamanında teslim etmekte zorlandıklarını da belirtmişlerdir” ifadelerini kullandı.

Muğla Milletvekili Suat Özcan, “Ekonomide salgına karşı KOBİ’lere yönelik destekleme çalışmaları olsa da bunun yetersiz kaldığı ve geç sağlandığı, ziyaret edilen bütün KOBİ’lerin ortaklaştığı bir tespittir. KDV yükünün özellikle salgın döneminde büyük bir sorun olduğu, alacaklarını tahsil edemeyen KOBİ’lerin devlete vergi ödemekte zorlandığı belirtilmiştir. Bu açıdan KOBİ’ler, salgın döneminde devletin vatandaşları sırtında taşıması gerekirken, vatandaşların devleti sırtında taşıdığından dem vurmuştur. KOBİ'lerin bazıları ücretsiz izin desteği, kısa çalışma ödeneği gibi desteklerden yararlanmadığını belirtirken; önemli oranda KOBİ kısa çalışma ödeneği imkânlarından yararlandığını belirtmiş bu imkânın süresinin bahar aylarına kadar uzatılması önerilmiştir. Salgının henüz bitmemesi sebebiyle tüm devlet desteklerinin artırılarak devam etmesi, istihdamın ve sürekliliğinin sağlanması gerekliliği vurgulanmıştır.  KOBİ’ler AKP’nin borçlandırmaya dayalı pandemi yönetiminden çokça şikâyet etmektedir. Kredi kullanan KOBİ’ler devam eden salgın sebebiyle yaşadıkları kayıpların borçlarını ödemelerinin önünde engel olduğunu vurgulamışlardır. Pandemiden çıkış ve ekonominin düzelmesine dair gerçekçi bir öngörü yok iken kredi ile borç döndürmenin bütün sektörleri pranga altına aldığına vurgu yapmışlardır. KOBİ’ler geleceği ön göremedikleri için yatırım yapamadıklarını belirtmişlerdir. Görüşülen KOBİ’ler arasında mevcut işletmelerinin sürdürülebilirliği için evini ve arsasını satan işverenler bulunmaktadır” dedi.

“İnsanların alım gücünün gittikçe zayıfladığı KOBİ’lerin ortak görüşlerinden biridir” diyen Özcan, “Ayrıca öz sermaye ve likiditenin bu dönem süresince eridiği de belirtilenler arasındadır. İthal girdilerden dolayı sürekli mali piyasaların takip edildiği bilgisi paylaşılmıştır. KOBİ’ler son iki yılda kur bazında hammadde ve ürün girdi fiyatlarının %40 ile %80 arasında arttığını belirtmişlerdir. Buna rağmen ülkenin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik durum sebebiyle hizmet sağlayıcılar batmamak uğruna hammaddeye gelen zamları ürünlerine yansıtmamış ve zararına iş yapmaya devam etmişlerdir. İthal madde kullanımından dolayı birçok KOBİ’nin dövizle borcu bulunmaktadır” diye konuştu.

Özcan sözlerine şöyle devam etti:

1.    Kepenk kapatan veya işleri durma noktasına gelen vergi mükelleflerinin hiç iş yapmasa dahi vermekle yükümlü oldukları beyannamelerden alınan damga vergileri kaldırılmalıdır.

2.    2021 gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri verilinceye kadar borçlu esnafa ve küçük işletmelere herhangi bir icra işlemi yapılmamalıdır.

3.    Esas talep esnafımıza doğrudan gelir desteği yapılmasıdır.

4.    Halkbank ve Esnaf Kredi Kefalet Kooperatiflerinden alınan 25 bin TL’lik kredi borçları faizsiz ertelenmelidir.

5.    Esnafın kredi alabilmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kara liste sorunu çözülmelidir.

6.    Küçük esnafın üzerindeki işçiden doğan stopaj yükü hafifletilmelidir.

7.    Esnafa düzensiz ve kısmi olarak verilen işçi sigortası desteği, pandemi süreci için düzenli ve bütün sigorta ödemelerini kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

8.    Kira ödemelerinde stopaj indirimi yeterli değildir, kaldırılmalıdır.

9.    Basit usul defter tutanlardan istisnasız vergi alınmamalıdır. Yılbaşı yaklaşıyor, defter tasdikleri için noterde alınan ücret ortalama 600-700 TL’dir. Bu yıl defter tasdiklerinden bir defaya mahsus olarak bu ücret de alınmamalıdır.

10.    Yüz yüze eğitim yapılmaması sebebiyle uzaktan eğitimde kullanılacak olan internet bağlantısı, tablet, televizyon, bilgisayar ürünlerinin ve hizmetlerinin temininde kişi ya da kurumlara (eğitimde kullanılacağı belgelendirilmek kaydıyla) KDV ve benzeri vergilerden muafiyet getirilmelidir.

Bunlara ek olarak bizler de diyoruz ki,

•    Asgari ücrette vergi kaldırılmalıdır.

•    KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimi desteklenmelidir.

•    Teşvik sistemi bölgesel ve sektörel faktörler göz önünde bulundurularak dizayn edilmelidir.

•    Organize sanayi bölgelerindeki KOBİ’ler için enerji özel olarak fiyatlandırılmalı, üretimde verim ve rekabet gücü artırılmalıdır.

 “Ekonomik döngünün içerisinde tarım kesimi de vardır. Esnafın mevcut durumunu sürdürebilmesinde kırsal kesimin yani çiftçilerimizin de katkısı büyüktür. Çiftçilerimiz için üretimi destekleyen teşviklerin yanı sıra; yem, gübre, tohum, zirai ilaç temininde destek verilerek ürün maliyeti enflasyona ezdirilmemelidir.

1.    Yem fiyatları yüksektir. Hayvancılık üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması için yem fiyatları düşürülmelidir.

2.    Süt fiyatları düşüktür, prim desteği yeterli değildir. Süt fiyatları  makul seviyede artırılmalıdır.

3.    Kesilen hayvanlarda et fiyatları düşüktür. Üreticiler tarafından ete yapılan fiyat artışı yeterli görülmemiştir. Hayvancılık üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması için et fiyatları artırılmalıdır.

4.    Hazine arazileri çiftçilere kiralanmalı ve isteyen çiftçilere satışı yapılmalıdır.

5.    Destekler geç açıklanmaktadır. Ödeme zamanları tam belli değildir. Destekler üretim sezonu başlamadan açıklanmalı; miktarları ve ödeme zamanları konusunda çiftçiler bilgilendirilmelidir.

6.    Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçilere kredi vermekte zorluk çıkarmaktadır. Tarımsal üretimin devamı için çiftçilere düşük faizli, kolay ve zamanında kredi kullandırılmalıdır.

7.    Su ve sulama yetersizliği önemli bir sorundur. Su sıkıntısının giderilmesi için yeni sulama yatırımları başlatılmalı, göletler yapılmalı, mevcut barajlara kuraklık olduğunda su dolumu yapılması talep edilmektedir.

Madenler çıkarılsın, yeraltı kaynaklarından yararlanılsın; deniz nakliyatında gerekli yatırımlar yapılsın ancak ekolojik, doğal dengeyi koruyan şartları dikkate alarak; çevreye insana ve doğaya zarar veren bir anlayış içinde yapılmamasını, yerel yönetimlerden konu ile  ilgisi olan sivil toplum örgütlerinden alınan  görüş ve raporlar sonucu ruhsatlar verilsin istiyoruz.

Salgında özverili şekilde mücadele veren ve uğurda yaşamlarını kaybeden sağlık çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum, yaşamını yitirenlere rahmet diliyorum. Pandemi süreci bildiğiniz gibi neredeyse bir yıl olacak. Çok uzun zamandan beri Covid salgını ile mücadele ediyoruz. Esnafın durumu perişan halde, müzik üzerinden para kazananlar, sanat icra edenler terkedilmiş durumda, sadaka verir gibi dağıtılacak 1000 TL hangi derde çare, sizlere soruyorum!

Bu süreçte hem salgınla mücadelede hem de halkımızın yaşamını kolaylaştıran sorunlarını çözmekte mücadele eden başta Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerimize teşekkür ederken merkezi yönetimin hem ekonomik destek vermesi hem de iş birliği yapmasını umut ediyoruz.

Ve kış geldi.

Kış demek Muğla’nın başta Milas olmak üzere birçok ilçesinde kömürle ısınma sebebiyle hava kirliliği demek, zor nefes almak demek. Milas ilçemize bir an önce doğalgazın gelmesini istiyoruz!

Hava kirliliği denince Yatağan’ı da unutmayalım. Termik santral tüm gücüyle Yatağan’ı boğmaktadır. Bunun önüne geçecek yasalar çıkartıldı ancak kimse mevzuata uymuyor. Buna dur denilmesini istiyoruz! Ayrıca hava kirliliği ölçümlerininin de kamu oyu ile paylaşılmasını bekliyoruz!

Diğer bir konumuz ise Bodrum Yalıkavak yolu 2013 yılında ihalesine çıkılan bu yol üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen neden bitirilmiyor? Turizm açısından her geçen gün popülaritesi artan Yalıkavak, her yıl binlerce aracın geçtiği yoğun trafiği olan bir yer; bu yolun bitirilmesi bu trafiği rahatlatacaktır.

Türkiye’nin turizm ve tarımda marka kentlerinden biri olan Muğla’da; KOBİ sahipleri, esnaf, çiftçi, turizmci, müzisyen, sanatçı, garson, simitçi, lokantacı ivedilikle destek beklemektedir. Merkezi yönetim 100 milyon TL’ye yapacağı israf Külliyesi yerine Muğlalılara sahip çıkmalıdır.

Yerel seçimlerden bu yana Muğla coğrafyası genelinde maden, taş ocağı, jeotermal ruhsatları; yat liman ihaleleri, hazine arazilerinin özelleştirilip imara açılması ve bu nedenle betonlaşma ve yapılaşmanın önünün açılması, gençleştirme adı altında ağaç kesimi gibi yatırım adı altında Muğla’nın ekolojik ve doğal dengesinin bozulması; tarihe, turizme, balıkçılığa, arıcılığa, zeytinciliğe, denizlerin kirlenmesine, madenlerle orman talanına yol açmaktadır. Bir an önce merkezi yönetim yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin ortak çalışması ile yatırımlar yapılmalıdır.

Burak Alper KUŞ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68