RAMAZAN BAYRAMI, ADALET DUYGULARI VE KADROLAÅžMA...

RAMAZAN BAYRAMI, ADALET DUYGULARI VE KADROLAÅžMA...

RAMAZAN BAYRAMI, ADALET DUYGULARI VE KADROLAÅžMA...

“...Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini/ Ama Arka Sokaktaki Komşusunun/ O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu/Fark Etmeli./Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek/Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini/Fark Etmeli./FARK ETMELİ./Ömür Dediğin Üç Gündür,/Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,/O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür...” CAN YÜCEL

 

Yaklaşık üç yıldır “Kızılçullu Köy Enstitülü Yıllar” adlı bir kitap çalışması yürütüyorum. Kitap Eylül başında yayınlanmış olacak. Son görüşmeyi  3 Ağustos 2011 günü Muğla Öğretmenler Lokali,nde Kızılçullu Köy Enstitüsü 1943 çıkışlı öğretmen-müfettiş Sayın Arif Elmas ile yaptım. Yerkesik 1924 doğumlu Arif Elmas; diğer enstitü çıkışlı öğretmenler gibi  hayatı başarmış, enstitüde edindiği tüm becerileri yaşamına uyarlamış, üretken bir eğitim kahramanı. 87 yaşına rağmen yurtseverlik ve üretim heyecanını hiç kaybetmemiş bir aydınlanmacı. Çocuklarına, öğrencilerine  enstitü kültürünü, felsefesini aktarmış ve coşkusunu yitirmemiş bir öğretmen. Kitabın son söyleşisini Arif Elmas  öğretmen ile yapmaktan mutluluk ve onur  duydum. Onunla konuşurken çok erken kaybettiğimiz 1945 Kızılçullu Köy Enstitüsü çıkışlı sevgili babamı da saygıyla anımsadım.

Muğla sonrası, Yatağan'da  DEMEÇ Gazetesi'ni  ziyaret ettim. Yatağan'da yaşanan bir olayı ulusal basında da izlemiş ve  yeğenim Yatağan Maden-İş Sendikası Başkanı Süleyman Girgin'in açıklamalarını okumuştum. Konuyla ilgili  Yatağan Demeç Gazetesi çok önemli bir gazetecilik yaparak   Yatağan-GELİ'deki kadrolaşma belgesini yayınlamıştı. Olay çok açıktı. Belge; ülkede yaşanan, çok gerilerde kalması gerekirken, hala yaşanan  ilkel kadrolaşmayı yansıtıyordu. Belgeyi okuyunca adalet  duygularım zedelendi... Olayın öyküsü neydi?  Güney Ege Linyitleri İşletmeleri (GELİ) Müdürlüğü 47 personel almak için 24-25 Åžubat 2011 tarihleri arasında sınav açmıştı. Sınavı da onlar yapacaktı. İş tanımını onlar biliyorlardı ve o iş tanımına uygun  elemanı da onlar alacaktı. Doğal olanı, etik  ve adaletli olanı buydu. Peki ne olmuştu?   AKP Muğla İlçe Başkanı, TKİ Müdürü Yüksel Akın dikkatine diyerek  GELİ Müdürlüğüne 8 kişilik bir liste verir. Listenin altına da iki  iktidar  milletvekili ve il başkanın onaylarının alındığına dair not düşülür. GELİ Müessese Müdürü kurduğu teknik komisyonla  aldığı teknik eğitimin ve yöneticiliğin kendisine verdiği nesnel ölçütlerine, iş tanımlamalarına uygun bir sınav yapar. 47 kişi sınavı kazanır.  Bu listeden  birçok isim sınavı kazanamaz. Siyasal baskılar başlar.  Müdür Yüksel Akın da nesnel-bilimsel ölçütlerde sınav yaptığı için görevden alınır ve  sınavı kazanan 47 kişi de işe başlatılmaz. Sendikalar ve yurttaşlar da vicdanları rahatsız eden bu süreçlere  haklı olarak tepkilerini sunarlar.

Sayın Başbakan iki kez “Balkon Konuşması” yaptı. Bu konuşmaların ana teması tüm yurttaşların başbakanı ve hükümeti olacağı sözüdür. Yatağan'da yaşanan nedir? Bunun tersidir.  Yandaşları işe almak operasyonudur, partizanlıktır. Unutmamız, belleklerden silmemiz  gereken bir particiliktir. Başka nedir? Bilimsel, tekniksel ölçütleri tanımamak, iktidar olmanın erkini kamusal alanda diğer yurttaşları ötekileştirmenin yöntemi olarak kullanmak demektir. 

Bu vicdanları, yürekleri rahatsız eden bir olaydır. Demek ki Muğla'da ve Türkiye'de son 9 yıldır ülkenin tüm yurttaşlarının verdiği vergilerle ayakta kalan kamu kuruluşlarına bu  yöntemle personel alınıyor. 2011'li yıllarda, hele Ramazan Ayında bu duruma itiraz etmek, hayır demek  her vicdanlı insanın temel görevi olmalıdır. Hangi partiden olursa olsun kamu kurumlarına hep adaletli, teknik sınavlarla işe uygun personel alınmasını talep etmek zorundayız. Bu bir insanlık borcudur... Hangi partiye oy verirse versin bu ülkenin tüm insanları değerlidir. Batı bunu yüzyıllar önce başardı.  Türkiye'de günümüzde hala uzmanlığı nedeniyle  değil  bulunduğu pozisyon nedeniyle kamuya partizanca  personel yerleştiren ilkokul mezunu ilçe başkanları, İl Genel Meclisi üyeleri  vardır ama  asla olmamalıdır.  Bu görevler; proje üreten, belde veya ilçenin sorunlarını aktaran demokratik-katılımcı görevler olmalıdır. Bir orman bölge müdürü, bir sağlık müdürü gücünü bu merkezlerden değil teknik bilgi ve donanımdan, tecrübesinden ve yüreğindeki adalet duygularından almalıdır. Türkiye'de tüm siyasal partiler bu tip partizanlığı aşmanın yollarını mutlaka tartışmalıdırlar. Tatsız haberleri okuyarak Yatağan Demeç'ten ayrıldım.

Sabah  İzmir'den erken çıkmıştım. Muğla'daki söyleşi sonrası Kavaklıdere'de oturan ve oruç tutan sevgili anamla  iftar yemeğinde onunla beraber olacaktım. Ramazan Ayında onunla iftar yemeğinde beraber olmak, ona eşlik etmek yaşamımda hep güzelliklerle dolu buluşmalar, beraberlikler olmuştur. Onu tekrar yaşayacaktım. Yolda çocukluğumun sade, abartısız, keyifli ve içten yaşanan Ramazan Aylarını düşündüm. İftar topu, Ramazan pidesi, pekmezle karılmış sıvı tahin helvası, kompostolar ve Ramazan sofrasının ana yemeği  bol soğanlı-acılı yahniden oluşan  kalabalık sofraları hatırladım Kavaklıdere yolunda. Dinsel olarak çok farklı açıklamalar, yorumlar yapılabilir. Ramazan Ayına bir temizlenme, arınma ayı, adaleti arayan,  özeleştiri yapılan ve toplumsallık, barış üreten bir ay olarak baktım hep. Dinin bireylere adalet, yardım, eşitlik duygularını tekrar hatırlamalarını sağlatan bir ay olarak yorumlarım Ramazan Ayını. İlkokul sonrası başlayan yatılı okul süreçleri nedeniyle köyümde hep misafirdim. Köy yolculukları o nedenle 45 yıldır bende hep heyecan ve  ulaşma duygusu üretir. Güzelim çam ağaçlarının süslediği  Yatağan-Kavaklıdere yolculuğunda  bu kez aynı heyecan ile  arabada Ramazan ayının bende bıraktıklarını anımsamaya çalışıyordum. Yatağan'da yaşanan olayı, Ramazan ayı ve partizanlık arasındaki çelişkileri düşündüm. Sınavı kazandığı halde ataması yapılamayan 47  yurttaşımızı ve sağduyunun bir an önce bu kişileri  göreve başlatması gerektirdiğini  düşündüm.

Yazımı bir öneri ile tamamlıyorum. Muğla ve Yatağan'daki tüm  siyasal parti ve  demokratik kitle örgütlerine ülkemizin kangren olmuş bir yarası olan partizanlığı, yandaşlığı ve adaletsizliği  aşmak ve toplumun dikkatinin çekilmesi için,   Yatağan'da  sınavı yapan GELİ Müdürüne “Yurttaşlık Onur Ödülü ” vermeyi teklif ediyorum...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68