SALTANAT SOFRALARINDAN SOMALİ'YE

SALTANAT SOFRALARINDAN SOMALİ'YE

SALTANAT SOFRALARINDAN SOMALİ'YE

Bugünlerde evimin, ya da işyerimin kapısını çarpıp “yeter ulannn” diye bağırırsam şaşırmayın. Nereye baksam bir ikiyüzlülük, nereye baksam bir sahtekârlık var. Kim neyi, nereden sömüreceğini çok iyi biliyor. Bugünlerin en baba sömürü aracı, iftar sofralarıydı. Ülkenin bir yerlerinde saltanat sofraları kurulurken, bir yerlerinde hayrına kurulan iftar çadırları adam almıyor. Åžaşmamak “noluyor ya?” dememek olası değil.

Her kanal kendine bir imam bulmuş, sabah akşam vaaz verdiriyor. Sanki üç beş gün önce baldır bacak yarışmaları yapanlar, yeğeni-yengeyle yatağa sokanlar onlar değil. Sanırsın ki, Zemzem suyu arkadaşların kanallarından geçiyor.

Ülkedeki çoğul grupları iftar çadırlarına mahkûm eden sınıf, iftar çadırlarının içindekilerce alkış tufanına tutuluyor.

Tıpkı aç, sefil Afrika gibi. Somali gibi. Tıpkı ambargodan ve ilaçsızlıktan kırılan Irak gibi, tıpkı esir Filistin gibi. Herkes kendisinin yaşadığı şartları yaratanlara alkış tutuyor.

Ülke genelinde Somali için yardım kampanyaları düzenleniyor. İnsanlar, Anadolu insanı her zamanki gibi bir dilim ekmeği karşılıksız bölüyor. Ama gel gör ki, bazı medya grupları, bazı dernekler bunun pazarlamasını yapmaktan geri kalmıyor.

Bir önceki seçim de Filistin'in sırtına binen yöneticilerimiz şimdi rotayı Somali'ye kırmış görünüyor. Ülkede toplanan yardımları götürüp teslim edecekmiş.  Oysa savunduğu din “sağ elin verdiğini sol görmesin” diye buyurmuş. Bu yardımı teslim ederken TV'lerde gazetelerde boy boy gülen resimler vermek, o aç insanların durumundan kahraman yaratmak bundan birkaç puan oy nemalanmak ne kadar insani ne kadar ahlaki, sorgulamak gerek.    

Somali'ye gidecek heyet şimdiden aşılanma, korunma işlemlerine başlamışlar, ancak yine de orada kucağınıza, alacağınız Somalili aç çocuğun yüzüne dikkatli bakın sayın yetkili, o çocuğun suratında sizin savunduğunuz kapitalist ,neo liberal ekonomik politikaların tokat izini göreceksiniz.

O çocuğu kucaklayacaksınız, biliyorum. Çünkü gazeteler daha acıklı yazılar yazarlar böyle resimlere. O çocuğu kucaklarken, karnını da dinleyin sayın yetkili, dinleyin ve o karnından gelen sesin, sizin lüks otellerde, sultan sofralarında açtığınız iftar sonrası çıkardığınız geğirmelere benzemediğini göreceksiniz.

Onun ellerini tutun sayın yetkili. Tutun ve savunuculuğunu yaptığınız savaş örgütü Nato'nun, uluslar arası silah tüccarlarının, dünyaya yeni bir biçim vermek isteyen ABD'nin ve çıkarları uğruna doğanın anasını belleyen küresel sermayenin ve onun geleceğini bir deri bir kemik kalmış ellerinden nasıl çaldığını görün.

Ama ne yaparsanız yapın, sakın onun gözlerine bakmayın.  Olur da; “ben açsam, sefilsem, sizin silahlarınızdan daha değersizsem ve annem beni yaşatmak için kardeşimin ölümüne razı olduysa; bana yaşamak için değil, aç hayvan yavruları gibi dilenmek için bir dünya bırakılmışsa, bunda senin savunduğun siyasi politik ahlaki dünya suçlu değil mi?” diye sorarsa, verilecek cevap ne olur bilemiyorum? O yüzden, siz sakın onun gözlerine bakmayın sayın yetkili.

Ana muhalefet partisi de orada olacakmış. Bu rantı, bu üç beş puanlık hamleden geri kalmayacakmış. Ortada kocaman bir pasta var ve siz kirli ellerinizle saldırın. Kim çok alırsa biz onu alkışlarız. Havaalanlarına yığılırız çılgınlar gibi alkışlarız ve dua ederiz bir başka ülke esir düşsün, bir başka millet aç kalsın ki, biz saltanatımızı, yalancı kahramanlık öyküleri ile bezeyelim diye.

Somali, yaşadığınız korunaklı sitelere, siteril yaşam alanlarına benzemez sayın yetkili. Yarattığınız zengin mahallerde acından yatan komşunuz yoksa, bu size kendisi de aç yattığından, komşusundan sorumlu olmayan yoksul mahallerinin olmadığı anlamına gelmez. Artık bu ülkede zengin mahallerinde aç, yoksul semtlerinde tok yatan yok ve altmış yıldır ülkeyi yöneten sağ-muhafazakâr iktidarlar “komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünün ağırlığından halkı kurtarmıştır. Siz rahat olun, nasılsa komşunuz aç yatmıyor. Biz de rahatız nasılsa, ben de tok yatmıyorum. O zaman ne hayırlı müminler olduk değil mi?

Sanmayın ki, bu ülkede her şey ümitsiz. İki güzel kampanya başladı. Birisi Diyanet İşleri,nin kampanyası, diğeri ise bir başka dünya düşünü adil ,”Eşitlikçi İslam”da arayan bir avuç yürekli güzel insanın başlattığı kampanya.

Diyanet, nihayet tarikatları, cemaatleri devre dışı bırakıp, öylesinin ötesinde hayati bir kampanya başlattı. Telefonla, SMS yolu ile Somali'ye fitre gönderme kampanyası. “1 Ağustos'tan itibaren başlayacak olan uygulama ile bütün operatörlerden AFRİKA yazıp 5601'e gönderilecek olan SMS'ler, 5 TL karşılığında olacak. 3 SMS gönderildiğinde bir fitre bir iftar parası verilmiş olacak.  Her yıl kapı kapı dolaşıp fitre ve zekâtları toplayan tarikatlar bu yıl büyük oranda zarar edecek gibi. Diyanet işleri başkanlığı çok doğru çok insani ve çok ahlaki yolla bir kampanya başlattı. Kim ne verdi kimse bilmeden kimseyi kırmadan fitreniz Diyanet yolu ile Somali'ye gidecek bence diyanetin yaptığı en doğru işti. Umarım ve dilerim Diyanet bu işi birine havale etmez.

İkinci kampanya ise eşitlikçi adil yoksuldan yana İslami bir dünya hayali düşleyen bir avuç güzel insanın başlattığı ve lüks otellerin önlerinde onların sultan sofraların da ayaklar altına aldığı bedeli bir askeri ücretin üçte birine denk gelen ve Euro cinsinden ödenen iftar sofrasının onurunu kurtarmak için başlattıkları “sokak iftarları” eylemleridir.

Azınlığın çoğunlukla alay eder gibi kurduğu, şaşalı otel salonlarının kapısından özel güvenlikçilerin üst aramasıyla girilen iftar sofralarına inat, yoksul çoğunluğun orucuna sahip çıkması ve kimse kimseyi pohpohlamadan sokak ortasında yere serdikleri bir bez, bir gazete ve karton üzerinde evlerinden getirdikleri “Allah ne verdiyse”lerle kurulan ve herkese açık, herkese eşit bir iftar sofrası. Siz sadece nereye oturacağınıza karar verin... Gerisi kolay...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68