Ünal Toksöz, ağaçları kimin diktiği tartışmasına noktayı koydu!

Yatağan Belediye Başkanı Mustafa Toksöz’ün amcası Belediye eski Başkanı Ünal Toksöz, CHP İlçe Başkanı Mehmet Kemiksiz’in kesilen ağaçları Belediye eski Başkanı Ahmet Necati Özdemir’in diktiği iddiası üzerine, “O ağaçları, Manisa’daki Park Bahçeler Müdürlüğünde ücretsiz getirterek ben diktim” dedi.

Ünal Toksöz, ağaçları kimin diktiği tartışmasına noktayı koydu!

Yatağan’da yapımına başlanan İnönü Bulvarı, tartışmaları beraberinde getirdi. Yol yapım çalışmaları sırasında kesilen ağaçlara tepki gösteren CHP İlçe Başkanı Mehmet Kemiksiz, ağaçları amcası Ünal Toksöz’ün diktiğini ileri süren Mustafa Toksöz’e karşılık, ağaçları Ahmet Necati Özdemir’in diktiğini iddia etmişti. Bu açıklamanın basında ve kamuoyunda duyulmasının ardından Belediye eski Başkanı Ünal Toksöz, basın açıklaması yaptı.

1967-1970 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapan Ünal Toksöz, Yatağan’da yaşayıp 60 yaşından küçük olanların kendisini hatırlamayabileceğini ama hizmetlerini hatırlayacağını söyledi.

Toksöz, “1967 yılında belediye başkanlığına seçildim. Beni seçtirenlere, ‘ben 4 yıl belediye başkanlığı yapamam, Yatağan için vaat ettiklerimi bitirince ben ayrılırım’ demiştim. İlk sene Yatağan’ı yıktım, ikinci senemde de vaatlerimi tek tek yaptım. İki senede verdiğim 32 sözün hepsini yerine getirmiştim” dedi.

“O dönemler, Yatağan yokluk içerisindeydi”

Göreve geldiği günlerde Yatağan Belediyesi’nin ekonomik açıdan zor durumda olduğunu anlatan Toksöz, “O zamanlar, herhangi bir yatırım yapmak mümkün değildi. Görev süremce, belediye başkanlığından maaş almadım. Doktorluk ve ecza dolabından elde ettiğim maaşla geçimimi sağlıyordum. Belediye başkanlığını isteyerek olmadım. Ben, Yatağan’da yüksek tahsil yapan ilk kişiyim. Benimle birlikte birkaç arkadaşımız yüksek tahsil yaptılar. Doktor olarak çıktığımda Yatağan’a tayin oldum. Yatağan’da kaymakam yok. Kaymakamlık vazifesini bana verdiler. Hem doktorluk yapıyorum hem de kaymakamlık yapıyorum. Yatağan’da eczane yok. O dönemler, eczane olmayan yerlerde doktorlar ecza dolabı açabiliyorlardı. Ecza dolabı açtım. Öğretmen yoktu. Ben öğretmenlik de yaptım. Ortaokul, benim dönemimde açılmıştı, ben o okulda Fransızca ve tabiat derslerine girerdim. Tüm derneklerde başkan bendim. Çünkü o zamanlar Yatağan’da okumuş ve yetişmiş eleman yoktu” diye konuştu.

“Az bir oy farkıyla kazandım”

Toksöz, o dönemler Adalet Partisi’nin (AP) güçlü isimlerinden akrabası Haldun Menteşeoğlu’nun tavsiyesiyle siyasete girdiğini anımsatarak, “O dönemlerde, bölgedeki parti teşkilatında parti içerisinde yüksek tahsilli sadece ben vardım. Buna il başkanı da dahil. Haldun Bey, benim belediye başkanı olmamı istedi. ‘Gencecik çocuk’ olduğumu ve belediye başkanı olmak istemediğimi söyledim. Beni baskı altına aldılar. Meğerse kaymakamlığı da hazırlansın diye mahsus yaptırmışlar. Sonra düşündüm, Yatağan geri kalmış bir yer, ben bir şeyler yapabilirsem mutlu olurdum. Bunun için projeler hazırladım. Hatta seçimler öncesinde ’32 farz’ diye bastırdım ve dağıttım. Vaatlerimi yapacağımı söyledim ama belediyenin bütçesi yoktu. Aday olacağımı fakat bakanlıklara ve genel müdürlüklere beni götürmelerini ve destek vereceklerinin sözünü vermelerini istedim. Hazırlandım ve Ankara’ya gittim. Yaklaşık 10 gün orada kaldım. Zaten Haldun Bey, İmar ve İskan Bakanıydı. Projelerimin birçoğu da onunla alakalıydı. Konuştuk ve tatmin oldum, daha sonrasında ise adaylığımı açıkladım. Ama o zamanlar Yatağan’a CHP’li seçmenden dolayı ‘Küçük Malatya’ derlerdi. Yatağan seçmenin üçte ikisi CHP’liydi. Bir de aday olup kazanamamak vardı. Seçimler yapıldı, muhtarlık seçimlerinde CHP’li adaylar açık ara seçimleri aldı. Benim moralim bozuldu ve ‘kaybettik’ dedim. Birçok sandıkta kafa kafaya gidiyordum ve Dere Mahallesi’ndeki birçok sandıkta önde olduğumu öğrendim. Az bir farkla seçimi kazandım” dedi.

“Yatağan’ın ilk parkını ben yaptım”

Toksöz, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Yatağan’da o döneme kadar yapılmış bir park yoktu. Ben park yapacağım ama park hemen hizmete açılmalı. Ağaçlar yetişmiş dikilmeli. Şuan ki Atatürk Parkı’nın olduğu yer, o zamanlar mısır ve buğday dövülen bir yerdi. Yüksek bir tepeydi. O zamanlar Maliye Bakanlığının Amerikan mal pazarını dağıtan şube başkanı bizim Ahmet Buldan’dı. Ona gittim ve bana bir dozer, kamyon ve pikap vermesini istedim. Verdi ve aldım geldim. O dozer, bir günde o tepeyi düz etti. Düzelttikten sonra ağaç dikeceğiz. Manisa’daki Parklar Müdürlüğü vardı. Büyük ağaçlardan aldım ve diktik. Adını da Atatürk Parkı koydum. Büyük bir Atatürk resmi yerleştirdim. Şimdi o ağaçlar kocaman olmuştur. Yatağan’ın ilk parkını ben yaptım.

“Ahmet Bey’i yıpratmalarına üzüldüm”

Yatağan’da birçok projeyi hayata geçirdiğini ve projelerin yapımı sırasında kendisine tepki gösterenlerin, projelerin hayata geçirilmesinin ardından kendisine teşekkür ettiğinin altını çizen Toksöz, “Hizmetlerimi yaparken muhalefet hiçbir reaksiyon göstermedi. Ne destek ne de köstek oldular. O zamanlar bir ismi yoktu ama İnönü Bulvarı yapıldı. Oranın yeşillendirilmesi lazımdı. İstedim ki, belediyenin de bir katkısı olsun. Bunun için zeytin dikmeyi istedim. Zeytinin tanesi 4 liraydı. Oraya dikeceğim zeytinlerin hepsi 8 bin lira tutuyordu. Ama paramız yoktu. Bedava bir şey dikmek lazımdı. Kavaklıdere’de gezerken orada karaçamlar görmüştüm. Bizde de olur mu diye düşündüm. 4-5 tane karaçam köklettim getirdim. Ama tutmadı. Sonra Manisa’daki Park Bahçeler Müdürlüğü’nden mevcut ağaçları aldım ve diktirdim. Onların bir kısmının sonradan kuruduğunu gördüm. Daha sonra onların yerine aynı cins değil, başka cins ağaçlar dikildiğini de gördüm. Onları Ahmet dikmiş olabilir. Ahmet Özdemir, benim başkanlığımda sağlık memurumdu. Çok iyi biriydi. Ahmet Bey, çalışkan, dürüst bir kişidir. Belediye başkanlığı döneminde de iyi bir belediye başkanlığı yapmıştır. Ahmet Bey’i yıpratmalarına üzüldüm. Ahmet Bey, iyi biridir. Ama İnönü Bulvarı’ndaki ağaçlar benim görev sürem içerisinde dikildi. O zaman iki bin ağaç dikmeyi hedeflemiştim ama o kadar ağaç temin edemedik.

“Mustafa Toksöz, Yatağan için bir nimettir”

Ağaç kesilemez diye bir şey yoktur. Daha da güzelleştirmek için elbette ki bazıları kesilebilir. Ben, Mustafa’nın kestiği ağaçların yerine daha iyilerini dikeceğinden eminim. Mustafa, yeğenimdir. İyi bir tahsil ve terbiye almıştır. Yatağan için bir nimettir. Yatağan’a faydalı olacağına kaniyim. Ben, dönemimdeki hizmetleri yaparken çok tenkit gördüm. Ama Yatağanlıların görmüş olması lazım benden önce Yatağan nasıldı, benim 3 yıllık görevim sırasında yapılan nelerdir ki yaptıklarımı gören birkaç kişi kaldı. Ondan sonraki 47 yılda CHP vardı. Onlar neler yapmıştır? Bana, ‘babasının mallarını kıymetlendirmek için hizmet etti’ dediler. Benim bu söz üzerine, benim Yatağan’da bir metrekare yerim olduğunu göstersinler, bağışlayayım onlara. Ama öldüğüm zaman cenazem Yatağan’a gidecektir. Öldüğümde cenazem Aşağı Cami’de kılınacaktır. Oranın da minaresini ben yaptırmıştım.”

Burak Alper KUŞ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68