HELAL LOKMA ALIN TERİ OLUR

 İnsan hayatında didinip çalışır durur. Hayatını sürdürebilmesi için böyle bir meşgale şarttır. Allah yarattığı kullarını ayrı, ayrı meziyetler vermiştir. İki beraber bir sanata başlar bir önce öğrenir, diğeri ise ona nazaran geç intibak eder. İçeceğimiz suyun temizini ararız. Bu aklen de böyle. Bilhassa soframıza koyduğumuz alın terimizle kazandığımız yiyecek ve içecekler olmalı. Helal lokmada sıhhat, merhamet ve muhabbet vardır. Kimimiz çok çalışır, kendi halinde olur. Kimimizde az çalışır çok zengin olur. Bunlar giderlerken bir parça beze sarılarak giderler. Onun hayatımızda çok dikkatli olmalı helal kazanmak mutlaka şiarımız olmalı.
Mensubu olduğumuz İslam dini sosyal dayanışma içinde olmamızı gerektirir. Bunu Ayetler, hadisler, içtihat ve kıyaslamalar ile bizi bu yöne sevketmektedir. Müminin nafakasını sağlamak için dini, sosyal, ahlaki, ticari, iktisadi ve ilmi hayatı içine alır. Müminin nafakasını sağlamak için çalışması ve helalinden kazanması farzdır. Helal kazanç ile beslenme ve fakirlere yapılması gereken zekat ve sadaka-ı fıtır gibi sosyal yardımlar bizi dünyada ve ahirette çok şeyler kazandırır.
Adamcağızın biri emek sarf etmeden kötü yoldan para kazanır. Bu para ile kendisine bir inek alır. Bir zaman sonra pişman olur ineği yere vermeyi düşünür. İneği Hacı Bektaşi Velinin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlarda dergahlar aynı aşevi vazifesi görüyordu. Durumu Hacı Bektaşi Veliye anlatır. İneğin helal para ile alınmadığını öğrenen Hacı Bektaşi Veli kişinin bu kurbanını kabul etmeyip geri çevirir. Şöyle der bu kurban bize helal değildir der. Kişi bunun üzerine Mevlevi dergahına gider ve ayını durumu Mevlanayı anlatır. Mevlana bu hediyeyi kabul eder. Adam Hacı Bektaşi Veliye anlattığını onun kabul etmediğini söyleyince, Mevlana’nın sözü şöyle olur. “Biz karga isek, Hacı Bektaşi Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz.” O yüzden senin hediyeni biz kabul ederiz, ama o kabul etmez.
Adam üşenmez kalkar hacı Bektaşi Velinin dergahına gider. Hacı Bektaşi Veli’ye Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip, bunun sebebini birde ona sorar. Hacı Bektaşi Veli şöyle der. “Bizim gönlümüz bir su birkintisi, Mevlana’nın ise gönlü okyonus gibidir. Bu yüzden bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir, ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu yüzden senin hediyeni kabul etmiştir. Allah onlardan razı olsun.  
Size aktardığım bu hikaye, iki dünya kutbunun birbirlerine nasıl bir sevgi saygı gösterdikleri bizlere çok şeyler anlatmaktadır. İşte bu mübarek zatlar asırlardan beri kıymetlerinden bir kaybet-mediklerini göstermektedir.
Hayırlısı ile Ramazanın son on güne girdik. Allah yapmış olduğumuz ibadetlerimizi dergah-ı izzetinde kabul eylesin. Allah’ım mübarek ramazanın rahmetinden, mağfiretinden ve hasadından bolca sebeblenen kullarından eylesin.  
Allah yar ve yardımcınız olsun…
YORUM EKLE

banner68