İklimden Şikâyet Etme Hakkımız Var mı !?

Şu son günlerde ağzını açan sıcaklardan, ani bastıran sağanaklardan oluşan sellerden, yıkılan binalardan, kaybolan insanlarımızdan bahsediyor!.. Sadece biz değil, ABD, Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkelerde de aynı şeyler oluyor, insanlar aynı iklimden şikâyet ediyorlar!..

Yıllardan beri bilim insanları uyarıyorlar; “Aman ormanları yok etmeyin!.. Sakın gölleri kurutmayın!.. Dere ve ırmakları gözünüz gibi koruyun!.. Atmosfere zarar veren gazları üretmeyin ve kullanmayın, nükleer denemelere son verin!.. Çevreyi kirletmeyin, doğal dengeleri bozmayın” deyip duruyorlar…

Genelde Birleşmiş Milletler (BM)’in girişimleriyle çeşitli toplantılar yapıldı, bazı önemli kararlar alındı, çoğu ülke de bu kararların altlarına imza attılar!.. Peki, bunlara kim tam olarak uydu!? Kimler sonradan bu imzalarını tek taraflı geri çektiler!? Yapılan bunca uyarılar, yapılan bunca toplantılar heba oldu!..

Duayen gazetecilerimizden Şinasi Nahit Berker sık sık; “Bu memleket çok konuşmaktan battı!” derdi… Tabii, bu büyük ustanın hedefindekiler, hep boş konuşan politikacılardı… Ben de diyorum ki; “Bu dünya da, içi boş toplantılar ve sözünü tutmayan imza sahipleri yüzünden batacak!” diyorum…

Televizyonlarda defalarca Kuzey ve Güney Kutbu buzullarının erimeye başladığını, son yıllarda çözülmelerin hızlandığını, koca dağlar gibi buzulların yıkılıp, denizlere düşmeye başladığını ve bu sebeple deniz suyu seviyelerinin yükseldiğini, iklimin ısınmaya başladığını gördük, tehlikeli gelişmeleri dinledik!.. Bazı ‘Hayvan Hakları’ savunucularının; bu gelişmeler karşısında Kutup Ayılarının nereye gideceklerini, hayatlarının ve nesillerinin tehlike altında olduğunu söylediklerinde, çoğumuz çıkıp; “Şunlara bakın yahu, insanların açlık ve işsizlik dertleri bitti de, sıra Kutup Ayılarına mı geldi?” tepki gösterdik, hatta bu konuda çok sayıda Kutup Ayısı fıkraları türettik ve güldük…

Şu son Temmuz ayı sıcaklarını görünce, Avrupa’nın en serin ülkelerinden bile kavurucu sıcak haberleri geldikçe telaşlanmaya başladık!.. Çoğu ülkede sıcaklık rekorları kırılır oldu!.. Yağmur yağan her yeri de sel götürür oldu!.. Depremlerin ise ardı arkası kesilmiyor!.. Bunlar hayra alâmet gelişmeler değildir!.. Evet, dünyamız artık 40 – 50 yıl önceki dünya değildir!.. Her şeyi mahvettik, her yeri plâstiğe boyadık, göllerden sonra koca koca denizleri de kirlettik!..

İşte tam burada, yine Kızılderili Reisinin, bir türlü gözü-gönlü-cebi doymayan ‘Beyaz Adam’a söyledikleri aklımıza geliyor: “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmediğini, karın doyurmadığını öğrenecek!” diyordu ya? Hepimizin gidişi de aynen böyle olacak gibi görünüyor!?

Demin de anlattık ya; “Bu memleket çok konuşmaktan battı!” diye… Bütün dünyada politikacıların “Üretim, tüketim, faiz, enflasyon, ticaret, yatırım, zam, vergi, işsizlik, eğitim, sağlık…” lâflarından ötürü, bir türlü “dünyanın ısınması, çevre kirliliği, ağaç katliamı, göllerin ve nehirlerin kurumasının önlenmesi” gibi konuları tartışmaya sıra gelmiyor!.. Zati bir gün bunlara sıra gelse de, dünya da yaşanmaz bir hale gelmiş olacak, geçmiş ola gari!.. O gün geldiğinde de, kimin zengin kimin fakir, hangi ülkenin bütçesi gelir fazlası veriyor, hangi ülke daha fazla ihracat yapıyor?” filân gibi soruların da bir anlamı kalmayacak!.. O övünerek yaptığımız yollar, köprüler, tüneller, metrolar, ağaçları keserek diktiğimiz devasa binalar bizi kurtarmaya asla yetmeyecektir!..

Bütün buzullar eridiğinde, okyanusların suları en yüksek dağlarımızın tepesinden aştığında, size küçük bir tavsiyem olacak dostlar: Hani o çevrecilerle dalga geçen, ‘Kutup Ayısı Fıkraları’ üreten “İleri Zekâlı” arkadaşlarımız vardı ya, hemen gidip onları bulun, o fıkraları dinleyerek bu dünyayı ebediyyen terk edin!.. İnanın ki, son nefeslerinde çok esprili ve çok zevkli (!) bir ölümü tadarak bu dünyadan ayrılacaklardır!..

YORUM EKLE