İLGİLİLERE AÇIK MEKTUP - AKIN UĞUR

 Sayın yetkili; lütfen bir bakın, benim gördüklerimi sizde görün. Belki de bakıyorsunuzdur da görmüyor olabilirsiz. Zira bakmakla görmek arasında ciddi bir farklılık vardır. Hiç bir art niyetim olmaksızın, sadece oturduğumuz, paylaştığımız ilçemizde, insanlığa yakışmayan, göz zevkimizi bozan şeylerin düzeltilmeni dile getiriyorum.

Yıllardır tamir edilipte bir türlü tamir tutmayan, dipsiz ve devamı kayırlı yolu, adeta köstebek yuvası.

İlçemizi ikiye bölen, kara yolları müfredatına uymayan garabet İnönü bulvarı (!) Ne var der gibisiniz. Evet, ne yok ki… Hiç bir kara yolları görevlisi, bu yoldan hiç geçmedi mi? Geçti ise görmedi mi, gördüyse ne yaptı? Bulvarın sağında ve solundaki göçükler, bilhassa Yem ve Süt Sanayi önü, Muğla çıkışındaki, tabiri caizse uygulama bahçesi benzeri veya bir merkebin dönmekte zorlanabileceği kavşak, İnönü Bulvarı'nın Muğla girişinde, bulvarı bulvarlıktan çıkaran anlaşılmaz yol ayırımları. Çok şükür, artık bulvar üzerinde ölümle sonuçlanan kazalar olmuyor. Gerekçesinin tel örgü olduğu söyleniyor. Bozulan, onarılmayan hatta yanlış yapılanmadan dolayı, ölümlü kazalar olabilir diye endişe ediyorum. Biz demiştik dedirtmeyiniz.

Ana yolun sağında ve solun-daki tali yollarda trafik kuralla-rının hiçe sayılması, girilmesi yasak olan yerlerin, yolgeçen hanına dönüşmesi, özürlülerin geçişlerine park edilmesi, kaldırımların işgal edilip, yayalara hak tanınmaması, duvar dibine veya karavul yerlere oturup hacet giderenler, kalabalıkta elindekini atmak için çöp kovası arayıpta, tenhada elindekini, ağız ve burun ifrazatını yere atanlar, çöp bidonları dururken, ev atıklarını kaldırıma hatta balkondan çöp aracına atanlar, Pazar yerinde muz kabuğunu sokağa atanlar, o kabuğa bastığında başına gelebilecekleri biliyor musun? Velhasıl kelam, Yatağan'da oturanlar gelin şu yanlışları yapmayalım, yapanları da uyaralım.

Her türlü atığın atıldığı, Yatağan'dan baraja doğru akan çay; yıllar önce demir köprü denen yerde piknik yapılırdı, yüzülürdü. O su içilirdi be içilirdi. Şimdi doğamı bu hale getirdi. O güzelim yerleri. Çok şükür arıtma tesisi, nihayet engellemelere rağmen hayata geçiyor. Gene o eski güzel günlere ve tabiatımıza kavuşuruz diye düşünüyorum. Düşünüyorum da, gene bir ah…. ! e diyorum. Neden mi? Hepinizin bildiği gibi, iki densizin yıktığı, iki köprü… O densizleri koruyan kim bilemem, köprüler niçin tamir edilmedi bilemem, ancak kaybedenler, o köprüleri kullanma mecburiyetinde olanlardır. Sahipsiz cenaze gibi yatan köprülere sahip çıkmayanlar, bana göre mangalda kül bırakmayanlardır, şahsım ve bölge halkı adına onları kınıyorum, ayıplıyorum.

Varlığından hayat bulduğun Yatağanımızın sorunlarını görün ve çözüm getirin.

Bilmiyorum, belkide birileri kendilerinin sorumluluk alanını hatırlar da, cevap verme nezaketinde bulunursalar, lütfen cek-cak etmesinler de icraat yapınlar, icraat.

Saygılarımla…

YORUM EKLE

banner69

banner68