Kontrolsüz Güç, Felâket Demektir!?

 Komşudaki “Atina orman yangını” hepimizi içini acıttı… 26 Temmuz tarihi rakamlarına göre “81 Ölü, 176 Yaralı ve 40 Kayıp” vardı… 4.500 ev, onlarca araba yandı… Deniz kenarındaki sadece bir evin avlusundan, birbirlerine sarılmış vaziyette tam 22 ceset toplandı!.. Yanan ağaç, hayvan ve kuşların sayısını bilen yok… O doğal çevre, artık en az 25-30 yılda kendini yenileyebilir…
İnsanoğlunun baş edemediği deprem, sel, kasırga, yanardağ ateşi, şimşek ve yıldırımlar; dünyada ilk canlı türleri oluştuğu günden beri can almaya devam ediyor!.. “Milenyum Yılına Girdik” diye böbürlenen bizler, hâlâ bunlarla baş edemez haldeyiz!.. Dünyanın en zengin ve teknolojide en ileri ülkesi sayılan Amerika bile, zaman zaman belli kasırgaların etkisinde kalıyor, bazen binlerce insanını birden bu kasırgalara kurban vermeye devam ediyor!..
Milenyum Yılına girmiş insan hataları da, hem yangın, hem deprem ve hem de su baskınlarında büyük can ve mal kayıplarına sebep oluyor!.. O kadar ısrarla tembih edildikleri halde, cahil Anadolu çiftçilerimizin çoğu, hâlâ “Anız Yakma” hatalarını işliyorlar!.. Orman yangınlarının çoğunun sebebi bu cehalettendir!.. Rüzgârı hesap edemeyen, elinde çıkardığı ateşi kontrol edecek donanımı olmadığı halde, gidip gidip anız yakıyorlar!.. Arazideki zararlı ot tohumlarını ve zararlı haşere ve böcekleri yakayım derken, topraktaki faydalı böcekleri de yakıp, tarlayı verimsiz hale getiriyor, üstüne üstlük bir de çevredeki ağaçları ve ormanlarımızı yakıyorlar!.. Bir türlü bu cehaletin önene geçemedik gitti!..
Atina’daki yangında ‘sabotaj’ ihtimali var mı, yok mu, ileride nasılsa belli olur!.. Bu kadar can ve mal zayiatı sorasında zanlı veya zanlıları yakalasan ne olacak, yakalamasan ne olacak!.. Bunları önlemenin yolu, başta “Eğitimdir!..” Sonra da, 24 saat gözetlemek kaydıyla, çok yaygın kamera ağı ve sonra da, caydırıcı maddi-manevi cezalar getirmektir!..
Son yıllarda sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum; özellikle büyük şehirlerimize iki damla yağmur düştü mü, hemen her yer göletlere dönüyor, logarlar çalışmıyor, boğulmaktan kurtulmak için bütün sürücülerimiz hemen araçlarının üzerlerine çıkarak, kurtarılmayı bekler oldular!.. Yahu bütün Belediyelerin en büyük para harcadıkları yerler bu işler olmasına rağmen, niye bunların tümünün birden altyapıları çalışmaz!? Tamam, her yeri betonladıkları için, etrafta suyu yutacak toprak bırakmadılar ama, bunca altyapı harcamaları nerelere gidiyor!? Yapılan işler kontrol edilmiyor mu, yoksa o kontroller, yan ceplere giden eller yüzünden, eksiklikler ve hatalar görmemezlikten mi geliniyor!?
Bence su baskınına uğrayan her şehrin Belediyesi, öncelikle oraları kontrol eden ve imza atan o adamları bulup getirmeli, önce hesabını onlardan sormalıdır!.. Bir değil, iki değil, her şehirde bu rezaletler nasıl yaşanır!? Eskiden bu memlekete yağmur yağmıyor muydu? Niye şimdi her yerdeki metrolar, kavşaklar, altgeçitler hep göletler içinde kalıyor sanki!?
Bakınız, TÜİK rakamlarına göre bu ülkede 8 yıl içinde tam 104 Bin çocuk kaybolmuş!.. Ölümlü trafik kazalarında Avrupa birincisiyiz!.. Sadece iki tren kazasında “41+24=65” insanımızı kaybettik!.. Kömür ocaklarında verdiğimiz kurbanları ne siz sorun, ne ben söyleyeyim!.. Resmi kurumlarımızda, okullarda, askeri birliklerde defalarca ‘toplu gıda zehirlenmesi’ vakaları yaşandı!.. Bunların hepsi de insan hatalarından kaynaklanan kayıplardır!.. Kontrol edemediğimiz güçlerden gelenler neyse de, şu kontrol edebileceğimiz güçlere kurban vermemizin önüne ne zaman geçeceğiz biz!? Bu böyle gitmez, gitmemelidir!.. Lütfen siyasilerimiz biraz da bu sorunlarla uğraşsalar nasıl olur acaba?
YORUM EKLE

banner47