KÖY ENSTİTÜLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARI ARDINDAN…

3803 sayılı Köy Enstitüleri Yasası 17 Nisan 1940 tarihinde TBMM’nde yasalaştı. Yasanın mecliste geçiş sürecinde yoğun tartışmalar yaşanır, toprak ağaları, mütegallibe yoğun bir şekilde itiraz eder. Yücel, uygulamalı eğitimin amaçlandığı ve bu nedenle enstitü adının verildiği, ülkenin gereksinimlerinden tasarlanmış işlevsel eğitim projesini kürsüde “Köy Enstitüleri ilkesi, bu pratik ilke tamamıyla bizimdir. Taklit değildir. Türkçe buluştur. Benzersizdir. Çünkü millet sevgisi gibi bir kaynaktan ilhamını almıştır. Pedagoji kitapları yazmaz, klasik pedagoji bilmez” ifadeleriyle tanıtır. Yasanın kabulü sonrası Milli Eğitim Bakanı Hasan-Ali Yücel, Büyük bir bahtiyarlık duyuyorum ve şahsım uzun yıllar kalbimde sakladığım bir idealin tahakkukuna şahit oluyorum. Bütün yüreğimle bu tarihi anda en derin teşekkürlerimi arz ederim…” ifadeleriyle meclise teşekkür eder.

Mustafa Necati dönemi açılan Köy Öğretmen Okulları, Eğitmen Kursları, Tonguç’un Köy Öğretmen Okulları deneyimi, Tonguç’un kaleme aldığı “Canlandırılacak Köy” ütopyası ve Yücel ile Tonguç’un demokrat ve aydınlık Türkiye tutkusu deneysel pedagojiye taşınarak 17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri olarak hayata geçiyordu. Ülke nüfusunun çoğunluğu olan yoksul köy çocukları için “eğitim hakkı” anlamına gelen “hümanist, ilerici” eğitim sistemi, eğitim tarihimizde onurla, iş emek ve imece ile kendini yaratıyordu. Edebiyatımızın çınarı Yaşar Kemal 17 Nisan’ı “17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş bayramıydı. Esaretten, yokluktan, tembellikten, birçok şeylerden kurtuluş bayramıydı. Bozkır bozkır olalı sevincin bayramını böylesine görmemişti. Koca bozkır neredeyse sevincinden çat deyip çatlayacaktı. Bu sevincin en güzeli, en yenisi, en tazesiydi. Hiçbir sevince benzemiyordu” ifadeleriyle selamlar.

17 Nisan 2019 Köy Enstitülerinin 79. kuruluş yıldönümü tüm ülkede Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) örgütleri, diğer demokratik kitle örgütleri ve yerel yönetimlerin dayanışmasıyla coşkuyla kutlandı. 2001 yılında İzmir’de kurulan YKKED, 21 şube ve temsilcilikleriyle, 2003 yılından beri çıkarmakta olduğu “Yeniden İmece” dergisiyle, yayınladığı altmış kitapla, düzenlediği paneller, sempozyumlar, çalıştaylar ile on sekiz yıldır enstitü gerçeğini topluma sunmaya çalışıyor. 2019 kutlamalarında pek çok yerel yönetimin enstitü gerçekliğinden esinlenerek “insan, sanat, demokrasi” merkezli eğitim-kültür projeleri üretme çalışmaları içinde olmasından ve bu çalışmalara katkı sağlamaktan YKKED ailesi olarak büyük onur duymaktayız.

Bu yılki kutlamalara, YKKED olarak danışmanlığını yaptığımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun bizzat destek verdiği ve Sevgili Cengiz Özkarabekir’in yönetmenliğini yaptığı “Yücelin Çiçekleri” adli belgesel film damgasını vurdu. 24 Kasım 2018 tarihinden beri ülkenin her yerinde ve yurt dışında seyirci ile buluşan film toplumda büyük ilgi görüyor. Köy Enstitüleri gerçekliğini, kazanımlarını ve enstitülerin kurucuları Yücel ve Tonguç’u toplumla buluşturuyor. Bu ilginin arkasında ülkedeki eğitim sisteminin iflası, işlevselliğini yitirmesi ve evrensel laik, demokratik, bilimsel eğitimden yaşanan sapmaların önemli rol oynadığı da açıktır. Bu film, 17 Nisan kutlamaları ve yerel seçimlerle ülkenin tüm demokrat ve ilerici unsurlarını birleştiren bir işlevi olduğu da çok açıktır.

YKKED, her 17 Nisan’da Köy Enstitüleri ve Aydınlanma kültürümüze katkı yapan aydın ve sanatçılara “Aydınlanma Onur Ödülü” veriyor. Bu yıl bu ödülü, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte yaşamı, duruşu ve bir kuşağın eşitlik, özgürlük düşünceleriyle buluşturan yayıncılığı nedeniyle yazar, şair, düşünür Muzaffer İlhan Erdost’ta verdik. 17 Nisan 2019 tarihinde saat 14.00’te Fuar-İzmir Sanatta yapılan törene ilgi büyüktü. Etkinlik, YKKED-Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş’ın “ülkenin güncel eğitim sorunları, Köy Enstitüleri ve nasıl bir eğitim reformu” temalı açış konuşmasıyla başladı. Daha sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, enstitülerin öneminin altını çizdikten sonra İzmir’de enstitü kazanımlarından esinlenerek “Tarım Üniversitesi” kuracaklarını, Ekrem İmamoğlu Başkanın basına da yansıyan, İstanbul’un değişik bölgelerinde enstitülerin güncel karşılıklarını yaratacaklarına dair açıklamalarını da paylaştı. Daha sonra arkadaşımız Dr. Semiha Günal yönlendiriciliğinde Serpil Güvenç, Vahap Erdoğdu ve Prof. Dr. Veli Lök’ün konuşmacı olduğu “Köy Enstitüleri, Aydınlanma ve Muzaffer İlhan Erdost” başlıklı panelde ülke tarihinde bir gezinti ve bellek tazeleme yaşandı adeta. Panel sonrası sahnede YKKED-Mandolin topluluğu okul ve Anadolu ezgilerinden oluşan bir konser verirken etkinliğin sunumunu yapan sevgili arkadaşımız Tuğrul Keskin’in İstanbul’a dair mazbata haberi salonda büyük bir coşku yarattı… Tüm salonun birlikte söylediği İzmir Marşı sonrası Muzaffer İlhan Erdost’ta, tüm ilericilerin “Muzaffer Ağabey”ine, 2019 YKKED Aydınlanma Onur Ödülünü büyük bir onurla verdik. Muzaffer İlhan Erdost uzunca bir konuşmayla geçmişten geleceğe bir çözümleme yaptı. Fuar-İzmir Sanat bahçesinde verilen kokteyl ve Fuar Göl Gazinosunda dostlarla birlikte yenen yemek ile 17 Nisan coşkusu devam etti. 17 Nisan, Tunç Soyer, Ekrem İmamoğlu, Yücel’in Çiçekleri ve Mazbata yan yanaydı…

Köy Enstitülerinin güncel karşılığını ararken, araştırırken temel referanslarımız ne olmalı? Sorusunun yanıtları çok önemli. Zira bazı köşe yazarlarının enstitüler 1940’lerda kuruldu ve 1954’te kapatılarak bitti. Köy mü kaldı, tekrar enstitüleri niye konuşuyorsunuz şeklinde ifadeleri oluyor. Her şeyden önce Köy Enstitüleri, “Eğitim hakkıdır, nitelikli, işlevsel, üretici eğitimin adıdır, laik demokratik, bilimsel, karma eğitimin özgün kurumudur, yoksul halk çocukları ve kızlar için pozitif ayrımcı bir eğitim sisteminin adıdır, öğrencilerin çok boyutlu duyuşsal, bilişsel gelişimini hedefleyen bütüncül bir eğitim sisteminin adıdır.” Daha da çoğaltabileceğimiz bu kazanımlar Köy Enstitülerinin güncel karşılığını ararken temel referanslarımız olmalıdır. Köy Enstitüleri, aydınlanmanın okullarıdır. Çağdaş, iyi yetişmiş, özgüveni yüksek, özgür yurttaşı yetiştirmeyi hedefler. Bu anlamda Köy Enstitülerinin amaç ve hedeflerine “geride kaldı” şeklindeki değerlendirmeler gerçekçi değildir. Enstitü modeli ve felsefesi bu anlamda günümüzde eğitimin tümüyle iflas ettiği koşullarda dimdik ayaktadır ve esin kaynağı olmaya devam etmektedir.

İşlevsel eğitim nedir? Sorusunun yanıtlarına bakalım. İşlevsel eğitim ülke sorunlarına, gereksinmelerine yönelik çözümler üreten, hayatta, toplumda karşılığı olan eğitimdir. Köy Enstitülerinde kooperatifçilik dersi, balıkçılık, ipek böcekçiliği ve arıcılık dersi, halk oyunları dersi bu işlevselliğin kanıtlarıdır. Yine erkek öğrencilerin demircilik, yapıcılık, marangozluk kollarından birinde uzmanlaşması, kız öğrencilerin ev sanatları, dokuma ve biçki dikişte, ziraat sanatlarında uzmanlaşması ve bu kazanımları Anadolu köylerine taşımaları bunun kanıtlarıdır. Yine birer demokratik eğitim kurumu olan enstitülerde kendilerini yeniden üreten enstitü mezunlarının daha sonraki yıllarda demokratik öğretmen hareketinin öncüleri olması bu işlevselliğin bir başka somut kanıtlarıdır. Yine enstitülerdeki kitap okuma ve tartışma saatlerinin daha sonraki yıllarda karşılığı tüm enstitülülerin roman, öykü, şiir, anı yazmaları, kendilerini yazında var etmeleri gerçeğidir.

Köy Enstitülerinin 79. kuruluş-kutlama etkinliklerinden çoğalarak, umutla ve dayanışmayla çıktık. 31 Mart seçimleri de umutlarımızı pekiştirdi. Enstitü düşüncesinin toplumun büyük kesiminde karşılık bulması, yerel yönetimlerde projelere dönüşmesi ülkemizin aydınlık ve demokrat bir Türkiye yolculuğunda çok önemli ve değerli adımlardır. Yücel’i, Tonguç’u ve köylerden gelerek trenlerle enstitü aydınlığına kavuşan, ilk kez bir yatağı, kaşığı-çatalı, potini ve giysisi olan yoksul halk çocuklarının yarattığı enstitü kültür devrimini selamlıyorum…

YORUM EKLE