Atadan kalma “Ayak yağı” geleneğini sürdürüyorlar

Yatağan ilçesinde yaşayan vatandaşlar, zeytinyağı fabrikalarının kurulmasıyla birlikte terkedilen atadan kalma ayak yağı yöntemiyle zeytinyağı sıkım tekniğine sahip çıkıyor. Yatağan ilçesine bağlı Turgutlar Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar, verimi ve kalitesinin fabrikasyon yağlardan daha iyi olduğunu savunarak, topladıkları zeytinleri, değirmenin ardından ayaklarıyla ezip yağını çıkartıyorlar.

Atadan kalma “Ayak yağı” geleneğini sürdürüyorlar
 Türkiye’nin en büyük dördüncü zeytinyağı üreticisi olan Muğla'nın Yatağan ilçesinin yaklaşık 350 nüfuslu Turgutlar Mahallesi’nde, kurulduğu tarih bilinmeyen ve çarkı at veya büyükbaş hayvanla dönen değirmenle ezilen zeytinlerin, sıcak suyla birlikte keseye konulduktan sonra ayakla ezilmesi yöntemi, teknolojik gelişmelere rağmen vatandaşların zeytinlerini sıkmak için kullanılmaya devam ediyor.

Mahallelilerin ve çevre mahallelerde yaşayan vatandaşların bahçelerinden topladığı zeytinlerden yağ çıkarmak için kendilerini bildiklerinden beridir bu yöntemi kullandıklarını belirten Turgutlar Mahallesi muhtarı Şerafettin Karagöz, “Ayak yağı” adı verilen yağı sabah kahvaltısında ve salatalarda kullandıklarını söyledi.

Zahmetli bir işlemin ardından sofralara ulaşıyor

Karagöz, unutulmaya yüz tutan yöntemi sadece bölgedeki yaşı ilerlemiş insanlar tarafından kullanıldığını ve verimi ile kalitesi nedeniyle vazgeçilmez bir gelenek olduğunu belirterek, “Ayak yağı sadece bu bölgede bilinen bir şey. Diğer yerlerde pek bilinmiyor. Bunun için de tanıtım yapılmadı. Eğer talep olursa, ileride bunun satışını da yapabiliriz” dedi.

Ayak yağının zahmetli işlemlerden geçtikten sonra oluştuğunu aktaran Karagöz, bir günde en fazla yaklaşık 175 kilogram zeytin sıktıklarını, bu zeytinlerden de ortalama 35 litre yağ alabildiklerini kaydederek, şunları söyledi:

“İlk etapta zeytini getiriyoruz. Zeytini yıkıyoruz. Yıkadığımız zeytini yulak dediğimiz taşın üzerine koyuyoruz. Sonra üzerindeki taşı hayvanla döndürüyoruz. Zeytinler ezildikten sonra sıcak suyla beraber kesenin içine alıyoruz ve bir kadının üzerine çıkmasıyla süzdürüyoruz. Süzülen yağ ve su, dağar içerisinde birikir. Dolduğunda, yağ yukarı çıkar, kırmızı suyu ise altındaki delikten boşaltılır. Biriken yağ da başka bir kaba alınarak, saklanır.”

“Mahallede yaşayan vatandaşların tamamı zeytincilikle uğraşıyor” diyen Karagöz, ağaçlardan toplanıp doğal yöntemlerle sıkılan ayak yağını gelecek nesillere aktarabilmek için uğraş verdiklerini sözlerine ekledi.

Ayak yağının tanıtılması için çalışma yapılacak

Yatağan Belediye Başkan Yardımcısı Araştırmacı-Yazar Tarcan Oğuz, Muğla denilince akla deniz ve kültür turizminin geldiğini fakat kültür turizmine gerekli ilginin gösterilmediğinden dert yandı.

Oğuz, örf ve adetlerin yaşaması için kültür turizmine daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini savunarak, ayak yağı geleneğini sürdüren Turgutlarlıların destekçisi olacaklarını söyledi.

Yatağan’ın zeytinyağının uluslarası pazarlarda yer alabilmesi için ayak yağının önemli bir marka olabileceğinin altını çizen Oğuz, “Burayı koruma kurulunda tescilletip burada düzenli bir şekilde ayak yağı yapılması, çevresine tuvaletler ve dinlenme yerleri yapılmasını sağlamak istiyoruz. Bu geleneği yaşatmamız gerekiyor. Bodrum ve Marmaris’ten insanları buraya taşımamız gerekiyor. Buranın sadece ayak yağı değil, bunun yanında balı ve çam fıstığı var. Bunları piyasaya sürmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Oğuz, Turgutlar Mahallesi’nin ilçe merkezine uzak, ulaşımı zor bir yer olduğunu belirterek, Turgutlar’ın makus kaderinin ayak yağı ile değişebileceğini kaydederek, şunları söyledi:

“Burada el işi yapan bayanlarımız var. Onların eşyalarının da burada sergilenmesi gerekiyor. Kültürümüzün yaşatılması için bence bunlar çok önemli. Muhtarımız bu konuda özverili çalışıyor. Biz de elimizden gelen desteği yapacağız. Bu konuyu ilgili kurumlarla da görüştük. Burada özel bir çalışma yapacağız. Çevre il ve ilçelerden buraya gelmek isteyen vatandaşlar var ama burada onları ağırlayabileceğimiz yerler yok. En büyük sıkıntı bence bu. Onları ağırladığımız zaman, hem o insanlar buradaki kültürü görmüş olurlar, hem de buraya ekonomik bir katkı sağlanmış olur. Bu kültürün yaşaması için mutlaka bir yan gelir gerekiyor.”

Mahallenin yaşlıları ise, eskiden mahallenin birçok noktasında değirmen ve sıkımın yapıldığı kayıkların olduğunu fakat zamanla bunların teker teker yok olarak mahallede bir tane kaldığını söyledi.

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2016, 15:17
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner68