MENDERES IRMAĞIN GÖLGESİ

 Remzi Kitabevi tarafından basımı yapılan ve Eylül ayında piyasaya çıkan Profesör Doktor Üstün Dökmen’in yazdığı, “Menderes” adlı romanını yeni okuyup bitirdim. Çok etkileyici bir öyküden yola çıkarak bu romanı yazan Üstün Dökmen’in daha önce birçok İnceleme türü, Küçük Şeyler serisinden eserlerini okumuştum. Menderes nehri boyunca İsmail’in ailesinden ve yaşamından kesitler okuyorsunuz.
Günümüzün önemli sorunlarından biri de bir toplulukta suçlanmak, dışlanmak, canından bezdirilmektir. Bir insanın ya da bir nesnenin ne zaman, kimin tarafından, neyle suçlanacağını, bezdiriye (mobinge) uğrayacağını kestirmek güçtür.
Görünür ya da gizli tanıklar, aile içinde veya işyerinde kişiyi akla gelmedik şeylerle, örneğin bir ırmağın gölgesini çalmakla suçlayabilirler. Kişi büyük bir çabayla kendini aklayabilse de çevresiyle, dünyayla olan ilişkisinde sıkıntı yaşar.
Romanda, benzer sıkıntıları yaşayan kahramanımızın İbrahim oğlu İsmail, tam nedenini bilemese de, kaynağından başlayarak Menderes ırmağını boydan boya yürümeye karar verir. Bu yolculuk sırasında hatırladığı kadarıyla tüm yaşadıklarıyla ve insanlığın başından geçen benzeri sorunlarla hesaplaşmaya girişir, onlara anlam vermeye çalışır.
İbrahim oğlu İsmail, Menderes Irmağıyla ve tarihteki bazı kişilerle kendisi arasında benzerlikler kurar ve sonuçta, ırmağın denize ulaştığı noktaya vardığında tüm yaşamını değiştirecek beklenmedik bir karar verir.
Bu roman, dünyanın dört bir yanında, Sokrates’ten Dreyfus’a, Namık Kemal’den Mithat Paşa’ya, Adnan Menderes’ten Deniz Gezmiş’e, Sivrihisar’ın ve Silivri’nin tutsaklarına, Hitler’in, Stalin’in mahkemelerinde hâkimlerin yüzünü görmemiş milyonlara, namussuzdur diye o gıybeti yapılmış tüm kadınlara ve eğer bezdiriye uğramışsanız size, yani bir ırmağın gölgesini çalmakla suçlanmış herkese ithaf edilmiştir.
Eğer kendinizi yalnız ve dışlanmış hissediyorsanız, mutsuzsanız…
Bu roman size iyi gelecek.
Ben okudum, iyi geldi. Sizlerde mutlaka alıp, okuyunuz.
İyi okumalar Efendim.
YORUM EKLE

banner68