MERSİN

Akdeniz Bölgesi’nin güzel şehri Mersin’in bu adı nereden aldığı kesin olarak bilinmemektedir. Mersin, kimilerine göre adını bir bitkiden, kimilerine göre bir balıktan, kimilerine göre de bir Türkmen beyinin ya da obasının adından almıştır. Öyküler şöyle:

Asya’dan Anadolu’ya gelen Türklerin bir bölümü Toros Dağlarının uygun yerlerine yerleşmişler. Mersinoğlu obası da Bolkar Dağlarında konaklamış. Kış gelince ovaya inmişler. Bir süre dolaştıktan sonra görkemli çadırlarını Mersin’in bulunduğu yerde kurmuşlar. Çevrede yaprakları kokulu, yemyeşil mersin ağaççıkları varmış. Bahar gelmiş, çiçekler açılmış. Çevreleri, mersin ağaççığının bembeyaz çiçekleriyle daha da güzel bir görünüm almış. Yöre halkının ‘’murt’’ ya da ‘’hambeles’’ dediği bu ağaççıkların görünümünden çok hoşlanan yörük beyi: ‘’ Bundan sonra kışlağımız burası olsun. Adını da obamızın adını verelim’’ demiş. Beyin buyruğu yerine getirilmiş. Bulundukları yere bir köy kurup obalarının adını vermişler.

Mitolojiye göre mersin, aslında bir ağaççık değil güzel bir kızmış. Kızın adı Mirha. Babası da Kıbrıs kralı. Bu kral, kralların en acımasızı. Kızına bile öyle kötülükler yapıyor, acımasız davranıyormuş ki zavallı kız dayanamamış, Tanrı’ya yalvarmış: -Yüce Tanrı! Artık dayanacak gücüm kalmadı. Yaşamak istemiyorum. Beni şu acımasız babamdan kurtar!

Tanrı, dileğini kabul etmiş ve kızı yaprakları kokulu, her zaman yeşil kalan bir ağaççık yapmış. Ağaççık Mirha, zamanla söyleniş değişikliğine uğrayarak ‘’Mersin’’ olmuş.

Mersinli balıkçılar ise Mersin adının nereden geldiğini şöyle anlatırlar:

Çok eski zamanlarda balık yağı halkın yiyecekleri arasında önemli bir yer tutarmış. Bu yağı da köpekbalıklarından elde ederlermiş. Günün birinde balık avlamak için denize açılan bir gurup balıkçı, akşama dek balık avlamışlar. Geri dönerlerken karşılarına görülmemiş büyüklükte bir köpekbalığı çıkmış. Balık kayığın çevresinde dönüp duruyormuş. Kayığı batırmasından korkan balıkçılar uzun bir uğraştan sonra bu balığı da yakalayıp kıyıya gelmişler. Kıyıda onları bekleyenlerin yardımıyla balıklar taşınmış. En son avlanan balığın büyüklüğü herkesi şaşırtmış. Balığın karnı çok şişmiş. Balıkçıların başkanı hemen karnını yarmış. Çevredekiler gördüklerini inanamamış. Balığın barsağında kocaman bir ‘’mersin’’ yazısı varmış. Kalabalıktan yaşlı biri yüksek sesle şöyle demiş:

-Bu görmediğimiz büyüklükte bir balık. Bize uğur getirecek. Bundan sonra balıkçı köyümüzün adı ‘’ Mersin ‘’ olsun. Öneri uygun bulunmuş ve o zamandan beri köyün adı

‘’ Mersin’’ olarak söylenmiş.

Bir maki topluluğu bitkisi olan murtun bilimdeki adı ‘’myrtus’’ tur. Bu ad belki de söylene söylene ‘’mersin’’ olmuştur.

Not: Bu yazı, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınlarından alıntıdır.

YORUM EKLE