“Rasim Öztekin”, Bizleri Çok Üzdün Netekim!?

Daha 1959 doğumlu, daha 62 yaşında olan çok sevip saygı duyduğumuz ‘Kavuklu’ sanatçımız, merhum ‘Rasim Öztekin’i de kaybettik, bütün sanatseverlerin başı sağolsun!..

Yaşayan en iyi ‘tiyatro-sinema-dizi’ sanatçılarımızdan biriydi!.. Değerli sanatçımız Ferhan Şensoy, geleneksel “İsmail Dümbüllü Kavuğu”nu ona vermişti, çok da uygun düşmüştü!.. Bir süre sonra, -belki de sağlık bu sorunları nedeniyle- bu kavuğu uzun süre taşıyamayacağını düşünerek, o da götürüp, “Arka Sokaklar” TV dizisinin unutulmaz oyuncusu Şevket Çoruh’a vermişti...

Rasim Öztekin; televizyonlarımızda defalarca oynatılan ve çok sevilen “Mandıra Filozofu” filminde, bana göre hayatının en güzel rollerinden birini oynamıştı!.. ‘Mandıra Filozofu’ lâkabını hak eden sanatçımız ve senaryo yazarı ‘Müfit Can Saçıntı’ da, hiç aklımızdan çıkmayacak sahneleri beynimize kazımıştı!.. Bizim Muğlalı bayan sanatçımız Gülfidan Demir’in harikalar yarattığı ve yattığı yerden İtalyanca şarkılar dinleyen, oğlu Mandıra Filozofu’na her fırsatta ‘Babası Gibi Öküz’ diyen ‘ANA’ rolü, bütün izleyicilerce beğenilmişti!..

Filmin konusu da iyi seçilmiş, ‘Birol Güven’ farkı bu filmde de iyice ortaya çıkmıştı... Bir tarafta çok zengin ve her şeyi parayla satın alabileceklerini zanneden şımarık bir aile, bir tarafta ellerindeki doğal zenginlikleri bilmeyen, satıp da köşeyi dönmek isteyen kolaycı tipler, bir tarafta da; çok doğal ortamlarda yaşayıp, gelişen teknolojiden uzak, naturel beslenme ve yaşama kendini adayan, bu yöreyi hiç bir şeyle değişmen ‘Mandıra Filozofu’ lâkaplı Mustafa Ali vardı... Sonunda bu zengin adamı da kendi tarafına çekip; uçak-yat-Mercedes otomobilleri bırakarak, O’nu da doğal yaşama döndürmesinin öyküsüydü!..

Rasim Öztekin, uzun yıllardır TRT’de yayımlanan “Seksenler” dizisinde de nostaljik bir aile reisi rolünü sürdürüyordu, çok da başarılıydı... Hani hep söylenen bir söz vardır ya; “Bu dünyada sadece iyiler ölür, kötüler yaşar!” derler ya? Galiba Rasim kardeşimizin başına gelen de bu oldu!? Güleç yüzlü, nüktedan, her rolünün hakkını veren, çevresinde de çok sevilen-sayılan bir sanatçımızdı, erken gitti, yemin olsun çok yazık oldu!.. Kendisine Tanrı’dan gani gani rahmet diliyor; toprağı bol, mekânı Cennet olsun inşallah diyorum!..

Merhum Rasim Öztekin’in ölümü üzerine, Korkusuz Gazetesi yazarı sayın Memduh Bayraktaroğlu, eski arkadaşı olduğunu söylediği 10 Mart 2021 tarihindeki yazısında şöyle diyordu: “...Rasim Öztekin oloğanüstü bir sanatçı mıydı? Hayır!.. Rasim Öztekin bir yıldız mıydı? Hayır!.. Ama Rasim Öztekin, işinin hakkını veren mükemmel bir profesyoneldi!..

Kusura bakmasın ama, ben bu fikrine ve arkadaşı hakkındaki görüşlerine katılmıyorum!.. Bu ülkede kimleri ‘olağanüstü’ gösterdiklerini, kimleri ‘yıldız’ yaptıklarını çok gördük!.. Rasim Beyin elinden tutan, arkasında güçlü bir dayısı olmadığı için şöhreti yeterli olmayabilir? Ama yukarıda anlattığım filmlerde ve dizilerdeki rolleriyle, çok iyi sanatçı olduğunu beyinlerimize kazıdı, bu yetmez mi!? Kaç sanatçı böyle izler bırakabilir? Kaçının eserleri yıllarca hatırlanır? Kaç sanatçıya geleneksel ‘Kavuk’ teslim edilir!? Bence Rasim Öztekin olağanüstü ve yıldız bir sanatçıydı, ama çevresindekiler O’nun pek kıymetini bilemediler diye düşünüyorum!..

Bu yazımızı da Orhan Veli’nin “Kitabe-i Seng-i Mezar” şiiriyle bitirelim, konuya uyar...

“Tüfeğini deppoya koydular/Esvabını başkasına verdiler/ Artık ne torbasında ekmek kırıntısı/ Ne matarasında dudaklarının izi/ Öyle bir rügâr ki/ Kendi gitti/ İsmi bile kalmadı yadigâr/ Yalnız şu beyit kaldı:/ -Ölüm Allah’ın emri/ Ayrılık olmasaydı-” Sakin KOŞAR...

YORUM EKLE

banner68