Ergenekon düzmecesiyle 7 yıla yakın Silivri Cezaevi’nde yatan Yazar Ergün Poyraz

Musa’nın Çocukları, Musa’nın Gül’ü, Amerika’daki İmam, Kalpazan, Takunyalı Führer, İplikçi ve son kitabı Aksaray’da İnecek Var kitapları Yazarı Ergün Poyraz yaptığım söyleşi.

Ergenekon düzmecesiyle 7 yıla yakın Silivri Cezaevi’nde yatan Yazar Ergün Poyraz
 Ergenekon yalanıyla, düzmecesiyle 7 yıla yakın Silivri’de yatan Yazarımız Ergün Poyraz’la, Aydın İline bağlı Koçarlı İlçesinin şirin bir kasabası olan Çakırbeyli’de, Menderes Çiftliğinin bitişiğindeki Begonvil Kahvede söyleşi yaptık. Kendisiyle Aydın ADD Şube Başkanı Doçent Günver Güneş Beyin yardımıyla tanıştık. Günver Bey, sağ olsun iyi ki bizi tanıştırdı. Mesleği Araştırmacı Yazar olan Ergün Poyraz Bey, daha çok siyasi—toplum türü makaleler ve kitaplar yazıyor. Daha önce 4 kitabını okuduğum cesur yürekli yazarı hep merak ederdim. Hemen yanı başımızda Çakırbeyli’de olduğunu duyunca eşim İnci Hanımla beraber Çakırbeyli’ye gittik. Sert yazılar yazan, iktidarı ve Atatürk düşmanlarını topa tutan Yazarımız, alçak gönüllü ve mütevazı görünümüyle bizi etkiledi. Şimdilik yazamayacağımız birçok konuyu konuştuktan sonra söyleşiye başladık.

Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Ergün Poyraz: 31 Ocak 1963 tarihinde İstanbul’da doğdum.

T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?

E.P: Babam, Deniz Yollarında Kaptan olduğu için Kaptan Ailesi diye biliniriz. Baba tarafım, Karpuzlu’nun Tekeler Köyündendir. Anne tarafım, Sivas Suşehri’ndendir. Şu an Ailece Çakırbeyli’de oturuyoruz.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?

E.P: Çocukluğum İstanbul Kartal’da geçti. Futbol oynardık.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?

E.P: İlkokulu Kartal—Cevizli İlkokulunda okudum. Öğretmenimin adı Mehmet Mert, Müdürümüzün adı Mehmet Özdemir idi.

T.M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz?

E.P: Her iki okulu Maltepe’ye giderken Orhan Gazi Lisesinde okudum.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz?

E.P: Yıldız Üniversitesi İnşaat Fakültesini yarıda bıraktım. Cezaevinde de İktisat Fakültesini bitirdim.

T.M: Askerliği nerede yaptınız?

E.P: Kıbrıs-- Girne’de Piyade Çavuş olarak yaptım.

T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?

E.P: Askerden önce inşaat şirketlerinde idari sorumlu olarak çalıştım. Hayvancılık yaptım. Askerden geldikten sonra hayvancılık işine tekrar devam ettim. O arada Refah Partisiyle ilgili araştırmalar yaptım. Yazarlığa merak sardım. İlk kitabım, Refahın Gerçek Yüzü’ dür. Bu kitabım, Refah Partisi’nin kapatılması sürecinde tek delildir.

T.M: Politikayla uğraştınız mı?

E.P: Yazdığım siyaset –toplum türü kitaplar dışında politikaya girmedim.

T.M: Evlilik ne zaman oldu?

E.P: 1983 Yılında evlendim. 1988 Yılında boşandım. Bir kızım ve bir oğlum var.

T.M: Kısacası günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

E.P: Kitap çalışmalarım var. 7 Yıl boyunca cezaevinde demir ve beton yığını seyretmekten bıkkınlık geldiği için geçen seneyi tamamen Bodrum Sahilleri ve yeşil alanlarda geçirdim. Kitap okurum. Bu ara yine cezaevi çıkışı 3 tane kitap yazdım.

T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?

E.P: Genelde ilgi alanım olan siyasi kitapları ve nadiren roman türü kitapları okurum.

T.M: Ergün Poyraz kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

E.P: Herkes gibi sade bir vatandaşım. Ama Ülkemizi saran bu karanlık insanların, çetelerin yaptıklarını deşifre eden bir yazarım.

T.M: Tayyip Erdoğan’la ilgili Belediye başkanlığından bu yana yazdığınız yazılar ve kitaplar var. Tüm bu suçlamalardan nedense hep kurtuluyor, sıyırıyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

E.P: Evet bu doğru. Bir kısmı Rahşan Affıyla gitti. Şu anda mecliste dokunulmazlığı olduğu için bekleyen dosyası var.

T.M: Tekrar geçmiş olsun diyelim. Şu anda dışarıdasınız. Beraat etme durumunuz nedir?

E.P: Daha beraat etmedik biz. Dosya şu anda Yargıtay’da görülüyor. Ama Türk Kamuoyunda Tayyib’in ‘’ aldatıldık ‘’ sözünden önce de beraat etmiştik.

T.M: Bugüne kadar kaç kitabınız yayınlandı? En çok ilgi gören hangisidir?

E.P: Bugüne kadar 27 kitabım yayınlandı. En çok ilgi gören, Musa’nın Çocukları adlı kitabımdır.

T.M: Ergenekon’dan içeriye girmenize neden Musa’nın Çocukları adlı eserinizin başınıza iş açmış. İlk önce Tayyib’in Musa soyundan geldiğini kim yazdı.

E.P: Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanı ve şu an Hürriyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Akif Beki ‘dir. Tayyip Erdoğan’ın Musa’nın soyundan geldiğini ilk yazan kişidir.

T.M: Takunyalı Führer adlı kitabınızda, “Paytak Reco” karakteri var. Sevgisizlik içinde büyüdüğü için Şeriatçılıkla—Faşistlik arasında gidip gelen Tayyip’in bir çeşit biyografisini yazmışsınız. Takunyalı olmasıyla da bir parça benzetme var. Hakkınızda bu kitaptan dolayı dava açıldı mı?

E.P: Bu kitabı cezaevinde yazdım. Zaman çok olduğu içinde güzel bir kitap oldu. Tamamen Tayyip ve ailesinin bilinmeyenlerini yazdım. Bu kitaptan dolayı dava açıldı. Kitabı 2010 yılında yazdım. Çok büyük ilgi gördü. Yaklaşık 1 ay önce Tayyib’e 5 Bin TL, Emine’ye 5 Bin TL olmak üzere tazminat ödemeye mahkûm oldum. Ama dosya Yargıtay’a gidecek.

T.M: Aksaray’da İnecek Var adlı son çıkan kitabınızı okuyorum. Daha önce Musa’nın Çocukları, Takunyalı Führer, İplikçi ve Musa’nın Gülü adlı kitaplarınızı okumuştum. Son kitabınız öncekilerin bir özeti mi?

E.P: Bu tam olarak doğru değil. Yarıdan çoğu yenidir.

T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı?

E.P: Yakında ‘’Takunyalı Leydi’’ adlı yeni bir kitabım çıkacak.

T.M: Tayyip Erdoğan’ın Yahudilerle işbirliğini sık sık kitaplarınızda değiniyorsunuz. Akabeye (AKP) oy verenler daha bunun farkına varamadılar mı? Fark ederlerse oyları düşer mi?

E.P: Oyu düşer ama bunu nedense görmüyorlar. Onun elindeki din malzemesi alınmadığı sürece Ülkemizdeki saf Müslümanları kandırmaya devam edecektir.

T.M: Cengiz Çandar, sizin antisemit (Yahudi düşmanı, karşıtı) olduğunuzu köşesinde yazarak suçlamış. Cevabınız ne olacak?

E.P: Tam aksi. Ben, Yahudi düşmanı gibi kendisini gösteren kişilerin iktidar olduktan sonra nasıl Yahudilerle işbirliği içinde olduğunu kanıtlarla ortaya koyuyorum.

T.M: Cezaevinde kaç kitap yazdınız?

E.P: 8 Tane yazdım. Amerika’daki İmam, Takunyalı Führer, Büyük Düşman, Büyük Yalan AB, İsa ve Havarileri, Kalpazan, İplikçi ve İndeki Vaiz adlı kitaplarımı yazdım.

T.M: İplikçi adlı eserinizde büyük ilgi gördü. Konusu hakkında biraz bilgi verir misiniz?

E.P: Türkiye’deki çetelerin, faili meçhul olayların iç yüzlerini yazdım. Devletle olan bağlantılarını kaleme alıp ortaya çıkardım.

T.M: Çakırbeyli, Menderes döneminden beri bilinen tanınan bir yer. Sizde burada yaşadığınıza göre o dönemle bu dönemi karşılaştırır mısınız?

E.P: Menderes dönemini bu dönemle karşılaştırdığımız zaman, bu dönemdeki hukuksuzluk çok çok fazla. Yolsuzluk, hırsızlık zirve yapıyor. Devlet eliyle işlenen cinayetlerde en üst seviyede. Bu dönemi hiç bir dönemle karşılaştırmak mümkün değildir.

T.M: Yatağan’dan geçerken yolda durdurularak gözaltına alınma olayınız var. Sebebi nedir?

E.P: Vatan Partisi’nin yöneticisi olan Oktay Yıldırım’ın gecekonduda sakladığı bombalar bahane edilerek, Ergenekon tertibi başladı. Ergenekon’dan bir ay önce Oktay Yıldırım, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğunu ayrı ayrı aramış. Yine Vatan Partililerin yayınladıkları dergi ve kitaplarda F tipi yapılanmanın 4 numarası olarak gösterilen isimden de nemalanmıştır. Oktay Yıldırım 3. Kolordu Askeri Mahkemesinin kararıyla yine TSK’dan çalıp evinde sakladığı kasatura nedeniyle 6 ay 10 gün cezaya çarptırıldı. Can dostum dediği Avukatı, gazeteci Metin Göktepe’yi öldüren polislerin avukatıdır. Bu şahsın yine Ergenekon klasörlerinde yer alan ve inkâr etmediği bir yazısında Perinçek için PKK ile mücadele edenleri sevmediği ve ruh doktoruna ihtiyacı olduğu şeklindeki yazısı mevcuttur. Perinçek bunu bilerek yönetici yaptı. Hepsinden önemlisi Oktay Yıldırım’ı Gazi olmadığı halde Gazi olarak lanse ettiler. Bende Oktay Yıldırım’ı Çakma Gazi dediğim için Oktay Yıldırım, Perinçek’in avukatı vasıtasıyla hakkımda şikâyette bulunmuş. Ve ne garip ki Kocaeli Savcılığı beni bulamamış, yakalama kararı çıkarmış. Yatağan’da da gözaltına alındım. Ertesi günü ifade verdim ve serbest kaldım.

T.M: En çok sevdiğiniz yazar ve kitabı hangisidir?

E.P: Emin Çölaşan’ın ‘’Turgut Nereye Koşuyor’’ adlı kitabıdır.

T.M: Ülkemizin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nedir?

E.P: Şu an gelecek karanlık gibi gözükse de gelecek Tayyib’in gidişiyle aydınlık günler geri gelecektir. Bu gidiş sürecini mümkün mertebe hasarsız atlatmak zorundayız.

T.M: Kitap satışında kitaplarınız ne durumda?

E.P: Şu anda iyi bir konumdayız. Kitaplarım iyi satılıyor. Genelde çoğu yerde birinciyim.

T.M: 27 Haziran 2015 tarihinde Halk TV’de Gürkan Hacır’ın yönettiği ve sizinle beraber Erol Mütercimlerin’de katıldığı canlı yayında hem siz hem Erol Bey, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için bir açıklamada bulundunuz. Ergenekon ve Balyoz davaları için Abdullah Gül, “Bana bir savcı bulun, delillendirin” diyen kişi midir? Düğmeye basan ilk kişi midir? Ayrıca’’ Ahmet Sever, Abdullah Gül için yazdığı kitapta niye bu sözleri yer vermedi ‘’ dediniz. Ne söylemek istersiniz?

E.P: Bu olay basında çok çıktı. Bu sözü Abdullah Gül söylemiştir. Erol Beyin dediği gibi bunu o dönemde gazeteciler köşelerinde yazdılar. Can Dündar, İsmet Berkan ve Murat Yetkin adlı gazeteciler bunu yazdı ve köşelerinde yer verdiler.

T.M: Mehmet Metiner için Tayyip Erdoğan’ın, ‘’Beynimin yarısı Mehmet Metiner’dir’’ diye söz eden bir yazınızı okudum. Bunu nerden bulup yazdınız?

E.P: Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bu söz Metiner’in kendi kitabında var. Bembeyaz Demokrasi—Yemyeşil Şeriat adlı kitabında Tayyib’in sözlerini aktarıyor.

T.M: Uğur Mumcu’yla ilgili büyük iddianız neydi?

E.P: Bombayı koyan devlettir iddiasını yazmamdır. Cumhuriyet Gazetesi’nin arşivlerine gir bak araştır, orada gerçekleri göreceksiniz. Cumhuriyetin iddiası MİT’tir.

T.M: Sizin birde Çakırbeyli’de mezarlık temizleme cezanız var. Tam da Aziz Nesin’lik bir durum. Olayın iç yüzü nedir?

E.P: Bu olayı Emin Çölaşan kendi köşesinde yazdı. Cezaevi’nde yatarken yazdığım ‘’İplikçi’’ adlı kitabımda, Tayyip ve arkadaşının Pınarhisar Cezaevi’ndeki lüks ve şatafatlı günlerini yazmıştım. Tayyib’in arkadaşı savcılığa şikayette bulunup dava açtırmış. Daha sonra bizler Silivri’den tahliye olunca hakkımızda açılan davadan duruşmalara gitmediğimiz için 87 gün hapis cezası aldık. İçerdeyiz. Celp gelmedi ve haksız yere ceza aldık. Üstelik daha önce hiçbir sabıkam yoktu. Bende, ‘’ yedi yıl boşu boşuna içerde yattım, buradan tutun ‘’ dedim. Olmadı ve Çakırbeyli’de mezarlık temizleme görevi verildi. Biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz, korkmayız ve yılmayız dedim. Daha sonrası basında çıkınca bu olay, Muhtarlıkta idari görevle cezamı tamamladım.

T.M: Ülkemizde yaşanan bu süreçte her şey bir garip. Artık tüm olan bitene de şaşırmıyoruz. Sizi içeri tıkan Savcı Zekeriya Öz, şimdi ülkemizi terk ederek kaçtı gitti. Siz buradasınız. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

E.P: Zekeriya Öz, ek ifade için beni Beşiktaş’ta savcılık odasına çağırdığında “Onu tanıyor musun, bunu tanıyor musun?” diye sordu. Bende, bırak saçma soruları Tayyip Erdoğan Papayla görüştüğü gün Emine Erdoğan, Kürşat Tüzmen’in evinde kiminle görüştü onu bir araştır dedim. Türkiye Savcılığı hayali kuruyorsun ama elindekini de kaybedeceksin dedim. Ve Kürşat Tüzmen’in evindeki görüşmeyi ifade zaptına geçirmek istedim. O da ‘’ ben bunu yazamam başım derde girer ‘’ dedi. Bende kendisine o zapta sen imzalarsın ben gidiyorum dedim. Zekeriya ‘’ tamam senin zapta imzalamayacağını söylediğini zapta geçirip paçamı kurtarayım’’ dedi. Bende, tamam deyince benim sözümü de zapta geçirdi. O aslında o olayı araştırsaydı bugün kaçmak zorunda kalmazdı. Bu görüşmemiz Saygı Öztürk ‘ün ve benim kitaplarımda da var. Yine o ek ifada de ‘’ Genelkurmay senin aleyhine yazı gönderdi ‘’ dedi. Bende o yazıyı göster dedim. O da ‘’ bilgisayarda cevabı ‘’ deyince, bende bilgisayarı aç dedim. 15 dakika uğraştı açamadı. Bunun üzerine sen bilgisayar kullanmasını bilmiyor musun dedim. Kızardı, cevap veremedi.

T.M: ADD Davutlar Şubesinin düzenlediği kahvaltıda sizin bir konuşma yapmanız istenmiş. Ve siz, ‘’yedi yıl boyunca ne savunma yaptım ne de tahliyemi istedim. Çünkü kendi kendime dedim ki, ben MUSTAFA KEMAL’İN Askeriyim. Ve beni öldürmeye karar verdilerse MUSTAFA KEMAL’İN Askeri olarak ölmeliyim’’ demişsiniz. Bunu okuyunca çok etkilendim. Vatan sevginiz ve Atamıza bağlılığınız için Sizi kutluyoruz. Ölen şehitlerimiz için mesajınız var mı?

E.P: Bu Aziz Vatan için canlarını veren askerlerimize rahmet diliyorum. Ailelerine sabır versin. Başları sağ olsun. Umarım en kısa sürede bu terör belası biter.

T.M: Atatürkçü düşüncelerinizden dolayı ayrıca ADD Yatağan Şube Başkanı olarak sizi kutluyorum. Sizler haksız yere Silivri Cezaevi’nde yatarken bizlerde dışarıda üzüntü duyuyorduk. Silivri’deki dayanışma çadırına sizleri destek olma adına bir gün Özcan Nevres Abimle birlikte ziyarette bulunduk. Çadır sorumlusu Hıdır Hokka ve Zeynep Hanımla tanışarak sizleri sorduk ve bilgi aldık. Anı defterine duygu ve düşüncelerimizi yazdık. Kalbimiz o günde ve bugünde sizlerle beraberdir. Eşimle birlikte sizinle tanıştığım ve bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son söz olarak ne söylemek istersiniz?

E.P: Ulusal Kurtuluş Savaşının kahramanı Atatürk ve Silah arkadaşları bize bu Cumhuriyeti hediye etmişlerdir. Bizim dört elle sarılıp koruma ve yüceltme konusunda hiç bir fedakârlıktan çekinmemeliyiz. Ve bu uğurda bir adım bile geri atmamalıyız. Tüm okurlarına sevgi ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın.

 

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 20 Ekim 2015, 18:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner68