Kalemi Güçlü Güldürürken Düşündüren Mizah Yazarımız Sakin Koşar

Gazetemiz Demeç’in de Başyazarı olan Sakin Koşar, yazdığı köşe yazılarıyla okurlarına bilgi ve birikimini aktarırken mizahi bir dil kullanır. Okurları, zevkle ve tebessümle bu köşe yazılarını okurken bir taraftan yapılan ironiyle düşünmeye başlar ve böylelikle yazarımızın vermiş olduğu mesajı da almış olur.

Kalemi Güçlü Güldürürken Düşündüren Mizah Yazarımız Sakin Koşar
 Sakin Bey, yerel gazetelerde Muğla’da en çok okunan ve aranan bir yazardır. Ödülü bol olan ve her yıl Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin ‘’Siyasi—Mizah Dalında Ödülünü’’ alan usta bir gazeteci –yazarımızdır. Kalemi çok güçlüdür. Aslında bize göre yerel gazeteler dışında, Ulusal Basında da yazacak donanımda, bilgi ve birikime sahiptir. Kendisiyle gurur duyuyoruz. Milliyet Blokta yazıları çıkıyor. Söyleşiyi Gazetemiz Demeç’te, kendi yuvamızda yaptık.

Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Sakin Koşar: 16. 7. 1951 Tarihinde Bozuyük’te doğdum.

T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?

S.K: Baba tarafım, Hatıpçılar diye bilinir. Dedemin Sülalesine Kazancılar derler. Annemin Sülalesi de Eski Çine’den (Gıroba) geldikleri için Gırobalılar diye anılır. Beş kardeşiz.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?

S.K: Rahmetli Süleyman Soylu, Mustafa Ali Hanay, Hüseyin Bozuyük, rahmetli İbrahim Mavi, Burhanettin Irgat, Ali Çakmak, Yüksel Bozdoğan, Zehra Sever, Gülderen Kahraman, Sunay Buğday, Esat Çağıran ve Zehra Çakmak mahalle ve okul arkadaşlarımdı. Altı Kiremit, Saklambaç, Tutmaca ve Arap—Dede türü oyunlar oynardık.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi? Anılarınız var mı?

S.K: Bozüyük İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim ve müdürüm rahmetli Süreyya Buğday idi. Sonra Afet Demiralan Hanım ve Mustafa Karadağ’da Öğretmenim oldu. O günlerde en sevdiğimiz iş, yasak olmasına rağmen rahmetli Süreyya Savran Abimiz’in sinemasına gider film izlerdik. Her Pazartesi sabahı okulda cezalandırılmak üzere sıranın en başındaydım. Bütün dersler pekiyi ama yine de günde üç öğün ceza alırdık. Bu anılarımı hiç unutamam.

T.M: Ortaokul ve Liseyi nerede okudunuz? Öğretmenleriniz ve Müdürünüz kimdi?

S.K: İlkokul 5. Sınıf sonrası sınavla Gönen Öğretmen Okuluna girdik. Orta ve Liseyi birleşik okuduk. Müdürümüz, (Gök Mehmet Lakaplı) Mehmet Kahvecioğlu, Edebiyat Öğretmenimiz Hüseyin Seçmen, Sosyal Dersler Öğretmenimiz Halil Erkan Bey’di.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz?

S.K: Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Bölümü’nü okudum.

T.M: Okul bitince nerede göreve başladınız?

S.K: İlçemize bağlı Şeref Köyünün mahallesi olan Mağara’ya (Esenköy) atandık. 1969-1970 öğretim yılında göreve başladık ve hiç ara vermeden Ekim 1995’de emekli oldum.

T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?

S.K: Bizim dönemde Öğretmenler görev yaptığı yerde askerliğini tamamlardı. Esenköy’de yaptım.

T.M: Meslek yaşamınızda paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

S.K: Birçok anı var. Benim unutamadığım; görev yaptığım hemen hemen her yerde birer okul yaptık. Sosyal etkinliklerin içinde öğrencilerimi hep faal halde bıraktım. Hatta Bozüyük’te 1986—1987 yıllarında iki Gençlik Gecesi düzenledim. Arkadaşlarımla Bozüyük Ortaokulu’nu yaptık. Bu çalışmalarımda Maliyeci Mustafa Gök, Muhasebeci Asım Demirel, Aşçı Mehmet Kızıldere (Kopuk) , Hüseyin Güneş, rahmetli Okan Beçin, Mustafa Uslu, Süleyman Soylu, Arif Bahçıvan ve Erkan Özkan vardı. Tabi ki en büyük desteği Ortaokul Müdürümüz İsmail Altıntaş ve rahmetli Muhtarımız Ömer Öztürk Amcamız’dan görmüştük.

T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

S.K: 1998’den itibaren CHP İlçe Yönetiminde 4 dönem ve 10 yıl süreyle yöneticilik yaptım. 2 dönem de İlçe Başkanlığı yaptım. İlçe Başkanlığım döneminde Kadın Kollarımız elemanlarını Eskihisar’da köpek ısırdı. Bir de Mustafa İlker Gürkan döneminde, AKP’de Kültür Bakanı olan eski CHP’li Ertuğrul Günay’ın Belediye Başkanlığı odasındaki büyük gafını bir türlü unutamıyorum.

T.M: Evlilik ne zaman oldu? Çocuklarınız var mı?

S.K: 1971 Yılında Bozuyük’te eşim Sergül Hanımla evlendik. İki oğlum ve bir kızım var.

T.M: Çocuklarınızın durumu ile ilgili ne anlatmak istersiniz?

S.K: Büyük oğlum Mehmet, Çaykur’da pazarlama yapıyor. Küçük oğlum Serdar, Bereket Şirketinin Gıda Bölümü Şefi. Kızım 9 Eylül Üniversitesi’nde memur. Damadım Metin, Hava Astsubay. Delfin ve Karan adında iki torunum var.

T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

S.K: Sabah 7 haberleriyle güne başlar, kahvaltı sonrası bilgisayarda güncel yazılarımı yazarım. Öğleden sonra lokale çıkarım. Akşam eve gelince yazılarımın denetimini yaparak yayına hazır haline getiririm. Boş zamanlarımda kitap okurum.

T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?

S.K: Çok yönlü ve her türlü kitabı okurum. Bende iz bırakan kitaplar: Jarovslaw Haşek—Aslan Asker Şvayk (Yarım kalmış ama hala dünyanın en iyi mizah romanı olma özelliğini koruyor), Nutuk, Diyet, Aziz Nesin’in hemen hemen tüm kitapları, Şadan Gökovalı’nın –Söylence, Hamdi Topçuoğlu’nun –Genç Mektuplar, Ayhan Çıkın’ın—Başka Yürek şiir kitabı, Yaşar Kemal’in—Akçasazın Ağaları 3 bölüm ve Orhan Erinç’in—10 Kasım Atatürk’ün ardından ne yazdılar adlı eserlerdir.

T.M: Sakin Koşar kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

S.K: İnsanoğlunun eğitimi en önde tutması gerektiğini düşünürüm. En güzel zaman doldurma olarak kitap okuma ve yazı yazmanın faydalı olduğunu düşünenlerdenim. Mizahı severim ama sadece gülmeyi değil, gülerken düşündüren mizahı severim. İşte ben buyum.

T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız?

S.K: İki kitap yazdım. Önce okullarımızdaki bir eksikliği gidermek bakımından Mart –2007 yılında ‘’Skeçler’’ kitabını yazdım. İçinde 24 adet oyun bulunan ve birçoğunu Bozüyük’te ‘’Gençlik Gecelerinde’’ oynadığımız oyunlardır. 2. Kitabım, “Güldüren ve Düşündüren Öyküler” adlı eserimdir. Mart-2008 yılında yayınlandı. 3. Baskı yapıldı. Halen daha ilgi görüyor.

T.M: Kaç ödül aldınız? Sizi en mutlu eden ve en çok sevindiren ödülünüz hangisidir?

S.K: Şu ana kadar 26 ödül aldım. Bunun 14 tanesi Muğla Gazeteciler Cemiyetinin “Siyasi Mizah Dalında” köşe yazılarımdan dolayı, geri kalan 12 ödülümde parti, belediye ve sendikalardaki çalışmalarımdan dolayı verilen ödüllerdir. Bana göre en büyük ödülüm, 2009 yılında basılan ve 198. sayfada yer aldığım “Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi” adlı Dünya çapında yayınlanan kitaba girmiş olmamdır.

T.M: En çok sevdiğiniz ve yazılarını zevkle okuduğunuz köşe yazarları kimlerdir?

S.K: Bekir Coşkun başta olmak üzere Yılmaz Özdil, Melih Aşık, Emin Çölaşan, Rahmi Turan ve rahmetli Hasan Pulur’u sayabilirim.

T.M: Köşe yazılarınızda mizah hep ön planda. Siyasi kaygılarınız veya siyasetteki tıkanıklığı daha eleştirel bir gözle bakma adına mı mizah türü yazıyorsunuz? Başka bir nedeni var mı?

S.K: Güzel bir soru. Osmanlı döneminde de aşırı baskılara karşı Mizah, tek çıkış yolu olarak kullanılmıştır. Günümüze kadar gelen taşlamalarda bunun birer örneğidir. Bu açıdan mizaha önem veririm.

T.M: Köşe yazılarınızı sokakta olumlu veya olumsuz tepki gösteren oluyor mu?

S.K: Bizler Anadolu İnsanıyız ve Nasrettin Hoca’nın torunlarıyız. Mizahı herkes seviyor. Bu yüzden benim yazılarım çok okunuyor. Dikkatimi çeken tek şey ise, bizim gibi düşünenlerin aksine muhalif sayabileceklerimiz daha çok okuyor. Tepkiler genelde hep olumlu.

T.M: Köşe Yazarlığı nedir? Başyazar olmak nasıl bir duygu?

S.K: Bizim Gazetemiz Demeç’in girişinde “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” yazar. Bu sözü (deyiş) genelde rahmetli Uğur Mumcu’nun diye bilirler ama değildir, anonimdir. Okumadan, sorgulamadan yazı yazılmaz. Günün koşullarını da dikkate alarak bilgi ve birikimimle bu yazılarımı yazmaktayım.

T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı?

S.K: Bozüyük Ağaları ile ilgili bir çalışmam var ama insanlarımızın okuma isteği asgari düzeyde olduğu için pek acele etmiyorum.

T.M: Yazılarından dolayı yanlış anlaşıldığınızı düşünüyor musunuz? Kaygı duyuyor musunuz?

S.K: O duygu ilk günlerde vardı. Ama okuyucularımla buluştuktan sonra bu kaygılarım kalktı. Bir de basınla ilgili yasaları çok iyi okudum ve özümsedim. Bilerek yazıyorum.

T.M: Söyleşiler gözleme dayalıdır. Siz de bir ara Söyleşiler yaptınız. Hangi konuda yaptınız?

S.K: Benim yaptıklarım genellikle seçim dönemlerinde siyasilerle yapılmış söyleşilerdir.

T.M: Yazmak isteyip de yazamadığınız bir köşe yazısı veya bir kitap türü var mı?

S.K: Bu tür yazı çok oldu. Ama Ülkem, bir İsviçre, bir Fransa ve bir İngiltere olmadığı için yayınlamaktan vazgeçtim. Baskıları ve sansürü biliyorsunuz. Bu konuda özgür değiliz.

T.M: Gazetemiz Demeç dışında hangi gazetelerde köşe yazılarınız çıkmaktadır?

S.K: Muğla Devrim Gazetesi, Fethiye Beş Kaza, Köyceğiz Gazetesi ve Milas Özgür Gazetesi’nde yazılarım çıkmaktadır. Ulusal basında Milliyet Blokta yazıyorum.

T.M: Gazete yazıları dışında başka hobileriniz var mı?

S.K: Balık avına giderim. Bahçe işlerini hobi olarak yapıyorum.

T.M: Basın camiasında başka bir göreviniz var mı? Ne tür bir çalışmanız oldu?

S.K: Daha önce iki dönem Muğla Gazeteciler Cemiyetinde yönetici olarak çalıştım. 2000 yılından bu yana 15 yıldır, TRT Yatağan temsilcisiyim.

T.M: Bozüyük için ne düşünüyorsun? Kalkınması ve gelişmesi için neler yapılmalıdır?

S.K: Güzel köyümü ve halkını çok seviyorum. Dizi filmler sonrası yeterli performansı gösteremedik. İlgi biraz dağılmış gibi görünüyor. Ancak 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi sırasında köye yaptırdığı cami, hamam, köprü ve hanın restorasyonu sürmektedir. Bir de Ilıca projesi o bölgeye yapılınca Bozüyük’ün şansının tekrar açılacağını düşünüyorum.

T.M: Gelecekten beklentileriniz nelerdir?

S.K: Ülkemizin gidişatını pek iyi görmüyorum. Suriye belki de 3.Dünya Savaşının patladığı yer olacak. Onun için ülkem ve gelecek kuşaklar adına kaygılıyım. O bölgenin enerji kaynakları, sonumuzu getirecek diye düşünüyorum.

T.M: Ülkemizde yazarların, çizerlerin ve sanatçıların haklarını yeterince alıp almadıkları konusunda ne düşünüyorsunuz?

S.K: Haklarını yeterince alamadıklarını düşünüyorum. Bir defa toplum olarak okumuyoruz. Telif hakkı bir işe yaramıyor ve tam olarak işlemiyor. Kitaba para vermek istemiyoruz. Lüzumsuz ve vücudumuza zararlı maddeleri para verip satın alırken bir veya iki sigara fiyatına kitap alıp okumuyoruz. Bu beni üzüyor. Umarım gelecekte tüm bunlar düzelir de yazarların yüzü güler.

T.M: Sevgili Başyazarımız, bu güzel söyleşi için ve daha önce bu söyleşilerden dolayı yazdığın köşe yazısında övgü dolu sözler için çok teşekkür ederim. Gazetemiz Demeç’te, kendi evimizde bir aile sıcaklığı içerisinde, uzun yıllar, elimiz kalem tuttukça hep beraber daha güzel yazılarla okurlarımıza umarım faydalı oluruz. Işığın her daim bol olsun. Son olarak ne söylemek istersin?

S.K: Bu tür söyleşiler, gazetelerimizde çok az yer almakta. Turgay Arkadaşım bu güzel çalışmanın devamını diler, sağlıklı bir yaşamla başarılar temenni ederim. Teşekkürler. Sağlığımız el verdikçe bilgi ve birikimimizi halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Bu işin birileri tarafından yapılması gerekiyor. Bu bir bayrak yarışıdır. Yeni yetişen gençlere bu bayrağı zamanında teslim etmek için sabırsızlanıyorum. Tüm okurlarıma sevgi ve saygılarımı sunarım. Hoşça kalınız…

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2015, 08:37
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamdi TOPÇUOĞLU
Hamdi TOPÇUOĞLU - 4 yıl Önce

başarılarınızın devamını dilerim.

SIRADAKİ HABER