KARYA’DAN İYONYA’YA -HAMDİ TOPÇUOĞLU

Geçtiğimiz hafta gazetemiz Demeç’in köşe yazarlarından Turgay Mutlu, yine gazetemizin köşe yazarı, Muğla Kent Konseyleri Birliği Başkanı, Şair, yazar, bestekâr Hamdi Topçuoğlu’yla bir söyleşi yaptı.

KARYA’DAN İYONYA’YA  -HAMDİ TOPÇUOĞLU
 -Hamdi Bey, ilçemize daha doğrusu ilçenize hoş geldiniz. Güzel bir sunum yaptınız. Teşekkür ederiz. Kendinizden söz eder misiniz? Özgeçmişinizi anlatır mısınız?

-Hoşbuldum. Asıl ben teşekkür ederim. 1950 Yılında Şahinler Köyü’nde doğdum. Babam Topçuoğulları’ndan olup Küçük Ali lakabıyla bilinir. Amcam Halilibrahim Topçuoğlu’nu, bu yörede hemen hemen herkes sünnetçi olması nedeniyle tanır bilir. Bu bölgenin çocuğu olmaktan gurur duyarım.

-Okul yıllarını anlatır mısınız?

-İlkokulu köyümde okudum. Orta öğrenimimi, Isparta Gönen Öğretmen Okulu’nda 6 yılda bitirerek Üniversiteye gittim. Erzurum ve Eskişehir’de yükseköğrenimimi tamamladım. Ülkemizin değişik yörelerinde Ortaöğretimden Yükseköğretime birçok Eğitim Kurumunda çalıştım. Ayrıca idareci olarak da görev yaptım. 1975 Yılında 6 bin kişi içinde sınavı kazanarak altıncı oldum. Afyon Eğitim Ensitüsü’ne atandım. 1. M.C ve 2. M.C döneminde siyasi olarak sürgün yaşadım. Buca Eğitim Fakültesi’ne geldim. 12 Eylül 1980 darbesiyle görevimden alındım. Sonra yurt dışı öğretmenlik sınavlarına girdim. 8 Bin kişi içerisinde birinci olarak sınavı kazanarak Belçika’ya gittim. Orada 18 dilli bir yabancı dil okulunda 19. Dil olarak Türkçe Kürsüsünü kurdum. 5 Yıl Türk Eğitim Koordinatoru olarak Avrupa Birliği deneme eğitimlerinde çalıştım. Sonra yurda dönünce İzmir Amerikan Koleji’nde Edebiyat Öğretmeni olarak çalıştım. İzmir’den sonra Bodrum’a geldik, yerleştik. 8 yıl oldu. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyorum. Bodrum Kent Konseyi Başkanlığı yapıyorum. Ayrıca 2 Yıla yakın Muğla Kent Konseyleri Birliği Başkanlığını yürütüyorum.

-Yazarlığa, Şairliğe nasıl merak sardınız? Nasıl başladınız?

-Yazarlığa Öğretmen Okulunda başladım. İlk şiirim yayınlandığında 14 yaşındaydım. Şimdiye kadar 17 kitap yazdım. Belçika’da 2 kitabım örnek ders kitabı olarak seçildi. Türk Eğitim Koordinatörü olarak çalışırken sivil toplum örgütlerini ve yerel yönetim ilişkilerini yerinde inceledim. Katılımcı demokrasinin yöntemlerini araştırdım. Ve oradaki Türklerin sivil toplum örgütlerine katılımı için Flamanlar bölgesinde yetişkinler eğitimi kitabını hazırladım.

Yine Belçika’da okullarda çok dillilik üzerine çalışmalar yaptım. Başka disiplinler aracılıyla Türkçe öğretimi yöntemleri kitaplarını hazırladım. Tüm bu çalışmalar şu andaki Kent Konseyi çalışmalarının alt yapısıdır.

-Kitaplarınızda, yazılarınızda hep bu bölgeyi (Karya ‘yı) anlatıyorsunuz. Nedenini öğrenebilir miyiz?

-Bizim yöremiz, kadim kültürlerle çağdaş kültürleri çok iyi harmanlamış bir bölgedir. Bir yazar için evrenseli yakalayabilmenin yolu yöresellikten geçer. Yereli bilmeyen yazar, o evrenseli yakalaması zordur. Benim yazarlığım, yerel beslenmedir. Kısacası yerelde evrenseli yakalamamdır. Günü geçmişte yakalama ve geleceği kurma çabasıdır. Yöremizdeki kültürden tüm halkın, tüm insanlığın yararlanması için gayret sarf ediyorum. Elbet bunları yaparken estetik kaygıdan vazgeçmem. Çünkü bir yazar için nasıl anlatmak, neyi anlatmaktan daha değersiz değildir.

-Ayrıca güfte ve beste yapıyorsunuz. Çok yönlü çalışmalarınız var. Biraz da bu yönünüzü soralım? Sizi çeşitli sanat dallarına sürükleyen ne?

-Çok güzel resim de yaptığımı söylerler. Evet doğru, çok yönlü bir sanatçıyım. Güfte ve beste çalışmalarımda esinlenmem çok yönlü olmamdır. Bütün sanat dalları birbiriyle iç içedir. Şiir müziğe, resme uzak değildir. Roman, tiyatroya uzak bir sanat değildir. Dolayısıyla benim çok yönlülüğümde sanatların iç içeliğinin sonucudur.

-Resim yaptığını bilmiyordum. Bu vesileyle öğrenmiş olduk. Kutlarım. Biraz kitaplarından konuşalım. Şehre Kaçış ve Karya’dan İyonya’ya adlı kitaplarını tanıtır mısınız?

-Karya’dan İyonya’ya kitabımda yöremizi yani Yatağan’ı anlatıyorum. Aslında bir gezi kitabıdır. Kendi köyüm Şahinler’den yola çıkarak tüm Karya’yı ve İyonya’yı anlattım.

Şehre Kaçış ise, toprağa bağlı insanların ekonomik ilişkilerinin değişmesiyle savrulmalarını anlattım. Bu savrulma da sadece insanlarla sınırlı değil, tüm canlılar için geçerlidir.

-Karya’yı bu kadar çok önem vermenizin, öne çıkarmanızın sebebi nedir?

-Karya benim köklerimdir. Dünyaca ünlü tüm sanatçılar gibi bende bu köklerden besleniyorum. Yaşar Kemal nasıl Çukurova’dan besleniyorsa, Samim Kocagöz nasıl Söke Ovası’ndan besleniyorsa bende bu topraklardan Karya’dan besleniyorum. Ama benim Karyam tarihin köklerine takılı kalmış bir bölge değildir. Hangi eserime bakarsak bakalım, mutlaka dünde bugün vardır.

-Karya içinde eşimin köyü Eskihisar’ı (Stratonikya) anlatmanızı ve sizi bu kadar çok etkilemesini, hayranlığınızı da soralım? Çocukluk dönemi dâhil anlatır mısınız?

-Neden Stratonikya onu anlatayım. Bütün yazarların çimlendiği zaman çocukluğudur. Çocukluğum, Eskihisar’da geçti. Girme Deresi, Halkalı, Börkçü, Hacıoğlu Deresi, Aldağ ve Kozpınarı’nı unutmam mümkün mü? Oynadığım, iş işlediğim ve gezdiğim yerleri unutamıyorum.

Eskihisar, ilkçağdan günümüze bütün uygarlıkların bir anda izlenebildiği benzersiz bir kültür kentidir. Ben çocukluğumda bu kültürden çok beslendim. Kasap, Manav, Lokanta, Berber, Demirci dükkânlarını, manifaturacılarını, kar helvacılarını, çarşısını ve pazarını hep orada tanıdım. Şiirlerimde çok önemli yer tutan değirmenler, hep benim çocukluğumun geçtiği derelerin değerleridir. Eskihisar, binalarıyla, sokaklarıyla yörenin en özgün yerleşimiydi. Ben Türk Sineması’nın tüm önemli eserlerini Sinemacı Hamdi Abi’nin gezici sinemasında izledim.

-Yatağan’ın ve yöremizin kültürel ve sosyal açıdan gelişmesi için neler yapmalıyız?

-İlçemiz öncelikle sahip olduğu değerlerin farkına varmalı. Kalkınma kavramının biride insan beyninin gelişimi olduğunu kabul etmeli. Sunumdan sonra anlattığım gibi Yatağan, tarihi ve doğal zenginlik bakımından birçok turizm beldesinden daha öndedir. Dünyada turizm anlayışı değişiyor. Artık turist deniz, kum ve güneşin yanı sıra tarih ve yeşil görmek istiyor. İlçemiz tarih yönünden oldukça zengin. Avantajımız çok. Bundan fazlasıyla faydalanabiliriz.

Eskiden Yatağan’da sinema salonları, kitap satıcıları vardı. Şimdi yok! Göremiyorum? Topal Ahmet Amca’nın sinemasını hatırlayanlar vardır. Bu eksiklik giderilmelidir. Sinema halkın aynasıdır.

Yatağan,kültür sanat bakımından gelişimini sorgulamalıdır. Biraz önce Hacı Ömer’ler evini gezdik. Öncelikle emeği geçen herkesi kutluyorum, teşekkür ediyorum. Güzel olmuş. Aplikler ve klima dışında sırıtan bir şey yok. Onlar yakışık almamış. Burada bir kültürel ve sanatsal etkinlikler yapılabilir. Etrafı genişlerse daha iyi olacak. Yatağan’ımızın yüz akı olmuş. Çok beğendim.

Bir kentin değeri yeşili ve tarihi eserleriyle ortaya çıkar. Tarihi eserler, kentin geçmişiyle bağ kurmamızı sağlar. Yeşil ise onun bugünkü canlılığının göstergesidir. Elbette bu yapılar artmalı. Bu tür mekanlar, halkın kültürel etkinlikler gerçekleştirmesi duygusal ve düşünsel buluşması için kentlerin vazgeçilmezleridir. Ama ben isterim ki Yatağan yeşille de buluşsun.

-Hamdi Bey, söyleşi için hem kendi adıma hem de gazetemiz Demeç ‘in okurları adına teşekkür ederim. Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?

-Bu toprakların çocuğu olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bana doğup büyüdüğüm bu topraklarda böyle bir buluşma şansı sundukları için gelen tüm konuklara, Kent Konseyi’ne, ADD’ye ve CKD’ ne teşekkür ederim. Ayrıca bu güzel söyleşi için sana ve okurlarını da teşekkür ediyorum. Umarım gelecekte birçok etkinlikte birlikte oluruz…

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2015, 10:50
YORUM EKLE
YORUMLAR
ayhan özdemir
ayhan özdemir - 7 yıl Önce

iki değerli dost güzel bir söyleşi her ikinize de sağlık ve başarılar diliyorum

SIRADAKİ HABER

banner68