Kürk Mantolu Madonna’nın Yazarı Sabahattin Ali’nin Kızı Müzikolog Prof. Dr. Filiz Ali

Sabahattin Ali’nin kızı olmaktan büyük gurur duyan Filiz Ali Hanımla, geçen hafta Halet Çambel ve Nail Çakırhan’ı anma etkinliği için gittiğim Gökova—Akkaya’da, Ayla Akbal Hanım sayesinde tanışarak bu söyleşiyi gerçekleştirdim.

Kürk Mantolu Madonna’nın Yazarı Sabahattin Ali’nin Kızı Müzikolog Prof. Dr. Filiz Ali
 Sabahattin Ali’nin kızı olmaktan büyük gurur duyan Filiz Ali Hanımla, geçen hafta Halet Çambel ve Nail Çakırhan’ı anma etkinliği için gittiğim Gökova—Akkaya’da, Ayla Akbal Hanım sayesinde tanışarak bu söyleşiyi gerçekleştirdim. Etkinliğin arasında “Ayla Abla bu güzel bayanla beni tanıştırır mısın” dedim. Sağ olsun tanıştırdı. İyi ki tanıştım ve tanıdım. Çok mutlu oldum. Filiz Hanımı hep merak ederdim. Yıllardır şöyle bir göz ucuyla da olsa gazetelerin ve dergilerin sanat sayfasını mutlaka okurum. Cumhuriyet Gazetesi’nin Sanat Sayfasında müzik eleştirmeni ve sanat yönetmeni olarak yazılar yazan kişiyi karşımda görünce Heyecanlandım ve “Siz Kürk Mantolu Madonna’nın yazarının kızı mısınız” diye kekeledim. O an Sabahattin Ali ismi aklıma birden gelmedi. Akabinde “Filiz Ali Hanım Siz misiniz” diyebildim. Adı aklımda kalmış, unutmamışım. Kendimi tanıttım ve söyleşi için ertesi gününe randevu aldım. Şu anda Ülkemizin tüm kitabevlerinde ve internet üzerinden kitap satışında Sabahattin Ali’nin kitapları, eserleri çok satılıyor. Bir numara desek yeridir. Ölümünün üstünden bunca yıl geçmesine (1948 yılında öldürüldü) rağmen kitaplarının çok satması, manidar olduğu kadar onun büyük bir yazar olduğunun kabulüdür. Eserleri tüm yurtta severek okunuyor. Ruhu şad olsun. Devrimci, Aydınlıkçı ve Sosyalist bir kişiydi. Tüm kitaplarını okuduğum ve hayranı olduğum büyük yazarın kızı Profesör Filiz Ali Hanımla Gökova –İskelede hoş bir söyleşi yaptık.

Turgay Mutlu: Filiz Hanım, Muğla’mıza hoş geldiniz. Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Filiz Ali: Hoş buldum. İstanbul’da 30 Eylül 1937 tarihinde doğdum.

T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?

F.A: Ailemin bir Lakabı yok. Hem Anne hem de baba tarafından Rumeli Göçmeniyiz. Ama ailede Yörük ve Çerkes Soyundan da gelen atalarımız var. Biz Osmanlıyız.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?

F.A: Saklambaç, ip atlama, top oyunları, kukalı saklambaç, yakan top ve seksek oynardık. Ben evcilik pek oynamazdım, genelde erkek çocuklarıyla oynardım. Ama topu kızlarla oynardık.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?

F.A: Ankara’da Mimar Kemal İlkokulunda okudum. Öğretmenimin adı Muazzez Hanım, Müdürümüzün adı da Zehra Hanımdı.

T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?

F.A: Öğretmenimiz, müsamereler (gösteri) yaptırırdı. Bunun içinde dans, halk oyunları, tiyatro, koro yapar ve şarkılar söylerdik. Tüm bunları yaparken müziğe ilgim ve yeteneğim ortaya çıktı. O dönemde ( 1940’lı yıllar) Çocuk Kulübü diye bir çocuk programı vardı. Bu programın korosuna seçildim. Çocuk Kulübünde hem oyunculuk hem de müzik öğrendim.

T.M: Ortaokul ve Liseyi nerede okudunuz?

F.A: İlkokulu bitirdikten sonra Ankara Devlet Konservatuarı sınavını kazandım. Piyano bölümüne girdim. 9 yıl orada okudum.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

F.A: Sınavı kazanarak Amerika’da okudum. Eğitime beş kuruş para vermedim. Amerika’ya alnımın akıyla burs kazanarak gittim. Bu bir yıllık bursun bir kısmını biriktirerek eğitimimi devam ettim. Bu paranın yardımını gördüm. Ve daha çeşitli işlerde çalıştım. Kolombiya Üniversitesi’nin kütüphanesinde çalıştım. Özel okulda müzik dersi verdim.

T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınız da nerede başladınız?

F.A: Üniversite sonrası Amerika’dan Ankara’ya döndüm ve hep müzikle uğraştım. Ankara Devlet Konservatuarı’nda Piyano öğretmeni olarak çalışmaya başladım. 1965 yılında evlenerek İstanbul’a taşındım. İstanbul Şehir Operasında piyanist olarak görev aldım. Daha sonra 1972 yılında Konservatuar açıldı. Emekli olana kadar orada ders verdim.

T.M: Politikayla uğraştınız mı?

F.A: Uğraşmaya lüzum yok. Hayatımız politika ama siyasete hiç girmedim. Girmekte istemem.

T.M: Çocuklarınız var mı? Durumları ile anlatmak istediğiniz anınız var mı?

F.A: Bir oğlum, bir kızım ve iki tatlı torunum var. Oğlum Attila ticaretle uğraşıyor, iki oğlu var. Kızım İdil, ekonomist ve özel bir şirkette çalışıyor.

T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

F.A: Günlük yaşamım, yaptığım işe göre değişir. Her gün mutlaka kitap okurum, gazeteleri ve haberleri takip ederim. Üniversitedeki derslerim için hazırlık yaparım. Ayvalık İlçesinde kurduğumuz biri Ayvalık Kültür ve Sanat Vakfı, diğeri Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisinde (AİMA) müzik çalışmalarım devam ediyor.

T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? Sizi en çok etkileyen kitap hangisidir?

F.A: Etkilendiğim çok kitap var. Hangi birini söyleyeyim. Babam çevirmen olduğu için hemen hemen tüm klasikleri okudum diyebilirim. Son zamanlarda Anı, Biyografi ve Tarih Kitaplarına çok ilgi duyuyorum. Hem modern hem de klasik edebiyatı takip ediyorum.

T.M: Hangi Yazarları seversiniz, beğenirsiniz?

F.A: Türk Yazarları olarak en başta babam gelir. Yaşar Kemal’i de severim. Yabancı yazarlardan Dostoyevski, Şekspir, Puşkin, Gabriel Garcia Marguez ve Hemingway’ı severim.

T.M: Profesör Doktor Filiz Ali kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

F.A: Piyanist, Müzikolog, Müzik Yazarı, Müzik Tarihi ve Müzikolojisi Profesörü, Eğitimci ve Sanat Yönetmeni diye kendimi tanımlarım.

T.M: AİMA hakkında bilgi verebilir misiniz?

F.A: 1998 Yılında kuruldu. Genç müzik öğrencilerinin dünya çapında ustalarla birlikte bir hafta, on gün süreyle yaşamaları ve çalışmaları için düzenlenen bir sosyal sorumluluk projesidir.

T.M: Sabahattin Ali’nin kızı olmak nasıl bir duygudur?

F.A: Sabahattin Ali’nin kızı olmaktan gurur duyuyorum ve ona layık olmaya çalışıyorum.

T.M: Neden bir başka meslek seçmediniz de müziği seçtiniz?

F.A: İlkokulda Öğretmenlerimden ayrı babamda beni müziği sevdirmişti. Babamın etkisi büyüktür. Yeteneğimde vardı tabi ki.

T.M: Babanızın birçok şiiri bestelendi. Şarkı ve türkü olarak ülkemizin en iyi yorumcuları tarafından seslendirildi. Bunların içinde en ünlüsü “Aldırma Gönül Aldırma” türküsüdür. Bu güzel türküyü dinlediğiniz zaman ne hissediyorsunuz?

F.A: Aldırma Gönül Türküsünü bende çok seviyorum. Her ortama uyan bir türkü. Bazen politik bir şarkı gibi oluyor, bazen de sevinçli bir ortamda dinlenilebiliyor.

T.M: Şimdiye kadar kaç öğrenci yetiştirdiniz?

F.A: Yüzlerce öğrenci yetiştirdim. Halen daha yetiştiriyorum. Gençlere bir şeyler öğretebiliyorsam ne mutlu bana.

T.M: Ege Bölgesiyle bağlantınız nereden gelmektedir?

F.A: Sabahattin Ali’nin çocukluğu ve gençliği Ayvalık ve Edremit’te geçmiştir. Rumeli’den gelip Edremit’e yerleşmişler. Ege’yle bağlantımız böyle başladı ve halen devam ediyor. Nüfus kütüğümüz Ayvalık’tadır.

T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız?

F.A: Müzik kitaplarından ayrı iki tane yazdığım anı kitabım var. Biri ‘’Filiz Hiç Üzülmesin’’, diğeri de ‘’Sabahattin Ali Anılar’’ adlı kitaplarımdır. Her ikisi de Yapı Kredi Yayınlarında çıktı.

T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?

F.A: Yurt içinde 2013 yılında Kültür dalında Vehbi Koç Ödülünü aldım. Bu sene İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Ödülünü aldım. Yurt dışında Fransa Kültür Bakanlığının Şövalye Ödülünü aldım.

T.M: Yeni bir kitap çalışmanız olacak mı, çalışmalarınız var mı?

F.A: Evet şu anda yeni bir çalışmam var. Bu da bir anı kitabı olacak.

T.M: Cumhuriyet Gazetesinde yazdığınız dönemde okurlarınızdan tepkiler geliyor muydu?

F.A: O dönemde yazılarım çok okunuyordu ve okuyuculardan güzel tepkiler alıyordum.

T.M: Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

F.A: Cumhuriyetin ve Devrimlerin sayesinde okudum. Atatürk’ün ‘’Müzik Devrimi’’ bana göre dünya üzerindeki en büyük Eğitim atılımlarından biridir. Onun dehası sayesinde bugün Türkiye Ortadoğu’nun en gelişmiş kültürlerinden biri olmaya her şeye rağmen devam etmektedir. Atatürk büyük bir liderdir. Cumhuriyette büyük bir kazanımdır.

T.M: Halet Çambel Hanımla ve Nail Çakırhan Beyle nasıl bir ilişkiniz vardı?

F.A: Benim için Halet Çambel bir idoldü. Mesleğine bağlılığı, bilime ve kültüre olan bağlılığı beni çok etkilemiştir. Ben onları tanıdığımda 7 yaşındaydım. Her ikisiyle dostluğum, ölümlerine kadar devam etti. Onları her zaman ikinci ailem olarak gördüm. Ve onların yaşamlarını kendime örnek aldım.

T.M: Babanız Sabahattin Ali’nin kitaplarından çok etkilenen birisiyim. Çakıcının İlk Kurşunu adlı eserinde Milliyetçilik ön planda. Turancılıkla ters düşen bir Milliyetçilik anlayışı var. Burada Atatürk’ün Ulusalcılık düşüncesine yakın fikirleri var. Ayrıca Çerkesler’in yaptığı hainliği de yazmış. Nihal Atsız’la ters düşen durumları ‘’İçimizdeki Şeytan ‘’ adlı romanında hikaye edilmiş. Aziz Nesin’le ve Rıfat Ilgaz’la çıkardıkları ‘’Marko Paşa ‘’ adlı dergi ve sonrası ayrılıklarını sormak istiyorum. Tüm bu olan bitene bakınca geçmiş Sizde ne gibi bir his uyandırıyor?

F.A: Merak eden okuyucular, tüm bunların cevabını “Sabahattin Ali Anılar” adlı anı kitabımda bulabilirler. Bunun yanı sıra babamın tüm kitaplarını okusunlar derim.

T.M: Istranca Dağlarında babanız için mermer üzerine “Dağlar ve Rüzgâr” adlı şiir kitabından seçme “DAĞLAR” şiirini yazdırmışsınız. Ölüsünü bulan Çobanla konuşmuşsunuz. Acıda olsa bunu sormak zorundayım. Üstünden bunca yıl geçse de ateş düştüğü yeri yakıyor. Başınız Sağ olsun. Siz kimleri suçluyorsunuz?

F.A: O dönemden bu döneme değişen pek bir şey yok. Türkiye’nin kıymetli insanlarını bu devlet kurban ediyor. O dönem Amerika’nın Misissori adlı gemisi ülkemize gelmiş ve babam bunu protesto eden bir yazıyı kaleme almış. Babam, antiemperyalist görüşlere sahip sosyalist bir aydındı. Sonrası olanlar oldu. Sadece bu acı bize değil, birçok aydın kişinin başına geldi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve diğer aydın insanımız birer birer bu ülkede katledildi. Son kurban olarak Gazeteci yazar Hrant Dink cinayetini söyleyebilirim. En sonuncuları artık görüyorsunuz. Toplu halde ölümler oluyor bu ülkede. Yazık bu ülkenin aydın insanlarını kıyan canilere.

T.M: Kürk Mantolu Madonna adlı romanını zevkle okudum. Şu an rekor derecede satıyor. Babanız adına telif hakkı alıyor musunuz? Bir vakıf kurmayı düşünüyor musunuz?

F.A: Evet çok satıyor ama gelen para vakıf kurmaya yetecek miktarda değil. Emekli maaşıma ek olarak babamdan gelen paralarla yaşamımı sürdürüyorum. Babam halen daha beni bakıyor.

T.M: Filiz Hanım sizinle tanıştığım ve bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

F.A: Ben teşekkür ederim. Umarım iyi bir söyleşi olmuştur. Her zaman için gençlerde ümidim var. Onların önlerinin açılmasının önemine inandığım için çalışmalarımı sürdürüyorum. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın.

 

 

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2015, 09:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
mehmet turgutoğlu
mehmet turgutoğlu - 7 yıl Önce

turgay'cığım harika bir söyleşi olmuş kutlarım

ayhan ozdemir
ayhan ozdemir - 6 yıl Önce

Turgay'cigim kutluyorum. Babası kadar değerli, aydın kadınla karşı karşıya gelsem ben de en az senin kadar heyecanlanirdim. Tebrikler

SIRADAKİ HABER

banner68