MUĞLA’DA YATAĞAN’IMIZI TEMSİL EDEN BİR KÜLTÜR ELÇİSİ SADETTİN ÖZBEK

Musander ; Muğla Sanatseverler Derneği Başkanı olarak Muğla’ da çalışmalarını sürdüren Sadettin Özbek, İlçemizin kültür, sanat elçisidir. Kendisiyle ne kadar çok övünsek azdır. Gençlik dönemimden beri arkadaşım olan Sadettin’le güzel günlerimiz anılarda, geçmişte kaldı. Onunla birçok acı, tatlı hatıralarımız vardır. Güzel şiir okurdu. Edebiyata tutkundu. Alçak gönüllüdür. Yardım etmeyi sever. Yol göstericidir. Yatağan’dan göçeli 15 yıl oldu ama hala kendisini Yatağan’ın bir parçası (evladı) gibi görür. Çocukluğunu, gençliğini ve yaşadığı kırk yıllık hayatının evrelerini , anılarını bir türlü unutamıyor. Muğla ve çevresinde yapılan birçok etkinlikte onu mutlaka ve en başta görürüz. Kültürel ve sanatsal yönden birçok eseri sahneye koymuş ve bu oyunları ilçemizde de sergilemiştir. Söyleşi için Muğla Kültür Evinde buluştuk. 40 Yıldır birbirini tanıyan iki arkadaş’ın sohbeti , söyleşiye geçilince bir yerde eski yılların yadı (anılması) gibi de oldu. İkimiz de mutlu olduk. Gelin onu biraz daha yakından tanıyalım.

MUĞLA’DA    YATAĞAN’IMIZI    TEMSİL    EDEN   BİR    KÜLTÜR   ELÇİSİ    SADETTİN    ÖZBEK
 Turgay   Mutlu:  Hangi   tarihte  ve  nerede  doğdunuz? Aileniniz   Lakabı  var  mıdır? Nedir?

Sadettin   Özbek: 16.4.1955  Tarihinde  Muğla’da  doğmuşum. Baba   tarafım Muğla’da  Hacı  Hamzalar  lakabıyla  bilinir. Sülalemizde  aydın   kişi  çoktur. Babam  Mehmet  Zekai   Özbek  Efendiyi   genç  yaşta  kaybettik. Mekanı   cennet  olsun. Annem , Yatağan’lı  Numan-ı  Azam  oğlu  Hilmi  Efendi’nin  kızı Necla  Hanım’dır. Üç  kardeşiz. Ablam  Sıdıka  Özbek, 1951 doğumludur. 22  yaşında  vefat  etti. Işığı  bol  olsun. Benim   küçüğüm  Nilgün Özbek  Uysal, 1958 doğumludur. İzmir’de  oturmaktadır.

T.M: Çocukluğunu   anlatır  mısın? Okul  öncesi  mahalle arkadaşlarınız  ve  oynadığınız   oyunlardan   aklınızda  kalan  var mıdır?

S.Ö:  Muğla’nın  Şeyh  Mahallesi  İskender  Çıkmazında   bulunan   geleneksel   Muğla  Mimarisinin  özelliklerini   yansıtan  bir  evde  çocukluğum   geçti. Muğla’da  bacalı  sanayi  olmadığı  için Muğlalı  Karabağlar  denilen  yaylaya   göçer  ve  orada  tarımla uğraşırdı. Tütün   en  önemli   tarım  ürünüydü. Tütün  işçiliği  zordur. Babam, tütüncülük  yapardı. Bodrum’dan  ve  Marmaris’ten  ameleler  getirtir  ve  onlar dikiminden  hasat  mevsimine  kadar  tütünün  işçiliğini  yaparlardı. Daha  sonra  Tekele  veya   duruma  göre  tüccara   satışı  yapılırdı. Geçim   kaynağımız  tütündü.

Benim  çocukluğum   yazları  Süpüroğlu   Mevkisindeki  Karabağlar  Yaylasında  geçti.Muğlalılar  buraya  ayrıca  ‘’yurt’’ da derlerdi. Tütüncünün   oğlu  ne  oynar?  Bizde  tütünün  nimetinden    faydalanırdık; Arkadaşlarımızla   bir  araya  gelir, tütün  kuruttuğumuz (Halk  arasında  kırmandal  teli diye bilinir) tellerden  gizlice  keser ve  onlardan  tel  araba  yapardık. Arabaları  süslerdik, korna  takardık. Yayla   yollarında ve  irimde  tel  arabaları  sürerken   zamanın   nasıl  geçtiğinin  farkına  bile varamazdık. Ayrıca  saklambaç  ve  top   oynardık.

T.M: İlkokulu   hangi  okulda  okudunuz? Öğretmeniniz  kimdi?

S.Ö: İlkokulu   Koca  Mustafa  Efendi  İlkokulu’nda  okudum. Öğretmenim   Şakire  Ertekin’di. Tam  bir Cumhuriyet  Öğretmeniydi. Çağdaş, aydın  ve  bilimden  yana  olan  biriydi.

T.M: Ortaokulu  nerede  okudunuz?  Hatırladığınız   öğretmenleriniz  ve  anılarınız  var  mı?

S.Ö: Muğla   Merkez  Ortaokulu’nda   okudum. Okul   Müdürümüz  Faik  Ay’dı. Ortaokulu  başladığım  yıl, babamı  kaybettim. Ailemiz  için  acı  bir  olaydı. Onun  etkisi  bende  yıllarca  sürdü. Acısını  halen  daha   içimde  hissederim. Toprağı   bol  olsun. Bu   ara  ekonomik  sıkıntıdan  dolayı  Hilmi  Uysal   dedem  geldi  ve  bizi  alıp  Yatağan’daki  evine  yerleştirdi.

T.M: Liseyi  nerede  okudunuz? Paylaşmak  istediğiniz  anılarınız  nedir?

S.Ö: Muğla  Endüstri  Meslek  Lisesinde  okudum. Sanat  okuluna  ben  Yatağan’dan  geldim, gittim. Benim   velim, Bahattin   Uyar’dı. Bahattin  Hocam, kültür  sanat  eğitimi  almama  vesile  olan  ve  bu  konuda   her  türlü   desteği   vererek   katkıda  bulunan   velimdi. İyi  ki  onu   tanımışım. Sağ  olsun. Onun   yol  gösterdiği  istikamette   giderek   edebiyat   sevgimi   çoğalttım.

T.M: Sadettin  Bey , Hilmi  Dedeni   anlatır  mısın?

S.Ö: Hilmi  Uysal  Dedem, aydın   bir  insandı. Aşağı  Han  Kahvesi’nin   önünde   oturur, eline  Cumhuriyet   Gazetesini   alır, kahvedeki  arkadaşlarına   günlük  köşe  yazılarını  ve  makaleleri  okur ve  arkasından  yorum   yaparlardı. Dedem,  Fransızca   bilirdi. İyi  bir  eğitim  almıştı. Ben  Hilmi  Dedemden  çok  şey   öğrendim. Aile   içi  eğitimi  dedem  öğretti. Kitap   okumayı  ve  kültür, sanat eğitimini  ilk  olarak  dedemden  almışımdır.

T.M: Askerden   önce  ve  sonra   nerelerde  çalıştınız  anlatabilir  misiniz?

S.Ö: Meslek  Lisesini   bitirdikten   sonra  1974 yılında  Datça—Aktur  Sitesinde  çalıştım. Askerlikten  sonra  esnaf  olarak  Yatağan  Garajında   büfe  işletmeciliği  yaptım. Daha   sonra   emekli  olup  Muğla’ya   yerleştim.

T.M: Askerliği  nerede   ne  zaman  yaptınız?

S.Ö: Acemi   birliğimi,  İzmir  57. Topçu  Tugayı  Çavuş  Talimgah  Taburunda  tamamladım. Usta  birliğimi  Adapazarı  Arifiye  Topçu  Taburunda   Top  Çavuşu  olarak   yaptım.

T.M: Ne  zaman  evlendiniz? Çocuklarınız  var  mı?

S.Ö: 17.10.1981 tarihinde  Yatağan  Atatürk  Parkında  eşim  Suna  Hanım’la  evlendim. Ruh   ikizimi buldum. Çok  mutluyum. Bu  evliliğimden  Mehmet   adında  bir  oğlum  var. Eskişehir  Anadolu  Üniversitesi  Sahne  Sanatları  Oyunu(Tiyatro) bölümü  mezunudur. Yüksek  Lisansını  İstanbul  Üniversitesi’nde  Radyo  Televizyon  Sinema  bölümünde  yaptı. Şimdi  Almanya’da  Doktora   tezini  veriyor. Yakında   ülkemize   dönerek   burada   çalışmalarına  başlayacaktır. Ailemi  çok  seviyorum.

T.M: Politikayla   uğraştınız  mı? Paylaşabileceğiniz  anınız  var  mı?

S.Ö: Her   duyarlı  insan  gibi  yaşadığım  topluma  faydalı   olabilmek  için  Atatürk  Devrimlerinin  ve  Cumhuriyet  İlkelerinin   savunucusu  CHP  Yatağan  İlçe Örgütünde  yönetim   kurulunda   görev  yaptım. 1999-2004  yılları  arasında  Yatağan  Belediye  meclis  üyesi  olarak  çalıştım. Askerden   geldikten   sonra  iş   bulamamanın  sıkıntısıyla  dönemin  belediye  başkanını  ziyaret  ettik. Ağaç  dikme   ve   çapalama   işini   konuştuk. Daha  sonra  Gazino’nun   bulunduğu   yere  çam  ağacı diktik. Yıllar   sonra   o  ağaçların   büyüdüğünü  gördüğümde  çok  mutlu  oldum. Turgay  Arkadaşım  o  gün   sen de  oradaydın. Davut, İskender, Kemal  ve Nahit  arkadaşım da   vardı. Helva  ekmek  yemiştik.

Ne  güzel   günlerdi  o  günler. Ayrıca   kül  sahasına  Akasya  ağaçları   dikmiştik.

T.M: Musander  Başkanlığını   kaç  yıldır  yapıyorsun? Musander  kaç  yılında  kuruldu? Çalışmalarınız  hakkında  bilgi  verir   misin?

S.Ö: 26.4.2005  tarihinde  Muğla’da  kuruldu. 10 yıldır  başkanlığını  yapıyorum.Amacımız, Atatürk  Devrimleri  ve  Cumhuriyet  İlkeleri   ışığında  başta   coğrafyamız   olmak  üzerine  ülke  kültürü  ve  turizmine   her  türlü  bilim, sanat  ve  kültür  çalışmaları   yapmak, eser  üreten  sanatçılarımızla  sanat  severleri  bir  araya  getirmek, doğa,tarih  ve  çevre  sorunlarına  dikkat  çekmek, yaptığımız  etkinlikleri  diğer  kurum  ve  kuruluşlarla  paylaşarak  etkinliği  daha  geniş  kitlelere  taşımaktır.Bu  bağlamda   görsel , sözel, işitsel  ve  yazım  olarak  etkinlikler   yapıyoruz.Ben   değil, biz  ilkesiyle  çalışmalar   yapıyoruz.

T.M: Bugüne   kadar   kaç  etkinlik  yaptınız? İlçemizde  yaptığınız  etkinliklerden   bir  kaç  örnek  verebilir   misiniz?

S.Ö: Yatağan’da  birçok   etkinlik  yaptık.Yatağan  Belediyesi’nin  davetlisi  olarak geldik  ve  belediyenin   desteğiyle  bu  etkinlikler  gerçekleşti.Köklerimin   bulunduğu  toprağımda  bu  etkinlikleri  yapmamın  gururunu  taşıyorum.Katkı  vermeye  her  zaman  hazırım.Haldun  Taner’in ‘’Günün  Adamı’’ adlı  eserini   Çok  Amaçlı  Salonda   oynadık.Nazım   Hikmet  ve  Nail  Çakırhan anma  etkinliklerini  Amfi  Tiyatro’da  yaptık.

T.M: Kent  Konseyinde   görevin   var  mı?

S.Ö: Menteşe  Kent  Konseyinde  yürütme  kurulu  üyesiyim.Kültür  ve  sanattan  sorumluyum.Kültür  ve  sanat  çalışma   gurubu  içinde  Muğla  ve  İlçelerine   yönelik  projeler  hazırlıyoruz.

T.M: Muğla’da   şiiri  en  güzel  okuyan  ve  yorumlayan  biri  olarak   seninle  gurur  duyuyoruz.Bunun   bir  yetenek  olduğunu  biliyoruz.Ancak  emek   harcadığın  ve  çok  çalıştığında belli.Bu  konudaki  çalışmalarını   anlatır  mısın? Ayrıca  edebiyat  ve  şiir  sevginden  bahseder  misin?

S.Ö: Etkinliğe  başlamadan   önce  mutlaka  ciddi  bir  hazırlık  yapıyorum.Sık   sık   provalar  yaparak  etkinliğin  verimli  olması  için  uğraş  veririm.Edebiyat  ve  şiir  sevgim,merakım   Bahattin  Uyar  Hocam  sayesindedir.Etkisini   ve  desteğini   unutamam.

T.M: Sadettin   Bey, Muğla  denilince   benim  aklıma  hep  Muğla’nın  simgesi   olan  meşhur   bacası  gelir.Bu   konuda  bize   biraz  bilgi   verebilir  misin?

S.Ö:  Muğla  bölgesi  fazlasıyla   rüzgarlı   olduğu   için,özellikle  halkımızın  ‘’Deli  Memet’’ diye  tanımladığı  rüzgarın  önlenmesi  adına  ustaların  yetenekleri  sayesinde  tasarlanmış  bir  baca  biçimidir.Muğla   bacası, hiç  yağmur  almaz  ve   tütmez.Baca   aynı   zamanda   bir  evin   sembolüdür. İskambil   kağıdı   gibi  birbirine  dayanarak   yapılır.Muğla   merkezi   dışında  Ula, Yatağan , Milas  ve civar  beldelerdeki   evlerde  ve  köylerde  de   aynı   baca örneğini   görebilirsiniz.Bu   bizim   kültürümüzün    bir   parçasıdır.Beyaz   badanalı   evlerimiz   ve   bacalarımız   çok  ilgi  görmektedir.

T.M: İlçemizi   kültür  ve   sanat   açısından  nasıl   görüyorsun?

S.Ö: Halkın   kültürel   ve  sanatsal  değerlerini  ön   plana   çıkarmak   için  projeler  hazırlamak   gerekiyor.Bunu  İlçemizde  başta   yerel   yönetim  olmak   üzere   kültür  sanatla  uğraşan  gönüllü  arkadaşların  projeler  hazırlamaları, çalışmaları  gerekir.Dışarıdan   sanatçı   getirme   yerine  yerel  dinamiklerini   kullanmak  gerekir.Yerel   yazarlarımız, ressamlarımız,şairlerimiz ve ses  sanatçılarımıza  öncelik   verilmelidir.Yatağan’da  sinema  ve  tiyatro   salonu  yeterli   değildir.Kışlık  olarak  mutlaka  yeni ,konforlu  bir  sahne   yapılmalıdır.Ayrıca   Atatürk  Kültür  Evi  güzel   olmuş.Emeği   geçenleri  kutluyorum.Buranın   halka   açılması  ve   kültürel  ve  sanatsal   etkinliklerin  yapılması  çok  iyi  olacaktır.Bizler   burada   yapılacak  etkinliklere   her   türlü  katkıyı  ve  desteği   vermeye  hazırız.Seve  seve  yaparız.

T.M: Sağ  ol  arkadaşım.Senin  desteğini   her   daim   görüyoruz.Gelecekte  de   göreceğimize   eminiz.  Katkılarını   bekliyoruz.Daha   güzel   etkinlikler  yapacağımızı  umuyorum.Seni n   sevgin  Yatağan’da  bitmez.Bizim   Muğla’daki    kültür   elçimizsin.Seninle  gurur  duyuyoruz.Bu   güzel   söyleşi   için  teşekkür  ederim.Son   olarak  ne  söylemek   istersin?

S.Ö: Güney –batı  Anadolu’nun   aydınlık  yüzü   olan  Muğla, geçmiş   uygarlıklara  ev   sahipliği yapmıştır. 200 e  yakın   ören   yeri  vardır.Bunlardan   26   tanesi   gezilip   görülecek  yerdir.En  zengin  ve  en  dikkat   çeken  yer  de  Yatağan’dır.Eskihisar ,Turgut,Bozüyük , Karya  yolu, Gökbel  Dağı ,  Gevenes  ve  Katrancı  Köyü  gelecekte  çok  ilgi  görecektir.  Bizde  tarihi  kültürel   değerlerimizi   sahip  çıkıp  gelecek   kuşaklara  aktarmak  için  çalışmalar  yapıyoruz.Bu   açıdan  çok  mutluyum.Yatağanlı   tüm   eş, dost, arkadaş  ve  akrabalarıma  sevgi  ve  saygılarımı  sunuyorum.Dediğim   gibi  her  zaman   göreve  hazırım.Hepinizi   çok   seviyorum.Hoşça   kalın……

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2015, 14:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
Oktay Aras
Oktay Aras - 11 ay Önce

Yatağan'imızı çok güzel tarif etmişsiniz.Bir Yatağan'lı hemşeriniz olarak gurur duydum.Selâm ve sevgilerimle.

SIRADAKİ HABER

banner68