TAHİR ERDİNÇ USTA - ORMANCI - CEMAL KAKKAÇ

Rahmetli Tahir Erdinç Usta’nın “Ormancı” adlı türküsünü, radyoda veya televizyonda dinlediğim zaman, bu eserin sanki sahibiymiş gibi Nazmi Yükselen ile birlikte anons edilmesi zoruma gidiyordu. Oysa bu yörede herkes, eserin Tahir Usta’ya ait olduğunu bilir. Gelecek kuşakların bilmesi ve doğru aktarılması adına 15.01.2015 geçen Perşembe günü, Tahir Usta’nın son çırağı Cemal Kakkaç Abimizle Belen Değirmeni’nde söyleşi yaptık. Belgesel hazırladık.

TAHİR ERDİNÇ USTA  - ORMANCI - CEMAL KAKKAÇ
 İlk önce evinde Gazeteci Mustafa Aktaş ile röportaj yaptık. Sonra Belen Değirmen’inde, Tahir Usta’nın yeğeni Zübeyir Erdinç, Müzik Öğretmeni Özay Çalış ve İşletme sahibi Hasan Şimşek ile beraber belgeseli hazırladık. Tek eksik Mehmet Topçuoğlu kardeşimizdi. İşi çıktı, gelemedi. Gelecek günlerde umarım ekibi tam olarak kurarız. Kamera çeki ve söyleşi sırasında Gazetemiz Demeç’in muhabiri Burak Kuş kardeşimiz geldi. Cemal Kakkaç ile Ustasının 60 yıllık bir gecikmenin resimlerini çekti. Daha sonra 5 kişi, Pisi –Yeşilyurt mezarlığına giderek, hem Tahir Usta’yı hem de eşi Zariye Hanım’ı ziyaret ettik. Çırak Usta buluşması duygu yoğunluğunda gerçekleşti. Hayır ve dualarla ayrıldık. Değirmene döndük ve söyleşiye başladık:

Turgay Mutlu: Cemal Bey, kendinden söz eder misin? Kaç yılında nerede dünyaya geldin?

Cemal Kakaç: Deştin Köyü’nde 1934 yılında dünyaya geldim. 81 yaşındayım. İlkokulu 3 sene köyümde okudum. Deştin’den yeni taşınan ustamı aradım. Yatağan’da olduğunu öğrenince sevindim. Odun satmaya gidenlerle birlikte yaya giderek Tahir Usta’yı buldum. Tam 13 ay çıraklık ettim. Bana cümbüş çalmayı öğretti.

T.M: Nasıl öğrendin? Notalı mı yoksa doğaçlama mı?

C.K: Nota bilmeden el alışkanlığıyla öğrendim. Ustam gözlerimi bir bez parçasıyla yani çapıtla bağlardı. Neden bağlıyon usta dediğimde; “telleri bastığını görmeni istemiyorum. Onun için bağladım. Yoksa hiç öğrenemezsin ’’ dedi. 11 yaşında bir çocuktum. Kabiliyetim vardı. Müzik tutkusu bende had safhadaydı. Çok seviyordum. Öğrenmeye hevesliydim. 13 ay evinde yattım kalktım. Akşamları ocağın önünde cümbüşü elime verir ‘’hadi tıngırdat bakalım’’ derdi. Kendisi iyi nota bilirdi. Kalın bir nota kitabı vardı. Açar açar bakar deftere bir şeyler yazardı. Sonra o kitabın ve defterin kaybolduğunu duydum. Yüzün üstünde eseri vardı. Keşke kaybolmasaydı da eserleri günümüzde okunsaydı. Zariye Yengem makamın düzenlemesini yapardı. Söz yazardı. Yani güftesinde yardımcı olurdu. Rahmetli beni çok severdi. Çamaşırlarımı yıkar yemeğimi yapardı. Ben de Zariye Yenge’ye su taşır, bağ bahçe işinde yardım ederdim. Omarağalar’ın evinin olduğu yerde büyük bir evde kalırdık. Nota öğrenmeden yanından ayrıldım.

T.M: Peki keman çalmayı nasıl öğrendin?

C.K : Usta’dan ayrıldıktan sonra ilk çırağı, dayım Ahmet Ali Tozak ile ekip olduk , takım kurduk. Düğünlere gide gele ve kendi yeteneğimle keman çalmasını öğrendim. Kimse göstermedi. Ahmet Ali Dayım, benden önce Deştin Çayındaki ustamın işlettiği değirmende öğrenmiş. Yarbaşı denilen ve yukarıda yan yana olan iki değirmeni ustam çalıştırmış. Rum Yorgi ‘den kalmaymış.

T.M : Başka neler hatırlıyorsun o günlerden? Çırak yetiştirdin mi?

C.K : Ustamın oğlu Saip vardı. Babasından çekinirdi. Müziği çok seviyordu. Gizli gizli bizi izlerdi. Babası müzisyen olmasını istemiyordu. Çünkü bu işin eziyetini bildiğinden oğlunu uzak tutmak istiyordu. O da rahmetli oldu ya, dedim Saip ben sana öğreteceğim. Cümbüş çalmasını öğrettim. Çabuk kavradı. Babası sonra öğrendi ve ses çıkarmadı. Sakin munis bir adamdı. Daha sonra düğünlere giderken Saip’i de yanımıza alıyorduk. Kardeşlerim; Mehmet, Kazım, Ali ve amcaoğlu Necati’ye cümbüş ve keman çalmayı ben öğrettim. Ha bir de Topal Memed’i ben yetiştirdim. Mehmet Kızıl’ı bilirsin. Gakgeçler olarak hep beraber düğünlere giderdik. İnce çalgı denilince ilk akla gelen bizdik.

Bir gün Çine-Akçova’ya oğlan düğününe gittik. Orada Ustama yok şunu çal , yok bunu çal diye eziyet ettiler. Kendi aralarında gelen davetliler kavga çıkardı. Sakin bir kişiliği olan Ustam , kemanını yere attı. Ben henüz 11 yaşında bir çocuğum, haliyle korktum. Düğün sahipleri ortalığı yatıştırdı. Ustamdan özür dilediler. Yalvardılar, yakardılar sonunda ikna ettiler. Ustam da hiç bir şey olmamış gibi kemanını yerden aldı ve yeniden içli içli çalmaya devam etti.

Bizde anı çok. 70 Yıllık meslek hayatımda birçok anım var. Yine Ustam’la bir gün Köyceğiz’e düğüne gittik. Oranın değişik bir adeti var. Çıtırmağı bir çıkının içine sarıyorlar ve uzun bir sırıkla dut ağacının yüksek bir dalına asıyorlar. Çıtırmak çıkınını kapmak için gençler, bir hayli atlayarak zıplayarak uğraştılar. En sonunda uzun boylu yakışıklı biri kaptı. Oyunu kazandı. Biz de kazanan genç’i kutladık. İstediği oyunu arkadaşlarıyla beraber oynaması için çaldık, söyledik. Mükafatı hak etmişti.

T.M : Cemal Abi , ben seni çocukluğumdan , Rahmetli Babam Berber Cemil’in berber dükkanından beri tanırım. Sizleri Yatağan’da yerel ağızla, şiveyle gakgeçler diye bilirler. Biraz o günlerden konuşalım. Ne anlatmak istersin? Beni çıkarabildin mi?

C.K: Seni nasıl tanımam. Ben ve kardeşlerim hep babandan traş olurduk. Baban muteber bir kişiydi. Allah rahmet eylesin. Bizim ve civarın asker mektupları sizin berber dükkânına gelirdi. Düzenlerimizi, enstrümanlarımızı ya sizin dükkâna ya da Terzi Ali’nin terzi dükkanına koyardık. Asmalı gavede veya Çete Mıstık Dayı’nın gavesinde müşterilerle buluşurduk. Çayımızı, kahvemizi içerken bir yandan pazarlığımızı yapardık. Sonunda mutlaka üç aşağı beş yukarı anlaşırdık. Mehdi Usta veya Kocabıyık’ta yemeğimizi yerdik. Her Çarşamba mutlaka Yatağan Pazarına gelirdik. Ne güzel günlerdi o günler….

Yatağan ve Muğla civarının yüzde sekseninin düğününü biz yapardık. Allah rahmet eylesin. Ustam sayesinde meslek sahibi oldum. Bayır’da ev yaptım. Üç oğlan okuttum. Onları evlendirdim. İş güç sahibi ettim. Eşimi 5 yıl önce kaybettim. Kolum kanadım kırık. Allah rahmet eylesin. İyi bir eşe sahiptim. Şimdi oğlanlar ve gelinler bakıyor. Allah razı olsun hepsinden.

T.M : Tahir Usta ‘yı beste yaparken gördün mü?

C.K : Aynı evde kaldığım için beste yaparken çok gördüm. En başta Ormancı, Alaşar Türküsü, Çakır Memed Türküsü, Gurucovanın Çamları, Tütüncü Kızı, Osman Bey, Karaova Düğünü ve Adem Kardeş Türküsü onundur. Hem bestesini hem güftesini o yapmıştır.

T.M : Cemal Abi, peki bunu Nazmi Yükselen ‘in sahiplenmesine ne dersin?

C.K : Hiç öle şey mi olur canım. Tamamen yanlış bir vaka. Zaten kitap ve defter kayıp. Kimsenin günahını almayalım ama şüphe uyandırıyor. Dolaylı olarak birilerinin eline geçmiş olabilir ama bu bilinen 20 - 25 eser Tahir Erdinç Ustamındır. Geride kalanlar ne oldu? Bunu hep merak ederim. Ustam’ın ölümünden bir süre sonra oğlu Saip’e sordum, ‘Notaları nerde?’ diye. O da Çine’deki bir otelde kaybolduğunu söyledi. Üzgünüm ama durum bu dedi.

T.M : Cemal Abi kendi besten var mı?

C.K : Kendi bestem yok. Düşünsem üstüne varsam yapardım. Öyle bir isteğim olmadı. Zor iş biraz. Herkes beste yapamaz. Bu bir yetenek meselesi.

T.M : Abi başka anıların varsa anlatır mısın?

C.K : Bozdoğan—Altıntaş Köyüne kardeşlerimle düğüne gittik. Oğlan düğünüydü. Çok kalabalık vardı. Gençlerin hemen hemen hepsinin elinde silah var. Oyun arası ve bitiminde mütemadiyen silahları ateşliyorlardı. Biz alışıktık. Hoparlörlerimiz bataryalıydı. Birden bir ün bir elamat oldu. Hoparlörden cerayan çarptı sanıyla birisi öldü diye bağırıyorlardı. Meğersem sarhoşun biri kaza kurşunuyla ihtiyar birini vurmuş. Sonra hoparlörden seken mermiyle vuruldu ve öldü dediler. Hava hoparlörü bataryalı olduğu için mümkün değildi. Biz hemen eşyalarımızı , düzenimizi topladık, kaçtık. Belayı ucuz atlattık.

T.M : Askerliğini nerede yaptın? Askerde müzisyenlik yaptın mı?

C.K : Askerliğimi Burdur—Tefenni’de motorlu topçu taburunda yaptım. Ordu evi yoktu. Yemekhanede Vural arkadaşımla beraber hafta sonu eğlencelerinde asker arkadaşlarımızı eğlendirirdik.

T.M : Köylerde sizden başka düğün eden çalgıcılar var mıydı?

C.K : Vardı . Ustamın ekibinde gözlüklü Hasan ve eşi Behice Abla vardı. Hasan Abi İzmirliydi.Çok güzel keman çalardı. Behice Abla cümbüş çalıp, şarkı söylerdi. Bir de Nebiköylü Zurnacı Muhammet vardı. Zurna sesiyle gelen davetlinin ismini çıkartır onu hoş bir şekilde karşılardı. Onlar büyük bir ekipti. Hepsi kendi dalında ustaydı. Büyük sanatçılardı. Allah rahmet eylesin. Hepsi öldü gitti. Arkalarından ne güzel ne iyi insanlardı diye konuşuyoz baksene….

T.M : Peki düğünlere giderken hangi araçları kullanıyordunuz?

C.K : At arabası ve çiple giderdik. Şimdiki gibi vesait çok yoktu. Arabanın çıkmadığı daha doğrusu çıkamadığı yere yaya giderdik. Burdan Çine’ye yayan gittiğim çok olmuştur. Kör Alim’in cibi ve Leyne’li Arif Ali’nin kaptı kaçtısı vardı. Onlarla giderdik.

T.M : Müzik aletlerini nereden satın alırdınız?

C.K : İzmir ve Aydın’dan , Muğla’da bulamadığımız zaman getittirirdik. Muğla’da Saatli Kulenin olduğu yerde Çaçeron ‘un dükkanı vardı. Ondan alırdık. Kafası çalışan zeki bir adamdı. Tahir Ustam kemanını kendisi yapardı. Marangozluk sanatını iyi bilirdi. Yatağan’daki evinin altında atölyesi vardı. Çok güzel oyuncaklar yapardı.

T.M : Cemal Abi , Usta’nın yaşayan son çırağı sensin. Umarım uzun yıllar daha yaşarsın. 81 yaşında olduğunu biliyoruz. Senin ağzından çıkacak her kelime Tahir Usta’nın eserlerini yazılı ve görsel belge olarak kabulünü sağlayacak. Şu an her kelimen bizim için altın değerindedir. Son kez soruyorum, başta ‘’ORMANCI’’ olmak üzere yukarıda yazdığımız eserlerin bestesi ve güftesi kime aittir?

C.K: Ustam, Tahir Erdinç’indir.

T.M : Cemal Abi bunu teyid ettiğin , tastiklediğin için teşekkür ediyoruz.

Bu söylediklerin tarihe geçecektir. Gelecek kuşakların kafasında olumlu yer edecektir. Tüm bunları şimdilik hem görsel hem de yazılı olarak kayıt altına aldık. Söyleşimiz kitaplara geçecektir. Kamera kayıtlarından da belgesel hazırlayacağız. 

C.K : İnşallah dediğiniz gibi olurda Ustanın kemikleri sızlamaz.

T.M : Maşallah çok iyi görünüyorsun. Çıra gibisin derler ya! Sesin yerinde. Az önceki müzik ziyafetinle bizi eskilere götürdün. Çok sağol. Bu formunu neye borçlusun?

C.K : Her sene haziran ayının ilk haftasında Göktepe—Gökçukur mevkisinde kamp kurarım. Çamların temiz havasını 3 ay boyunca ciğerlerime çekerim. Sigara kullanmam. Arada bir iki duble rakımı içerim. Ayrıca müzik hayatımın bir parçası olduğu için beni diri tutuyor. Müzik ruhun gıdasıdır, diye boşuna dememişler. Müzik beni canlandırıyor.

T.M : Az önce seni dikkatlice izledim. Keman çalarken kemanı mikrofon gibi kullanıyordun. Bu senin tarzın mı?

C.K : Evet bu benim tarzım. Bunu zamanla alışkanlık yaptığım için farkına varamıyorum. Dinleyenler farkına varıyor.

T.M : Mezarlık ziyaretinde çok duygulandın. Hislerini anlatır mısın? Usta’nın en çok hangi eserini seversin?

C.K : Her ikisinin ruhu şad olsun. Eski günler gözümün önünden geldi geçti. Sizler bizi 60 yıl sonra buluşturdunuz. Bahtiyar oldum. Sağ olun , var olun. Usta’mın ‘’Osman Bey Gider Geyik Avına’’ adlı türküsünü çok severim. Her düğünde çalar, söylerim.

T.M : Cemal Usta , son sözlerini alalım. Eklemek ve söylemek istediğin ne varsa söyle. Bizleri aydınlattığın ve bilgilendirdiğin için çok teşekkür ediyoruz. Usta’nın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Sana da uzun ömürler dileriz.

C.K : Asıl ben teşekkür ederim. Bir gün aynı ekiple Mehmet Topçuoğlu’nu alalım, Deştin’e Usta’nın işlettiği değirmene gidelim. Orada Usta’nın türkülerini okuyalım. Anısını yad edelim. Sizleri ayrıca Göktepe’ye davet ediyorum. Onurlandırırsanız sevinirim. Oradaki yaşantımı bir görün. Bir de Belediye Başkanı Hasan Haşmet Işık’a selamımı söyleyin. O beni iyi tanır. Tahir Ustamın kemanlı heykelini şehrin güzel bir yerini yaptırırsa memnun olurum. Yatağan’a yakışan bir heykel olacağını inanıyorum. Ustam, Yatağan’la bütünleşmiştir. Çok ilgi görür. Benim diyeceklerim bu kadar. Hepiniz sağ olun….

 

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2015, 10:48
YORUM EKLE
YORUMLAR
tahirerdinç
tahirerdinç - 5 yıl Önce

o benim dedemdi ve saip benim babam muazez annemdir ablam zerrin herseyi ortaya koyduğunuz için tesekkür ederim

Birol koç
Birol koç - 6 yıl Önce

Ağzına sağlık dayım

levent sari
levent sari - 5 yıl Önce

Agzina saglik cemal amcam

SIRADAKİ HABER

banner68