21 Temmuz 2017 Cuma

Patoz makinesine kapılan çiftçi hayatını kaybetti

Türkiye’de özel okulculuğun gelişmesini sağlayan Yatağanlı Eğitimci Mehmet Turgutoğlu

Eğitim ve öğretim ülkemiz için çok önemlidir. Okuma oranı Cumhuriyet sonrası hızla artsa da bazı aksaklıkların, yavaşlamaların olduğu gün gibi aşikârdır. Milli Eğitimin sıkça siyasi olarak kazaya uğradığı günümüzde okul açığını, özel okulların açılmasıyla ve çoğalmasıyla giderildiği de malumdur. Yatağan’ın öz evladı, çocukluk ve okul arkadaşım Mehmet Turgutoğlu, Türkiye’nin özel okul açığını eğitim camiasında ilk görenlerinden biridir. Özel okulların açılması ve gelişmesi için çok çaba sarf etmiştir. Onun bu çabasına çok yakın bir arkadaşı olduğum için şahidim. Arkadaşımla gurur duyuyorum ve her daim destekliyorum. Açtığı her okul ilim ve bilim ışığında, ülkemiz adına da bir övünçtür. Röportajı İstanbul’daki evinde yaptık.

04 Nisan 2016 Pazartesi 19:51
Bu haber 2953 kez okundu
Türkiye’de özel okulculuğun gelişmesini sağlayan Yatağanlı Eğitimci Mehmet Turgutoğlu
Foto galeriye git

 Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Mehmet Turgutoğlu: 20.9.1957 Tarihinde Yatağan’da doğdum. Doğduğum gün ay tutulmuştu.

T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?

M.T: Baba tarafından Turgutlar diye bilinir, Anne tarafım Hacıhaliller Sülalesi diye anılır.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?

M.T: Kılıç kalkan, Futbol oynardık. Çember çevirme ve telden araba yapar sürerdik.

Çocukluk arkadaşlarım Turgay Mutlu, Onur Günay, Erdoğan Kızıldağ, Mustafa Can, Mehmet Kaplan

Birol Can, Mehmet Can, Muhammet Akbaş, Şeref Toplu, Ali Kuzu, İskender Uysal amcaoğullarım Cihat ve Necdet Turgutoğlu idi.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz, Müdürünüz ve arkadaşlarınız kimdi?

M.T: Kıbrıs İlkokulu’nda okudum. İlk öğretmenim önce Serpil Uzun’du. İlk yılımızda rahmetli oldu. Geçici olarak Sadet Kemiksiz Öğretmenim 1 yıl okuttu. Sonra Ulviye Yüksel Öğretmenimle birlikte İlkokulumu tamamladım. Okul müdürümüz komşumuz Mehmet Aydın Öğretmenimizdi. İlkokuldaki sınıf arkadaşlarım Turgay Mutlu, Onur Günay, Mehmet Kocabıyık, Ömer Toksöz, Hale Arda, Feriştah Çetik, Yusuf Erdoğan, Nevraz Şimşek, İlkay Toplu, Mustafa Çelik, Güler Can, Kenan Soytürk, Kazım Zeybek, Bülent Göka, Yakup Çakır, Fatma Bozyel, Gül Koç, Ayşe Bozyel, Mehmet Kumaş, Tennur Metin, Şaduman Ersoy, Mehmet Çakar, Dudu Alan, Haydar Can, Gönül Turan, Hüseyin İri, Hacer Karataş, Behice Ergenç ve Ümran Ateş idi.

T.M: İlkokul anılarınızda paylaşmak istediğiniz var mı ?

M.T: İlkokulda ‘’Haydi—Heidi’’ piyesinde Doktor rolünü oynuyordum. Oyun günü arkadaşlarımla Atatürk İlkokulu bahçesinde barfikste sallanırken elimin boşa çıkması sonucu burun üstü düştüm. Burnum seyircileri güldürecek kadar şişti ve o vaziyette oyunda rolümü oynadığımı hatırlarım.

İlkokulda arkadaşım Turgay’ın öncülüğünde Pınar Dağı’na giderek suyun başında sıkça piknik yaptığımızı ve doğada bulunan canlıları keyifle keşfe çalıştığımızı hatırlıyorum. Ayrıca Yatağan’ın kurucusu Ahi Ebubekir’in mahallemizdeki mezarını sıkça ziyaret eder “Dede Aşı” yemeklerini yediğimizi unutamam.

T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?

M.T: Yatağan Ortaokulu’nda okudum. Öğretmenlerim Tekin Bali, Ahmet Akşit, Mehmet Gezen ve Müdürümüz Kadri Gürhan’ı hiç unutmam. Öğretmenlerimle dostluklarımı ileriki hayatımda da sürdürdüm. En çok okul Müdürümüzün Türkçe dersindeki sözlü yoklamaları eğitim hayatımın en keyifli anlarıydı. Daima sözlü yoklamalarda ünlü yazar ve şairlerin hayatlarını anlatmamızı isterdi. Ancak bir arkadaşımızın sözlüsü bittikten sonra “Hocam bende geçen ders Yakup Kadri’nin hayatını anlatmıştım. Bana 6 vermiştiniz” diyen bir sınıf arkadaşımıza bu notu vermesi sınıfın yöntemi haline gelmesi bize keyif verirdi. Bize güvenirdi ama çocuk aklımızla bundan çok keyif alırdık. Fransızca öğretmenimin bana verdiği özgüveni unutamam. Hem ilkokulda hem de ortaokulda okulun başarılı öğrencileri arasında eğitimimi Yatağan’da tamamladım.

T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?

M.T: Liseyi yatılı okul sınavlarını kazanmam nedeniyle Adana İsmet İnönü Yapı Meslek Lisesi’nde okudum. 13-14 yaşı aralığında Adana’ya yatılı okul öğrencisi olarak gittiğimde değişik bir çevrede farklı kültürde sert bir disiplin ortamında okudum. 1971-1974 yıllarında Türkiye’de akademik, mesleki, sanatsal, sportif ve tesis anlamında en güzel yıllarımdan biriydi. Yatılı okul arkadaşlığı sevgisi, paylaşım anlayışı, kolektif hareket ve disiplini burada en üst düzeyde almış oldum. Meslek lisesinden mezun oluşumuzun 40.yılında Adana’da arkadaşlarımla yıllar sonra bir araya gelmem beni ayrıca sevindiren müstesna bir anımdır.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

M.T: Ankara’da Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’nda okudum. Okulu 2. olarak kazandım. O yıl ilçemizden sadece benim çevremden, benimle beraber 3 kişi kazanmıştık. Akın Gürpınar arkadaşım Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ni ve Jale Yücel Hanım Isparta Eğitim Enstitüsü’nü kazanmıştı. Yüksekokul öğrenciliğimiz büyük zorluklarla geçti. Kalma yeri sorunları, okullardaki siyasal eylemler ve kavgalar ortamında her ne kadar olaylardan uzak kalabilmek isteğim olsa da, o dönem her öğrenci gibi bende güçlükler içinde okudum. Yüksekokul hayatımdaki en önemli kazancım değerli Öğretmen arkadaşım Kıbrıslı Sayın Hasan Kemal’dir. Onun dostluğunu ve arkadaşlığının tadını her zaman keyifle anarım. Fakülte bölüm başkanımız sayın Orhan Özdoğanların bende emeği çoktur saygıyla anarım.

İlk görev yaptığım Edirne’de Mühendislik Fakültesi’nde yapı malzemesi dersi vermek üzere girişimlerimi gerçekleştirmek üzereyken 12Eylül Askeri darbesiyle engellenmiş olmam hayatımın makas değiştirmesine neden olacak kadar önemliydi. Okulu bitirdikten sonra atama kura çekimimi hiç unutamam. Kurada atama yerleri olarak Ankara’dan batıda sadece Edirne ili kurası vardı. Diğer atama illerinin tamamı doğu illeriydi. Kura sırası bana geldiğinde kura torbasının başında rahmet hocam Mehmet Çakırel vardı. “Mehmetçiğim kurada batı ili olarak sadece Edirne var. Haydi oğlum şurayı çek” dedi. Ve ben kurada Edirne’yi çektim. Hayatımın kurasını çektim. Sevgili eşim Nurcan Turgutoğlu Hanımefendiyi de çekmiş oldum. Eşimle burada tanıştık. En şanslı kuram bu olsa gerek.

T.M: Askerliği nerde ve ne zaman yaptınız?

M.T: Erzincan’da 4 aylık kısa dönem olarak 59. Topçu Tugayı’nda yaptım. Ayrıca hayatımda özel bir yeri olan sevgili arkadaşım ve kardeşimden öte Sayın Turgay Mutlu’nun düğün törenine kalmak için iznimi 1 gün uzatınca askerde ceza alıp geç terhis olduğumu anımsarım.

T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?

M.T: Askerden önce geçici olarak Maden Tetkik Arama ve Turizm Bakanlığı’nda çalıştım. Askerden önce Edirne’de Öğretmen olarak çalıştım. Askerden sonra Denizli-Çal ilçesinde 6 yıl çalıştım. Sonra kendi isteğimle İstanbul ilinde Mesleki ve Teknik Liselerde Öğretmenlik ve İdarecilik yaptım. 2003 yılında emekli oldum. Emekli olmama özel bir kolejden müdürlük teklifi almam nedeniyle karar verdim. Burada benim için önemli anım; Kolejin ilköğretim Müdiresi Sayın Seldane Öceli öğretmenimizle birlikte lise müdürü olarak 2 Yatağanlı aynı kurumda yöneticilik yapmamdı. Daha sonra Mektebim Kolejlerinin kuruluşunda Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasında en üst yönetici olarak, görev alanımı sürdürdüm. Bu görevim sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığım Altınbaş Holdinge bağlı Vega okullarından teklif almam sebebiyle bu kolejlerin kurulması ve çoğaltılması görevini sürdürmekteyim.

T.M: Ne zaman evlendiniz?

M.T: Anaokulu öğretmeni olan eşim Nurcan’la 1982 yılında evlendim. Eşimin ailesinin Almanya’da yaşıyor olması nedeniyle kız istemeyi dedesi rahmetli Sayın Şükrü Gökkaya’dan yapmıştım. Tek başıma kız istemiştim. O dönem Türkiye genelinde yağan aşırı kar ve soğuk nedeniyle üşütüp hastalandığımı anımsarım. Eşim eski atlet olup 400 metrede Türkiye dereceleri olan bir sporcudur.

T.M: Çocuklarınız var mı? Çocukların durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı?

M.T: İki kızım var. Büyük kızım Ayperi işletme fakültesi mezunu olup İngilizce ve Almanca bilir. Ayperi’den Dora ismin bir torunum var. Küçük kızım Aslı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk Doktorluğu Uzmanlık Eğitiminde olup Askeri Doktor Sercan Yılmaz ile evlidir. İngilizce bilir. Efe isminde bir erkek torunumda bu kızımdan var. Çocuklarımı ve torunlarımı çok seviyorum.

T.M: Politikayla uğraştınız mı?

M.T: Politik bilincim öğretmen olarak görev başlamamdan sonra gelişti. Töb-Der üyesi ve temsilcisi olarak Trakya bölgesinde görev almakla politik uğraşımın başlangıcı oldu. 12 Eylül askeri darbesinden sonra 1 yıla yakın tutuklu kaldım. Beraat ettim. 12 Eylül’den sonra kurulan Öğretmen Sendikası Eğit-Sen üyesi olarak emekli oldum. Şuan İstanbul-Beylikdüzü CHP üyesiyim. Atatürk’ün partisinde ulusal değerlere bağlı, emeği en üstün değer gören, insanlar arasında eşitsizliğin kaynağın kurutulması için politik bilincimle uğraş veriyorum. Buradaki politik duruşumuzun Anti Emperyalist olmalı diye düşünürüm. Önce VATAN-BAYRAK-EMEK anlayışı olmalıdır. Çünkü Anti Emperyalist olmadan ne Halkçı, ne Milliyetçi, ne Dindar olmanın bir anlamı olmayacağı düşüncesini taşıyorum. Ülkemizin zenginliklerini koruma duruşu sergilemeden politik bir fikir üretmenin bir değeri olamaz.

T.M: Hangi tür kitaplar okumayı seversiniz?

M.T: Cumhuriyet dönemi aydınlarını keyifle okurum. Sabahattin Ali, Aziz Nesin gibi tarih araştırmacılarının kitaplarını keyifle okurum. Soner Yalçın, İlber Ortaylı ve Yalçın Küçük’ün araştırmalarını merakla okurum. Keyifle Yılmaz Özdil okurum. Dış politika yazıları benim için çok önemlidir. Dünyaya dışarıdan bakarak Ülkemizi de değerlendirmenin gerektiğine inanırım. İstanbul’a atandığım yıllarda kitap satış işi ile uğraşmam nedeniyle Büyük Çekmece, Beylikdüzü ve Mimar Sinan bölgesinde bulunan her eve kitap girmesine vesile oldum. Bu konuda bu fırsatı yaratan arkadaşım Leyneli (Turgut) Say yayınlarının ortağı Sayın Mehmet Ali Uçar’ın desteğini unutamam.

T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

M.T: Şu anda profesyonel bir işim var. Özel okul kurma işi ile uğraşıyor, Türkiye’nin muhtelif illerinde okullar açıyorum. Günlük olarak 5 saatim trafikte geçiyor. İyi bir futbol izleyicisi olarak maç izlemek, iyi yemekler keşfedip tatmak, dostlarımla günlük haberleşmek, torunlarımdan haberler almak günlük yaşantımı kapsıyor. İstanbul Muğlalılar Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim. Derneğimizin İstanbul’da yaşayan Muğlalıları bir araya getirmek, Muğla kültürümüzü yaşatmak, öğrencilerimize burs vermek ve iş arayanlara yardımda bulunmak konusunda elimden gelen yardımı yaptığımı iyi biliyorum ve mutlu oluyorum.

T.M: Mehmet Turgutoğlu kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

M.T: Mehmet Turgutoğlu önce iyi bir insan, eş, dost, baba ve dededir. Duygusal biridir. Başak burcudur. Ayrıntıcıdır. İş disiplini yüksek biri ve görev insanıdır.

T.M: Şu anda hayalini kurduğunuz mesleğimi yapıyorsunuz?

M.T: Hayalimdeki işi yapıyorum. Özel okullar kuran geliştiren ve denetleyen keyifli bir işim var.

T.M: Şu andaki işinizdeki başarıyı neye borçlusunuz?

M.T: İşimdeki başarıyı;

a- Kişisel gelişimime dair aldığım eğitimler

b- Okumak araştırmak

c- İyi bir iletişimci olmam

d- İşini seven, iş yerini seven, öğrenmeyi seven biri olmam

e- En önemlisi güven veren adaletli olmam olduğunu düşünüyorum.

T.M: Şu andaki işiniz nedir?

M.T: Ülkemizin eğitim sistemi devlet okulları ve özel okullar olarak iki ana kol üzerine yürütülmektedir. Ülkemizdeki özel okullar %8’lik bir orana sahip olmakla birlikte, devlet okullarındaki yetersizlikler (eğitimin kalitesi, temizlik, güvenlik, yemek ve servis gibi nedenler başta olmak üzere öğrencinin bir kişilik olduğu ve çok değerli olduğu olgusunun yeterince önemsenmemesi) nedeni ile özel okula olan ihtiyaç hâsıl olmaktadır. Bu eksikliği özellikle maddi gücü yüksek olan aileler gördüklerinden özel okula yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Devlet okullarında yeterli yabancı dil eğitimi ile sanatsal, kültürel ve sportif anlamda çocuklarımızın kendilerini ifade edemeyeceği işleri bu ihtiyacı besler olmaktadır. Her aile çocuğun kaliteli eğitim alması için varını yoğunu seferber ettiği günümüzde çağdaş özel okullar kurmakta önem taşımaktadır. Bu ihtiyacın ben okul arsası bulma, okulun standartlara göre inşasının gerçekleşmesinin, ruhsatlandırılmasının, okul eğitim ve yönetim ekibinin oluşturulması ve sürdürülen eğitimin denetlenmesi süreçlerine görev almaktadır.

T.M: Çalışma hayatınızda prensip ve olmazsa olmaz dediğiniz kurallar var mı?

M.T: Dürüstlük, güvenilir olma, sorumluluk ve alan bilgisi olmadan iş hayatı sürdürülemez. Eksiklikleri tamamlama arzusu kabul edilir. Öğrenmek istememek kabul edilemez. Ayrıca çok sayıda dürüst insan var ama iş hayatı zeki insana ihtiyaç duyar. Bunu gençlerimiz bilmesinde yarar var.

T.M: Hobileriniz var mı?

M.T: Kitap, (kişisel gelişim), yürümek, maç izlemek benim hobimdir.

T.M: Hedefinize varırken yaşadığınız zor durumlar oldu mu?

M.T: Araştırma yapmak hedefe ulaştırır diye düşünüyorum. Zorlandım ama pes etmemeyi öğrendim.

T.M: Başarınızda ailenizin rolü nedir?

M.T: Sağlıklı düşünen, destekleyen ve anlayan bir eşim var. Ona yürekten teşekkür ederim. En zor dönemlerimde hep danışmanım oldu. Bu destek beni her zaman güçlü kıldı. Başarımı eşime borçluyum. Çocuklarım iş hayatımda hep anlayışlı oldular. Küçücük halleriyle ailemiz için uğraştığımızı anlamaya çalıştılar. Onlara da teşekkür etmem gerekir. Çocukluğumda ailemizin işlettiği yazlık sinemada aldığım görevler özgüvenimi arttırdı. Anonsları ben yapardım. Bu hitabet gücümü geliştirdi. O yıllarda sosyal ve kültürel ihtiyacımız sinema idi ve ben bunun önemli bir parçasıydım. Bu benim için kendimi geliştirmede büyük bir fırsattı. Rahmetli amca Hamdi Turgutoğlu ve babam Osman Turgutoğlu’na bana inanıp güvenip sorumluluk vererek beni geliştirdikleri için minnettarım.

T.M: Aydın kişi kime denir?

M.T: Aydın kişi önce okumalı, çalışmalı, üretmeli, değişimci ve eleştirici olmalı. Vatanını sevmeli, emeği en yüce değer görmeli. Alın teri yeryüzünde vatan kavramı ile eş değerdir. Anti Emperyalisttir.

T.M: Ülke olarak dünya çapında işler başarabilmek için neler yapmalıdır?

M.T: Türkler okumalı, çalışmalı. Ar-ge kurmalı. Milli kaynaklarımızı kendimiz kullanmalıyız. Birbirimizi sevmeliyiz. Vatanseverlik çok çalışmakla, üretmekle ve aydınlanmayla olur.

T.M: Muğla denince aklınıza ne gelir? Sizdeki çağrışımı nedir?

M.T: Tabi ki Yatağan gelir. Sıcak ve samimi insanlarımız gelir. Herkesi kucaklayan, kimseyi ötekileştirmeyen dost insanlardır. Çocukluğum, Vatanımdır. Hacıhaliller Sokağı, Ahi Sokak, Alkoçlar Harımı(bahçesi), Kötekler Harımı, Dede Yanı, Yatağan eski parkı gelir. Önce can dostlarım arkadaşlarım da gelir aklıma. İskender Uysal, Davut Çetinkaya, Mehmet Alsan, Sadettin Özbek, İsmail Alper, rahmetli Mustafa Can, rahmetli Tevfik Özsoy, rahmetli Mehmet Emin Uysal, Alirıza Sökmen, Ali Demirel, Kemal Özler, Ergün Alpözen, Mehmet Koşar, Mustafa Tığ, Alirıza Yılmazsoy, Nahit Selçuk, okul ve mahalle arkadaşlarım, tabii ki mahallemizin ağabeyi Belediye Başkanı Haşmet Işık gelir. Böyle sıcak, dost arkadaşlar nerede vardır. Yatağanlı olmaktan mutluluk duyuyorum.

T.M: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?

M.T: Sevgili arkadaşım bu röportajla kendimi ifade edebilmeme fırsat verdiğin için asıl ben teşekkür ederim. Yatağanlı hemşerilerime sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Haber Merkezi

banner19

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV