YATAĞANIMIZIN GURUR DUYDUĞU BİLİM ADAMI PEYAMİ CİNAZ

Profesör Doktor Peyami Cinaz, Akademik kariyerinin zirvesine bilgisi ve çok çalışması sonucu gelmiştir. Yatağan’ın ve yöremizin her daim gurur duyması gereken seçkin bir bilim adamıdır. Kendisini ortaokul döneminden beri tanırım. Benden üç yaş büyüktür. Canan Halamız, Cinaz Ailesine gelin gittiği yıllardan beri Peyami Beyi ve ailesini iyi bilirim. Köklü, hatırlı ve saygıdeğer bir ailedir. Eski Bozüyük Belediye Başkanı, mahalle arkadaşım, rahmetli Ahmet (Cinaz) Yüksel de Sadet Cinaz Amcamızın oğludur. Toprağı bol olsun. Peyami Bey, gençlik döneminde Muğla’da ilk Ülkü Ocağını Bozüyük’te kuran ve başkanlığını yapan kişidir. İdealist ve davasına sahip çıkan bir ülkücüdür. Tepeden inme, sonradan MHP’ye giren ve aday olan biri değildir. Ankara bürokrasisini iyi bilen ve siyasetini tanıdığı içinde Muğla’dan MHP aday adayı olması bizi sevindirdi. Umarız her şey yolunda gider ve seçilirse Yatağanımız’dan bir vekil çıkarırız. Yolu açık olsun. Başarılar dileriz.

YATAĞANIMIZIN GURUR DUYDUĞU BİLİM ADAMI PEYAMİ CİNAZ
 Peyami Bey ile önce Pınarbaşı’nda söyleşi yaptık, daha sonra Demeç Gazetesi’ne giderek nezaket ziyaretinde bulundu. Peyami Bey’i gelin biraz daha yakından tanıyalım:

Turgay Mutlu: Peyami Bey, ilçemize daha doğrusu memleketine hoş geldin. Kendini tanıtır mısın? Hangi tarihte ve nerede doğdunuz? Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?

Peyami Cinaz: Hoş buldum. 07.05.1954 tarihinde Bozüyük’te doğdum. Baba tarafım, Cinazlar Sülalesi diye bilinen Ali Cinaz’ın oğluyum. Anne tarafım, Yatağanlı Kasaplar (Özdemirler) sülalesinden Osman kızı Mediha Hanımdır. Adımı Dayım Fehmi Özdemir, Yazar Peyami Safa’dan esinlenerek koymuştur. İki kardeşiz. Abim Sadık Cinaz, Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu İzmir Bölge Müdürü olarak görev yapmaktadır. Ailemle gurur duyuyorum.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?

P.C: Okul öncesi çelik çomak, futbol, saklambaç ve körebe türü oyunlar oynardık.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?

P.C: Bozüyük İlkokulu’nda okudum. Müdürümüz kendi köyümüzden Süreyya Buğday’dı. İyi bir eğitimciydi. Disipline çok önem verirdi. Öğretmenim Mustafa Karadağ’dı. Tam gün eğitim alırdık.

T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?

P.C: Yatağan’da Ortaokulu okudum. Abdullah Gün edebiyat öğretmenimizdi. Namık Bey, tarih öğretmenimizdi. Yabancı dil (Fransızca) derslerimize Doktor Ünal Toksöz girerdi. Okul arkadaşlarım; Mehmet Şahbudak, Abidin Özmen, Ayhan Özdemir, Gülsiye Delibaş ve M. Ali Ceviz idi. Hatırlayamadıklarım kusura bakmasın. Abdullah Hoca’dan 9 almıştım, niye 10 alamadım diye çok üzülmüş ve ağlamıştım. ‘Neden ağlıyorsun?’ diye sormuştu. Bir daha çok çalış gelecek sefer 10 alırsın diye de gönlümü almıştı. O günü hiç unutamam.

T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?

P.C: Liseyi Muğla Turgutreis Lisesi’nde okudum. Ali Çakmak, Süleyman Soylu,  Mehmet İnce,  Nazif Kokgün, H.İbrahim Yiğit ve Cavit Tığ okul arkadaşlarımdı.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

P.C: Lisede okurken Toksözlerin damadı köyümüze sık ziyarete geldiğinde konuşurduk. Kendisi Yüksek Kimya Mühendisiydi. Ondan çok etkilendim. Yüksek Kimya Mühendisi olmak isterdim. Liseyi bitirdikten sonra Üniversite sınavına girdim. ODTÜ Matematik ve Ankara Hukuk Fakültesi’ne girmem için puanım yeterliydi. Aynı zamanda Hava Harp Okulu sınavına girdim. Onu da kazandım. Ama idealimde Yüksek Kimya Mühendisliği olduğu için hiç bir yere girmedim. Tekrar sınavlara, dershaneye gitmeden evde hazırlandım. Lise kitaplarını ve test kitaplarını önüme koydum, çalıştım. O yıl sınavlara girerek Türkiye’de 54. Oldum. En yüksek puan o dönem Hacettepe Tıp Fakültesiydi. Sadık Ağabey’im, beni oraya yönlendirdi. Ben yine iki yere ön kaydımı yaptırdım. Daha sonra iyice araştırınca Tıp okumaya karar verdim. Tıp Fakültesi, çok yoğun ve ağır eğitim verilen bir yer. Onun için günümün çoğunluğunu çalışarak geçirirken diğer zamanlarımda spor yapıyordum. Futbol ve tekvando sporuyla ilgileniyordum.

T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınıza nerede başladınız?

P.C: Tıp Fakültesini bitirdikten sonra ilk görev yerim, Afyon—Serban Sağlık Ocağı oldu. 3 ay çalıştım. İhtisas sınavlarını girerek Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve hastalıkları bölümüne asistan olarak başladım. 4 yıl asistanlıktan sonra Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığımı aldım. Asistanlık dönemimde yurt içi birçok kongreyi katılarak sunular yaptım. Ve yaklaşık 10 adet yurt içi yayınlarım oldu. Son yılımı da Başasistan olarak geçirdim. Buradaki görevimi bitirdikten sonra, kurayla Ankara—Nallıhan Devlet Hastanesi’nde göreve başladım. Nallıhan’a gelen ilk Uzman Hekim oldum. Burada 1 yıl sonra Nallıhan Devlet Hastanesi Başhekimi oldum.

T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?

P.C: Mecburi hizmetimi tamamladıktan sonra Erzurum Mareşal Çakmak Askeri Hastanesi’nde Çocuk Uzmanı olarak görev yaptım. Görevim bittikten sonra Denizli Devlet Hastanesi’ne görevlendirildim. Bu ara Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü yardımcı doçentlik sınavını kazanarak Denizli’de göreve başlamadan Adana’da göreve başlamış oldum. Adana doçentliğimi aldıktan sonra Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi olarak göreve başladım. Ve halen burada görevime devam ediyorum. 1997 yılında Profesör oldum.

T.M: Hızlı bir çalışma dönemi yaşamışsınız. Ne zaman evlendiniz? Eşinizi ve çocuklarınızı tanıtır mısınız?

P.C: 7.1.1984 yılında evlendim. Eşim Nilgün Hanım, Aydın—İncirliova’dan olup ev hanımıdır. Bu evliliğimden Pelin ve Ceren isminde iki güzel kızım oldu. Pelin, Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümünü bitirdi ve Aselsan’da çalışıyor. Ceren, TOBB Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdi.

T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

P.C: Çoğunlukla Üniversite Öğrenci eğitimi,  hasta muayenesi ve Akademik çalışmayla geçer. Saat 17.00 dan sonra Özel Muayenemde hastalarımı kabul ediyorum.

T.M: Akademik çalışmaların hakkında bilgi verebilir misiniz?

P.C: Asistanlık yıllarında başladım. Bu yıllarda başladığım yayınlarıma Öğretim Üyesi olduktan sonra hızla devam ettim. Ve 100 e yakın Uluslararası dergilerde yetmişe yakın Ulusal Dergilerde yazılarım, makalelerim yayınlandı. Çocuk Endokrin ile ilgili 3 kitabım, ayrıca bir çevirim mevcuttur. Ayrıca uluslararası ve ulusal 150ye yakın bildiri sundum.

T.M: İdari çalışmaların hakkında bilgi verebilir misiniz?

P.C: Pek çok görevlerim oldu. Üniversitede 3 dönem toplam 10 yıl Başhekimlik yaptım. Bir dönem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde 3 yıl Dekanlık yaptım. Bunların dışında Üniversitenin Satın Alma Komisyonu Başkanlığı, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, Gazi Hastanesi İSO Koordinatörlüğü ve Gazi Üniversitesi Kazalar Araştırma ve Önleme Enstitüsü Müdürlüğü yaptım. Son dönem Gazi Üniversitesi Rektörlük Seçimlerinde ilk üçe girmeme rağmen YÖK’te elendim.

T.M: Hangi tür kitapları seviyor ve okuyorsunuz?

P.C: Mesleğim gereği Tıp kitaplarını okurum. Ülkemizde ve dünyadaki tıbbi gelişmeleri yakından takip ederim. Tıp kitapları haricinde tarih, roman ve güncel siyasi kitapları okurum.

T.M: Hobileriniz var mıdır?

P.C: Sadece sporla uğraşıyorum. Tenis, futbol ve tekvando sporu yapıyorum. Ayrıca fırsat bulursam doğa yürüyüşü yaparak kendimi zinde tutuyorum.

T.M: Tıp dünyasıyla ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mıdır? Sağlık konusunda ülkemiz ne durumdadır?

P.C: Sağlık konusunda ülkemiz adına olumlu şeyler söylemek isterdim. Ancak ‘’görünen köy kılavuz istemez ‘’ misali pek iyiye doğru giden çalışmalar maalesef yapılmıyor. Hastanelerde hasta sayısının arttığını sevinen iktidarın, bununla övünmesini yanlış buluyorum. Bu övünülecek bir durum değildir. Aksine üzülmeliyiz. Hastalıklı bünyenin artması değil, azalması gerekir.

T.M: Hayatı bakış felsefenizi ve bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

P.C: Şu yaşadığımız olaylara baktığımızda karamsar olmakla beraber geleceğimizi,  gelecek nesiller için olumlu yöne değiştirebiliriz. Burada siyaset çok önemli... Ve bu dönem siyasete girmemdeki en büyük etken budur. Gelecekle ilgili değiştirebileceğim konularda etkin ve yetkin olabilmek için siyasete girdim.

T.M: Hayırlı olsun. Neden Milliyetçi Hareket Partisi?

P.C: Öğrencilik ve gençlik yıllarımda Ülkücü hareketin içinde yer aldım. Ve Muğla’da ilk kurulan Ülkü Ocağını Bozüyük’te biz kurduk. Ocağın, kurucu başkanı oldum. Kurucular arasında rahmetli Ahmet Yüksel kardeşimi özellikle belirtmek istiyorum. Ruhu şad olsun. Benden sonra Ahmet kardeşim başkanlığı devraldı. Bu yetiştiğim Ülkü Ocakları kültürünün siyasi yansıması olan MHP’ sinden aday olmamın ana nedenidir.

T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

P.C: Gelecekle ilgili çok umutluyum. Özellikle 7 Haziran seçimleri bu noktada belirleyici olacak. Aday olduğum MHP herkesi şaşırtacak şekilde oy alarak ülke yönetiminde yer alacaktır. MHP’nin güçlü kadrolara sahip olması bunun en önemli ispatıdır. Bizlere burada düşen görev vatandaşlarımızı MHP iktidar olabilecek güçte ve ülkeyi yönetecek kadroya sahip olduğunu anlatmaktır. Halkımızı inandırmamız gerekiyor.

T.M: Güzel Köylü dizisinin yöremize özellikle doğup büyüdüğün Bozüyük’e büyük bir katkı sağladığı malum. Turizm ve ekonomik açıdan gelişmeler var. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

P.C: Köyümüzün tanıtımı anlamında diziler büyük katkılar sağlamaktadır. Emeği geçen herkesi kutlar, teşekkür ederim. Allah nasip eder de milletvekili olursam bu tür faaliyetlerin devamını ve diğer İlçelerimizi de yayılması için uğraş vereceğim.

T.M: Işıklar içerisinde yatsın. Ahmet Yüksel arkadaşımızı burada anmadan geçmeyelim. Rahmetli için başka ne söylemek istersiniz?

P.C: Söylenecek çok şey var. Ama özetlemek gerekirse Bozüyük’ün bugüne, bu hale gelmesinde en büyük katkıyı yapan ve emeği geçen Ahmet kardeşimdir. Halkla hep iç içe yaşaması, verici olması, sorunlara çözüm araması, yoksullara ve fakirlere yardımcı olması ve özverili olması onun yapısında vardı.

T.M: Peyami Bey, Pınarbaşı’nın güzel akan suyu gibi hoş akıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Teşekkür ederim. Sizi özlemişiz. Benim için büyük bir keyifti. Siyasi yaşamınızda umarım, Pınarbaşı’nın suyu hürmetine iyi yönde akar gider. Her şey gönlünüzce olsun. Yatağanlılar adına da ve bir dostun olarak da,  sevindirici haberlerini bekliyoruz. Başarılar diliyoruz. Son olarak ne söylemek istersiniz?

P.C: İyi dilekleriniz için asıl ben teşekkür ederim. Benim siyasete soyunmam ve milletvekili olmamdaki amacım Muğla halkına hizmet vermek, bugüne kadar çözülmeyen sorunları çözmek için gece gündüz çalışmaktır. Ankara bürokrasisini tanıyan birisi olarak bütün bu sorunları aşacağımı inanıyorum bugünlere gelmemi sağlayan yöre halkımı borcumu ödemek istiyorum. Bu toprakların çocuğu olmaktan gurur duyuyorum. Muğlalı olmak bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı ben, bu dönem halkıma hissettirmek istiyorum. Hepinizi çok seviyorum. Güveninizi ve desteğinizi bekliyorum. Gereğini yapacağınıza inanıyorum. Tüm Muğlalı hemşerilerimi saygı ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın…

 

 

 

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2015, 20:03
YORUM EKLE
YORUMLAR
ferhat
ferhat - 7 yıl Önce

ulalı mustafa'yı destekleyeceğinize yatağanın öz evlatlarını destekleyin

SIRADAKİ HABER

banner68