YATAĞAN’IN GURUR DUYACAĞI USTA FOTOĞRAF SANATÇISI NEVZAT ÇAKIR

Eline fotoğraf makinesi alan herkes fotoğraf çekebilir ama bunu bir sanata dönüştürmek kolay bir iş olmasa gerek. Usta fotoğrafçı Nevza Çakır, bunu başarmış ender Muğlalı sanatçılarımızdan biridir. Ulusal ve Uluslararası birçok ödüle layık görülmüştür. Üstelik asıl mesleği diş hekimi olmasına rağmen, bunca uğraşının arasında birde Muğla’mızı ve kültürünü anlatan “ Sabır Çıkmazı” adlı roman kitabını yazmıştır. Bir koltuğunda üç karpuzu taşıyan özelliğiyle Yatağanlı olarak gurur duyuyoruz. Annesi Eskihisarlı olan Nevzat Beyle, 2008 yılında İstanbul—Osmanbeydeki diş hekimi muayenehanesinde tanıştık. Eşim İnci Hanım da Eskihisarlı olduğu için birçok ortak tanıdık çıktı. Bu söyleşiyi arkadaşımın kızı Ayperi Turgutoğlu ile birlikte giderek İstanbul—Ulustaki Nevzat Beyin evinde gerçekleştirdik. Söyleşi esnasında ablası Canses Hanım, eniştesi karikatürist Halit Şekerci ve eşi Sema Hanımda vardı.

YATAĞAN’IN GURUR DUYACAĞI USTA FOTOĞRAF SANATÇISI NEVZAT ÇAKIR
HABERİN GALERİSİ
Nevzat Çakır röportaj

Nevzat Çakır röportaj

 Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Nevzat Çakır: 20 Nisan 1941 Muğla doğumluyum.

T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?

N.Ç: Baba tarafım Ula kökenlidir. Hacıçakır sülalesi olarak anılır. Anne tarafım Eskihisar kökenlidir. Annem Feriştah Hanım, Fuat Beyin kızıdır. Abdullah Ağa’nın torunudur.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?

N.Ç: Okul öncesi Eskihisar’da eski köyde tel arabalar yapar, süsler oynardık. İlk bisikleti biz getirdik. Önce biz biraz biner ve sonra arkadaşlarımıza verirdik. Arkadaşlar bizi beklerdi.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?

N.Ç: Muğla’da İnönü İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim Şakire Ertekin, Mustafa Oran Müdürümüzdü. Çok yaramazlık yapardık. Her akşamüstü futbol oynardık.

T.M: Ortaokulu nerede okudunuz?

N.Ç: İstanbul’da Şişli Ortaokulu’nda okudum.

T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?

N.Ç: Liseyi Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Edebiyat Öğretmeni Behçet Necatigil’in öğrencisi olma onurunu yaşadık. Edebiyat sevgisini hocamızdan aldık.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nelerdir?

N.Ç: İstanbul Üniversitesi –Dişçilik Fakültesi’nde okudum. O dönemdeki arkadaşlarımla ilişkilerimiz diğer üniversitelilerden daha farklı, daha köklü ve daha bağlı olarak sürmektedir. Her yıl mutlaka bir yerde toplanırız. Bu sene Eskişehir’de toplanacağız.

T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?

N.Ç: Askerliğimi 131 Piyade Alayında Hayrabolu’da yedek subay olarak yaptım. Bu yüzden Hayrabolu’da Diş Hekimi Muayenesi açtım. Hem Alayda hem de kendi muayenemde iki yıl boyunca bir fiil diş hekimliği yaptım.

T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız? Anlatabilir misiniz?

N.Ç: 1967 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Kıbrıs Çıkartma Birliklerine 400 yataklı Askeri Hastaneye tayinim çıktı. 4 ay boyunca harekât sürdü. Sonra tekrar Hayrabolu’ya döndüm. İlginç ve çok farklı günler yaşadık.

T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınıza nerede başladınız?

N.Ç: Önce askerde muayene açtım. 5 yıl boyunca İstanbul’da polikliniklerde çalıştım. Daha sonra Muğla’ya geldim ve muayene açtım. 5 yıl Muğla’da çalıştıktan sonra 1978 yılında Osmanbey’de son muayenemi açtım. 2014 yılı Aralık ayında da muayenemi kapatarak emeklilik hayatıma başladım.

T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşabileceğiniz anınız var mı?

N.Ç: 1972 yılında Muğla’da açtığım muayeneme CHP’nin Muğla İl Başkanı Hamdi Maral Abi parti kayıt defteriyle geldi. Babamın CHP’li olması nedeniyle partiye kayıt olmamı istedi. Memnuniyetle kabul ettim. O hafta İlçe Başkanlığı seçiminde İlçe Başkanlığı’na adaylığımı koymamı istedi. Annemden yeminli olduğum için kabul etmedim. (Rahmetli babam Abidin Çakır 1944-1950 yıllarında CHP Milletvekilliği yaptı.) Seçimde benim reddim kaale alınmadı. Gıyabımda İlçe Başkanı seçilmişim. Ancak ben dilekçe vererek bu işi bitirdim. Yerime Orhan Çakır İlçe Başkanı seçildi.

T.M: Ne zaman evlendiniz?

N.Ç: 13 Eylül 1971 yılında Sema Hanımla İstanbul Saraçhane’deki Evlendirme Dairesinde evlendim.

T.M: Çocuklarınız var mı?

N.Ç: Evliliğimden 2 oğlum oldu. Büyük oğlum Burak Çakır Yıldız Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olup, 2 kızı vardır. Küçük oğlum Berke Çakır Bilgi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunudur.

T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

N.Ç: Günlük hayatımda kitap okuma, yazma, fotoğraf çekme ve fotoğraf karesini bilgisayar boyutuyla uğraşarak sanatsal özelliklerini kazandırma çalışmaları yapıyorum.

T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?

N.Ç: Ortaokuldan beri kitap okumak bir yaşam biçimi olarak devam ediyor. Türk ve Dünya Edebiyatı dahil her türlü kitabı okurum.

T.M: Nevzat Bey fotoğraf çekme merakı sizde nasıl başladı?

N.Ç: 1970 yılında muayenemde diş röntgeni banyo etmek için karanlık odaya aldığım bir fotoğraf agrandizör ile fotoğrafçılığa başladım. Bu tarihten itibaren hiç aralık vermeden halen fotoğraf çekmeye devam etmekteyim.

T.M: Sizi fotoğraf sanatına ilerlemeye yönelten etkenler nelerdir?

N.Ç: Fotoğraftan etkilenmemek mümkün mü? Hayatımızın her aşamasında fotoğraf var.

T.M: Fotoğraf çekerken dikkat ettiğiniz unsurlar nelerdir?

N.Ç: Fotoğrafın iki temeli var. Bir felsefesi bir de tekniği var. Bunları mantıklı, dürüst, güçlü bir biçimde yoğurunca ortaya fotoğraf sanatı çıkar. Fotoğrafın en kolay ve kitleler tarafından tercih edilen ve uygulanan boyutu kolay başarıya ulaşmaktan geçer. Esas olan fotoğrafın tekniği değil, içeriği ve felsefesidir. Artı emektir.

T.M: Örnek aldığınız, etkilendiğiniz veya tarzıyla sizi kendine hayran bırakan fotoğraf sanatçıları var mı?

N.Ç: Ulusal ve Uluslararası fotoğraf dünyasında bizi etkileyen birçok fotoğrafçı var. Bunlardan birini ikisi seçmek doğru olmadığı gibi etikte olmaz. Ama hakları da ödenmez.

T.M: Gelecekte ne gibi projeleriniz var?

N.Ç: Biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bu yolda paramızı, zamanımızı, düşlerimizi ve sözün kısası bütün gücümüzü harcıyoruz. Gerisi topluma kalıyor.

T.M: Size göre bu işin asıl tekniği nedir?

N.Ç: Günümüzde bunları merak etmeye hiç gerek yok. Telefonla dahil satın alınan her makine, ışık hızıyla bunları gerçekleştirmektedir. Yani başarı teknikte değil, kültürde ve birikimdedir.

T.M: Bu sanata gönül verenlere ne tavsiye edersiniz?

N.Ç: Çok kısa belirtmek, altını çizmek gerekirse söylenecek söz basittir. Yol buradan geçer. Hiç bıkmadan çalışmak, öğrenmek ve fotoğrafla kalkıp, fotoğrafla yatmaktan geçer.

T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız? Uluslararası ödülünüz var mı?

N.Ç: Ulusal ve Uluslararası birçok ödülüm var. En önem verdiklerimi yazmak gerekirse; Ulusal boyutta: 1984 yılı Yunus Nadi—Siyah Beyaz Fotoğraf Ödülü, 1987 yılı İş Bankası –Siyah Beyaz Büyük Fotoğraf Ödülü. Uluslararası boyutta: AFİYAP unvanına sahip birde Belçika AFİYAP Ödülü var. Ayrıca Romanya’da Portre Dalında birincilik ödülüm var.

T.M: Aydın kişi kimdir?

N.Ç: Bir filozof diyor ki ‘’ Entelektüel olabilmeniz için babanın üniversite mezunu olması yetmez, dedende üniversite mezunu olması gerek.’’ Parkur bu, yorumu size ait.

T.M: Daha çok hangi tür fotoğraflar çekiyorsunuz?

N.Ç: Fotoğrafın teknik boyutu değil, kültürel boyutu kişinin birikimiyle gerçekleşir. Söyleyecek sözün yoksa teknikte virtüöz olsun sonuç almak mümkün olmaz. Özgün, yalnız seni ilgilendiren, yaratıcılığını sahiplendiğin imgeler kullanmadığın takdirde o yapıtın sanatsal boyutundan söz edilemez. İsteyen anlar, istemeyen anlamaz.

T.M: Bu mesleği yaparken başınızdan geçen bir anıyı anlatabilir misiniz?

N.Ç: Fotoğrafta benim en önem verdiğim olmazsa olmazların başında insan faktörü gelir. Sözün kısası, insansız fotoğrafı pek benimsemem. Bu insansız fotoğrafın sanatsal boyutu yoktur demek değil, benim gerçeğimin yansımasıdır. Bu yüzden insanlarla ilişkiye çok önem veririm. Her karemde mutlaka bir insan figürü olsun istememin bir gereksinimi de bu. Mesela Ödemiş—Birgi’nin sokaklarını dolaşıp kemanıyla yöresel ezgiler çalan sokak kemancısının ilk fotoğrafını ben çektim. Bu anımı unutamam.

T.M: Bir derneğe kayıtlı mısınız? Ünlülerle çalıştınız mı?

N.Ç: İFSAK onur üyesiyim. İFSAK’ta Türk fotoğrafına iz bırakan 10 fotoğrafçısıyla 10 söyleşi gerçekleştirdim. Başta Ara Güler olmak üzere son Doğan yayıncılık ödülünü alan Ozan Sağdıç’ta listemdeydi. Dünya Yayıncılıktan yayın aşamasına kadar gelip gerçekleşmeyen bu söyleşilerin kitap projesi, yaşamımda eksik kalan birçok proje arasındadır.

T.M: Sanat Dünyasında hangi ünlülerin fotoğraflarını çektiniz?

N.Ç: 10 Fotoğrafçı dışında Sanat Dünyasında Yaşar Kemal, Hülya Koçyiğit, Fikret Hakan, Levent Kırca, Emre Kongar, Tuncel Kurtiz ve birçok ünlünün fotoğraflarını çektim.

T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı? Muğlamızı anlatan “Sabır Çıkmazı” adlı romanınızdan bahseder misiniz?

N.Ç: 1941 Muğla doğumlu olduğumu belirttim. İlkokulun 3. Sınıfını Muğla’da okuduktan sonra ablam ve ağabeyim İstanbul’da okudukları için bende İstanbul’a gelip ilkokul 4. Sınıftan itibaren İstanbul’da okudum. Yazları Eskihisar Köyü’nde ( Stratonikeia), kışları İstanbul’da bir ömrü devirdik. Sözün kısası iki kültürü de yaşadım. Biliyorum güzelini ve acısı fazlasıyla tattım. Bu anılar bana yazma yükümlülüğünü yüklediler. İki kültür karşılaştırılmasından bir üçleme doğdu. Birinci kitabım “Sabır Çıkmazı” 2003 yılında yayınlandı. İkinci Romanım “ Üç Kar Tanrıçası” bugünlerde Eksi Artı Yayınevi tarafından basımı yapılacak. Üçüncü Romanım “Gök Mavi” yazım aşamasındadır.

T.M: Nevzat Bey, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?

N.Ç: Muğla, Muğlalı, Yatağanlı, Eskihisarlı ve bilhassa Stratonikeialı olmanın onurunu her daim yaşadım. Bu konuda kendimi mutlu sayarım. Ayrıca sorumlu da saydığım için hem fotoğraflarımla hem de romanlarımla bölgemin kültürünün adsız neferi olduğumu herkes bilsin. 

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2016, 16:49
YORUM EKLE
YORUMLAR
turan özdemir.
turan özdemir. - 4 yıl Önce

Romanlarının içeriğinden söz edilmemiş.stratonikea kültürünü simgeleştiren fotoğtafları varmı.? Magazinel bi söyleyişi diyebilriz.

Mahmut Mentar
Mahmut Mentar - 3 yıl Önce

Iyi bir sanatcimi bilmem ama son derece kaba ve karsisindakine zerre kadar saygi duymayan rahatlikla hakaretler de bulunan bencil bir kisiliktir kendileri...

Yavuz arslan
Yavuz arslan - 3 yıl Önce

Sanatçı oncelikle kibar olmalıdır Nevzat Çakir da bunun esamesini bile bulamazsiniz...

Ahmet Yigit
Ahmet Yigit - 3 yıl Önce

Kendi en ufak menfaati için karşısindaki insana hakaretten çekinmeyen bunuda internet ortaminda bile rahatlıkla yapan ve bundan kendi fotograf gurubu için çıkar saglamaya çalışan hiçbir zaman gerçek bir sanatçı olamamış şımarık kaba bir kişiliktir kendileri...

SIRADAKİ HABER