RUM KIZI ELENİ’NİN ATATÜRK’E YAZDIĞI AŞK MEKTUBU

 10  Kasım  Perşembe  günü   Atamızın   dünyaya   geldiği   Selanik’teki   evine   anma   programı   nedeniyle  katıldığımız   gezinin   ikinci   gününde   okuduğu   Bitola (Manastır)  şehrindeki   askeri  liseyi  de  gezdik  gördük. Çok  duygulu   anlar  yaşadık. Özellikle   Manastırda   Rum  kızı   Eleni’nin   çerçeve  içindeki   duvara  asılı   yunanca   yazılı  mektubun   orijinalini  görünce  heyecanlandık. Müze  yetkilileri   bu  mektubun   Türkçesini   bize    hediye  edince  çok  sevindik.
Şimdi  size  bu  aşk  öyküsünün  hikayesini  ve  mektubun   içeriğini  altta   yazacağım. Umarım  siz de  keyifle   okursunuz.
 Hikaye 19. yüzyılda gerçekleşiyor, Manastırlı güzel Eleni Karinte ve genç Mustafa Kemal Atatürk aşık olmalarına rağmen birbirine kavuşamıyorlar. Söz konusu aşkı birçok kişi balkanların Romeo ile Juliet’i olarak değerlendirmektedir. Aşk hikayesi bugün turistik bir atraksiyona dönüşmüş durumda. Belki de bu bölgedeki en büyük aşk destanını dinlemek, Manastır müzesindeki anıt odasını ziyaret etmek, Karinte’nin balkonu altında fotoğraf çektirmek ve Eleni’nin Atatürk’e yazdığı mektubu okumak için  ülkemizden turistler binlerce kilometre yol geçerek Manastır’a geliyorlar. Mektup   şöyle başlar:
”Çok seneler geçti, ben halen her gün senden haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla. Kağıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu yırt.
Manastırlı Eleni Karinte, bir gün tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır. Benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar çok seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum. Fakat, balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum”…
Yukarıdaki metin Manastırlı Eleni Karinte’nin askeri okulda eğitim alan genç Mustafa Kemal’e, yüzyıl önce yazdığı mektubun bir parçasıdır. Büyük Türk reformcunun onuruna yapılan anı odası Manastır Enstitüsü ve Müzesinde bulunmaktadır. Bu yapı önceleri Atatürk’ün eğitim aldığı askeri okulmuş.  Fotoğraflar, savaş çizimleri, kütüphane, büst ve balmumu figüründen oluşan oda büyük reformcunun hayatının tüm sırlarını toplamış bulunuyor. Eleni’nin mektubu odanın merkezinde bulunmaktadır, Atatürk’ün müslüman, Eleni’nin hristiyan olması, dini ve sosyal kısıtlamalar dolayısıyla erken bitmesine mahkum olan büyük aşk, balkanların Romeo ve Juliet hikayesi, bir yüzyıl sonra olsa da turistleri çekmek için en önemli kozu teşkil etmektedir. Büyük aşkı anlatan mektubu tek nefeste okuyan turistler, Manastır’daki Şirok Sokak’ta bulunan Karin’in evi önünde fotoğraf çektiriyorlar, evin balkonu ise hüzünlü aşk hikayesini anımsatıyor.
1896 yılında Genç Harbiyeli Mustafa askeri lisesinde okumak için Selanik’ten Manastır’a geliyor. Genellikle Şirok Sokak’ta geziniyormuş, 1897 yılında Paskalya öncesi öğleden sonra, zengin tüccar Eftim Karinte’nin evinin balkonunda güzel Eleni’yi fark ediyor. Söz konusu ev bugün de sokağın köşesinde, Epinal otelin karşısında bulunmaktadır. Eleni de kayıtsız kalmıyor, balkondan gizlice, mavi gözlü, güzel görünüşlü, uzun boylu Atatürk’e bakışlar atıyormuş. Böylece Atatürk her gün evin önünden geçiyormuş, Eleni ise onu balkonda bekliyormuş. Aralarında güçlü ama yasak aşk doğmuş. Eleni Atatürk’le çıkabilmek için evdeki bodrumlardan kaçıyormuş. Manastır’dan birlikte kaçmışlar, ancak Eleni’nin babası onları yakalamış, kızı eve kapatmış, ardından Florina’da ev alıp oraya yerleşmiş. Eleni’yi oraya zorla götürerek bir adamla evlendirmişler. Eleni’nin  mektubu şöyle  devam  eder:
‘’Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağlamadım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı. Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi söyledi. Ben kendisine, ‘Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum’ dedim. Babam beni hiç bir zaman affetmedi ve ben de kendisini affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim. Ebediyen seni seven ve seni bekleyen, Eleni Karinte’n.”
Eleni hiç evlenmemiş, hayatı uzun sürmüş, seksen’ yaşında Florina’da ölmüş.
Mustafa Kemal daha sonra modern Türkiye devletinin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Dolayısıyla Atatürk (Türklerin Atası) ismini alıyor. Latife hanımla evleniyor, ancak evlilik sadece iki yıl sürmüş. Atatürk ve Karinte asla bir araya gelmemişler.
Balkanların Romeo ve Juliet’inin aşk destanı nesilden nesile aktarılıyor. Bazıları Karinte’nin orijinal mektubun aslı tarihsel arşivlerde bulunduğunu söylüyorlar. Bazıları ise sadece bir efsaneden ibaret olduğunu vurguluyorlar. Yine de Manastırlılar arasında söz konusu aşk bugün de konuşuluyor.
Atatürk’ün biyografisinde bu aşkı teyit edecek herhangi bir yazılı belge bulunamamış. Türkiye’nin bilimsel çevreleri tarafınca Eleni’nin yazdığı inanılan mektup dışında, başka belgelerin olmadığını, dolayısıyla hikayeye çok önem verilmemesi gerektiği tavsiye edenlerde var.
Not:’’ Biz  Devrimciliği, Devletinizin Devrimcisi  Atatürk’ten  öğrendik’’ diyen  Küba  Devlet  Başkanı  Fidel  Castro’nun  ölümüne  çok  üzüldüm. Büyük  Devrimciyi   unutmayacağız. Ruhu  şad  olsun.
YORUM EKLE

banner68