Şairlerimizden Nağmeler !..

--Arif Karakoç’tan “Topraksız” şiiri:

“Gözyaşıma yerim yoktur/ Sulu sulu ağlayamam/ Sesime yerim yoktur/ Özgür türkü söyleyemem!..// Damlara direk kurdular bizi/ Nar gibi çatladı başımız/ Altımız toprak ama/ ‘Topraksız’a çıktı adımız!..// Bebelerimizin toprak yemesi/ Yurdu cebine doldurmak istemesi/ Gülmesi delice/ Ağlaması tüm gece/ Hep bundandı!..// Kavun, karpuz kökeni/ Haksıza gidince ilk dökeni/ Daha dökemedi...”

--İbrahim Ergin’den efsane olmuş “Madımak” şiiri:

“Ah Cahit Külebi, ahh/ Sivas, senin bildiğin Sivas değil/ Şimdi Sivas yollarında geceleri/ Birtakım adamlar tutmuş yolları/ Dişleri kirli, sarı/ İrin gibi suratları/ Bir oteli yakacaklar/ Ve içindeki aydınları!..// Kiminin başında türban/ Kiminin elinde Kur’an/ Kiminin elinde benzin bidonları!..// Ah Cahit Külebi ahh/ Sen görmedin bu adamları/ Şimdi Sivas yollarında geceleri/ Ağır ağır giden kağnıların gıcırtıları değil/ Diş gıcırtısı duyduğumuz/ Nerde o bıçak gibi esen rüzgâr/ Gayri madımaklar öksüz/ Madımaklar filiz sürmüyor/ Köşebaşlarını tutmuş birtakım adamlar/ Dişleri kirli, sarı/ Göbeğe kadar sakalları/ Nerde o güzeller güzeli türkü; / -Oy madımak-/ Gayri kimin içinden gelir oynamak/ Bir can korkusu/ Bir yanık kokusu sarmış göğü/ 37 şehit, 37 can/ Yerlerde sürünüyor bir bayrak adam/ Arslanım, pirim, Pil Sultan!..// Ah Cahit Külebi ahh/ Sivas senin bildiğin Sivas değil/ Onlar 37 candılar/ Orda polis vardı, jandarma vardı/ Onlar harcandılar/ Bu yas, senin bildiğin yas değil!..”

-- Cahit Sıtkı Tarancı’dan “Kadın Göğsü” şiiri:

“Bir kadın göğsü başlarsa konuşmaya/ En güzel deniz olur/ En sakin demiyorum/ Başın döner dalgasından/ Nereye gittiğini unutup/ İntihar etmek istersin/ Baktıkça bu muhteşem denize/ Vapurdan atlayanlara selâm!..”

--Bizim deli Orhan Veli’den “Rönesans” şiiri:

“Yarın rıhtıma gitmeli/ Rönesans çıkacak vapurdan/ Bakalım nasıl şey Rönesans/ Kılığı, kıyafeti nasıl/ Şık mı, sünepe mi/ Siyasi mi, bastonu var mı elinde/ Yoksa kâküllü, bıyıklı/ Hokkabaza mı benziyor?/ Ambardan mı çıkacak, kamaradan mı?/Yoksa ateşçi filân mı?/ Çalışarak mı geliyor vapurda?”

--Muammer Özler’den “İçimdeki Sevinç” şiiri :

“Öğretmen çıktığım günün/ Bir akşamüstüydü/ Adabelen’den tahta bavulumu/ Alıp yürüdüğüm/ Ortaklar İstasyonu’na doğru/ Yeni yeni duygularla...// İçimde bir coşku/ Yüzümde bir sevinç vardı/ Küplüce Köyü’ne vardığımda/ Bir mutlu günün başlangıcıydı/ İlk derse girdiğim/ Ve elime alıp ak tebeşiri/ Karathtaya ‘Başöğretmen Atatürk’ diye yazdığım!..// Öylesine güçlüyüm artık/ Öylesine coşkuluyum ki/ Bunca dağları aşmaya/ Bunca yokuşları çıkmaya!..”

--Ha bu da Yunus Emre’den size bir armağanım olsun:

“İlim, ilim bilmektir/ İlim kendini bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Ya nice okumaktır!?// Okumaktan murad ne/ Kişi hakkı bilmektir/ Çün okudun bilmezsen/ Ha bir kuru ekmektir!..// Okudum, bildim deme/ Çok tâat kıldım deme/ Eğer Hak bilmez isen/ Abes yere yelmektir!..”

Yahu şu bize ayrılan arsa payımız yine bitiverdi, halbuki daha birkaç seçme şiir daha yazacaktım, eli koynunda kalakaldım yine!.. Ne olur bu seçme şiirleri kesip de saklayınız, sonra çok pişman olursunuz, benden hatırlatması...

YORUM EKLE

banner69

banner68